Mahatma Gandhi, İngiliz Sömürgesi olan Hindistan’ın bağımsızlığına kavuşmasında önemli rol oynamıştı. Mahatma ( Yüce Ruh) olarak bilinen güçlü bir liderdi. Londra da okuyup Avukat olmuştu. Ülkesine döndü, İngilizlere karşı savaşmaya karar verdi. İşçiler, köylüler ve halktan büyük destek gördü. Tüm yaşamı sade ve gösterişsiz geçti.
Hindistan’a gittiğimde, konutunda özel eşya olarak bir tabak, çatal, gözlük, üzerine sardığı peştemal benzeri yerel giysi ve bir çift sandalet görmüştüm. Odada bir de üzeri beyaz çarşafla örtülü somyadan başka hiçbirşeyi yoktu.
Ülkemizde Fetö oyunları tezgahlandığı, siyaset, ekonomi, eğitim hayatımızın türlü oyunlarla döndürüldüğü günlerdeydik. CHP için de@ bir plan yapıldı. Baykal Partiden, Genel Başkanlıktan ayrıldı. O günlerde Ankara Belediye Başkanı Melih Gökçek ve AKP Adıyaman Mv. İle yolsuzluklar üzerine tv de yapılan tartışma programlarından halkta yarattığı olumlu intiba ile ayrılan Kemal Kılıçdaroğlu CHP de Genel Başkan oldu.
İlk bakışta fiziken Gandhi ye benziyordu. Hemen “Gandhi Kemal “ benzetmesi yapıldı.
Gandhi ılımlı siyaset yapıyordu, barışçıl mücadeleden, siyasetten yanaydı. Hatta Gandhi’nin bilinen “tuz yürüyüşünü” , Enis Berberoğlu’na yapılan hukuksuzluğa karşı “ adalet yürüyüşü” olarak yaptı.
Diğer taraftan Alevi dostlarımız 1400 yıldır, görmezden gelinmiş, yeterince sayılmamışlar, siyaseten çok önemli mevkilere gelememişlerdi. Kemal Bey bu anlamda önemli bir boşluğu dolduruyor, CHP nin vizyonunda tarihi bir görevi de yerine getiriyordu.
Kemal Bey’in halktaki karşılığı olan Gandhi sempatisi ile başlayıp yükselen oy oranı kısa sürede düştü. CHP Kemal Bey ile girdiği tüm seçimleri kaybetti. Yalnız CHP değil kaybeden koca bir ülkeydi. Halkın ekonomik durumu gitgide bozuluyordu. Kamu malı limanlar, fabrikalar satılıyor, Atatürk ilkeleri örseleniyor, devrimler görmezden geliniyordu. Son seçimlerde de bariz hatalar yeniden yapıldı, ülke AKP ye teslim edildi.
Yapılan 38. Kurultay sonucu Sn Özgür Özel CHP de Genel Başkan olarak seçildi. Hemen ardından yapılan yerel seçimlerde ezici bir çoğunlukla hem Büyükşehirleri, hem de 40-50 yıldır kazanılamayan İlleri CHP kazandı. Halk bunu tercih etmişti. Özgür Özel enerjisi ile Partiye yeni bir güç, vizyon vermişti. Gidilmez, girilmez denilen yerlerde dolu, coşkulu alanlarla mitingler yaptı. Kısaca önümüzdeki Genel Seçimlerde % 38-40 aralığında salt CHP oyu olduğunu gösterdi.
Bunu önce AKP gördü, CHP gümbür gümbür geliyordu. Bayram tatili öncesi, “hem piyasalar alışsın, hem de halk biraz unutsun “ dendi . Kurultay yok sayıldı mahkeme kararıyla. Kurultay öncesine döndüldü, Kemal Bey yeniden Genel Başkan kabul edildi yine o mahkeme kararıyla.
Kemal Bey keşke fiziğiyle benzediği kadar iç dünyası ve vasıflarıyla da benzeseydi Gandhi ye. Keşke yaptığı adalet yürüyüşünde taklit ettiği Gandhi yi iyi anlayıp bu hataları da yapmasaydı.
* Gandhi ; Muhaliflerini “düşman”dan çok yanlış yolda insanlar olarak görmeye eğilimliydi. Uzlaşma ve vicdana seslenme yöntemini kullanmayı tercih ederdi.
* Gandhi hem “uzlaşmacı ve barışçıl lider” hem de “ahlaki otoritesini çok güçlü kullanan bir figür” olarak farklı şekillerde değerlendirilirdi.
* İnsan hayatına zarar vermemeyi temel ilke sayıyordu.
* Hatalarını, iç çatışmalarını ve kişisel deneylerini yazılarında açıkça anlatıyordu.
Bu ilkelerden “İnsan hayatına zarar vermemeyi temel ilke sayıyordu” cümlesinin altını çizmek gerekir.
Kemal Bey bunun farkında mı?














