Daha birkaç gün önce, Urla Belediyemizi alkışladık. Akdeniz ikliminin doğaya ve bize armağanı enginar için öyle bir festival yaptılar ki Avrupa’dan, uzak Asya’dan, ülkemizin dört bir yanından on binler Urla’ya akın etti.
Hemen öncesinde Çeşme Alaçatı ot festivali öyle coşkulu kutlandı ki, stantlar aylar öncesinden kapış kapış gitti, yüzbinler Alaçatı Çeşmedeydi. Oteller, restoranlar, kafeler ‘kapalı gişe’ hepsi doluydu etkinlik boyunca.
Karaburun’a ne demeli? O endemik mis kokulu çiçeğini öyle güzel bir tahta oturttu ki demeyin gitsin. Nergis Festivali sayesinde Karaburun’u tanımayan kaldı mı? İzmir Karaburun arası tüm yol boyu trafik kilitlendi. Yine de kimsenin keyfi kaçmadı, bölgede müthiş ekonomik canlılık yaşandı. Milyarlar versen bu güzel reklamı yapamazsın.
Menderes Belediyesi her yıl Mandalin Şenliği, festivali yapar. Seferihisar benim mandalinim daha güzel, daha lezzetli der, iki ilçenin tatlı rekabeti Seferihisar Mandalina festivalinde de yaşanır. Oteller dolar, esnaf bayram eder, ilçelerin tanıtımı ülke sınırlarını aşar.
Menemen’in Emiralem çileğine ne demeli. Çilek Şenlikleri ilçe halkını coşturduğu kadar kalkınmada da çok önemli rol oynar.
Buca çekirdeksiz İzmir Üzümü, Karabağlar ise kokusuyla, tadıyla ünlü razaki üzümü, en güzeli Kavacık Üzümü ile tanınır. Üzüm festivalleri düzenlenir. Kültür sanat etkinlikleriyle desteklenir.
Menderes Tekeli Yörük şenlikleriyle, Bergama Kozak Şenlikleriyle, Aliağa Emek Şenliğiyle, Dikili Demokrasi Festivaliyle, Foça Arkeolojik ve Kültürel miras Festivali’yle, Kemalpaşa çocukluğumuzun kulaklarına taktığı en sevdiğim, Kiraz festivaliyle, Güzelbahçe Bardacık Festivali’yle, Narlıdere rangarenk, Bayındır mis kokulu Çiçek Festivali’yle, Tire Gastronomi Festivali’yle, Ödemiş Bademli Meyve Fidanı Festivali’yle öne çıkıyor. Tüm İlgili odalar ve Belediyeler elbirliği ile yörelerinin tanıtımı için çalışıp çabalıyorlar.
Birkaç dönem öncesine kadar İlçemiz Konak’ta da uluslararası Edebiyat, kültür sanat günleri düzenleniyordu. Bu çok önemliydi, çünkü ne ürün yetiştirecek bir toprağımız vardı ne de başka bir olanağımız. Kültür, sanat, bilim dışında tutunacak pek bir dalımız yoktu. Eskişehir de Yılmaz Büyükerşen hocamız dan etkilenip açılan birkaç müze modeli ve kültürevi de kapatıldı bu dönem. Zahmet edip Eskişehir’e kadar gidiverselerdi keşke, yine de kapatırlar mıydı? Bu kafayla fark etmeyecekti sanırım. Kütüphaneler zaten gereksiz görüldüğünden kapatıldı. Şehrin yetiştirdiği ünlü yazarımız Tarık Dursun K Anıevi de yok edildi.
Konak Belediyemiz ne elindeki turizm cevheri olarak işlenmeyi bekleyen 1350 Eski Rum evinin farkında, ne de yüzlerce Uluslararası bilim, kültür, sanat insanının farkında. Görmezden gelmek, değersizleştirmek gibi görünebilir sizce. Hiç öyle değil, tarih her zaman doğruyu haklı çıkarır.
Dünyada ses getirecek festivallerle anılmak, şehre değer kazandırmak dururken enerjilerini karşıdan baktıklarına laf yetiştirmeğe, boş işlere harcamamaları gerekir. Belki bir gün sağa sola şirin görünme FESTİVALİ son bulur.
MUTLULUK keyfiyetle bireysel değil, keyifle toplumsal olmalıdır.














