Milli Eğitim Bakanı, LGS sistemine yönelik eleştirileri yanıtlamış.
“Geri zekalıya anlatır gibi anlatıyoruz ama yetinmiyorlar.”
Bir cümleyle, sadece eleştirileri değil o eleştirileri yapanları da aşağılıyor.
Velileri, öğretmenleri, öğrencileri.
Yani halkı.
Bu ülkede eğitim sistemi zaten yıllardır bir deneme tahtası. Her gelen müfredatı değiştiriyor, her bakan başka sınav sistemiyle çıkıyor karşımıza. Her yıl bir önceki yılın öğrencileri “kurban” ilan ediliyor.
Sorular çalınıyor, göz göre göre.
Ve bu sistem eleştirilince cevap şu.
“Geri zekalıya anlatır gibi.”
Oysa asıl mesele, kimin anlattığı değil.
Kimin nasıl anladığı da değil.
Nasıl bir niyetle konuşulduğu.
2.500 yıl önce yaşamış Çinli filozof Konfüçyüs şöyle derdi.
“Bir insan bir şeyi anlamıyorsa, anlatan kendini sorgulamalıdır. Acaba doğru dili mi kullandım? Acaba yeterince açık mıyım?”
“Üstün insan, halkı eğitir. Küçük insan, halkı azarlamayı yönetmek sanır.”
Yani halkı suçlamadan önce, bir yöneticinin kendine dönmesi gerekir.
Neden anlatamıyorum?
Neyi eksik bırakıyorum?
Neyi karartıyorum?
Ama bizde, en ufak bir eleştiri hakaretle, aşağılamayla bastırılıyor.
Çünkü “anlamak” zahmetli bir iştir.
“Dinlemek” zaman ister.
“Kendini düzeltmek” ise cesaret.
Milli Eğitim Bakanlığı, sadece müfredat hazırlamaz.
Bir ülkenin geleceğini şekillendirir.
Öğretmene örnek olur, öğrenciye yön verir.
Ve kullandığı her kelime, o sistemin ahlaki pusulasını gösterir.
Bir öğretmen, sınıfta öğrencisine böyle bir cümle kursa.
“Sen geri zekalı mısın, anlamıyor musun?” dese,
sosyal medyada kıyamet kopar. Disiplin cezaları verilir.
Ama bir bakan söyleyince sadece “lafın gelişi” mi oluyor?
Hayır.
Bu laf bir “gelişin” değil, bir çöküşün habercisi.
Sayın Bakan,
Halk size hesap sormazsa eğitim sistemi düzelmez.
Veliler susarsa çocuklar kaybolur.
Öğretmenler eleştirmezse, sistem çöker.
Ve halk sorduğunda, siz de yanıt vermek zorundasınız.
Ama anlatmak, azarlamak değildir.
Açıklamak, hakaret etmek değil.
Eğer gerçekten anlatmaya niyetiniz varsa, Konfüçyüs’ü hatırlayın.
“Halk seni anlamıyorsa, daha açık konuş.
Ama eğer halkı küçümsüyorsan,
Senin konuşacak hiçbir sözün kalmamıştır.”
Yani Sayın Bakan, “geri zekalıya anlatır gibi” değil, yurttaşınıza, eşit bir bireye anlatır gibi konuşun.
Çünkü bu halkın zekası, yıllardır susarak sabrettiği sistemden daha yüksek.
Ve bu halk bir gün size “anlatır gibi” değil, resmen anlatır.
Hem de sandıkta, hem de kelimeye bile ihtiyaç duymadan.














