sozbizde.com
  • ANA SAYFA
  • POLİTİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • SPOR
  • MEDYA
  • YAZARLAR
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
  • ANA SAYFA
  • POLİTİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • SPOR
  • MEDYA
  • YAZARLAR
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
sozbizde.com
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
Ana sayfa YAZARLAR

 Göçmen Bir Terzinin Günlüğünden….

ASAF DEMİRHAN Ekleyen ASAF DEMİRHAN
Temmuz 13, 2025
in YAZARLAR
0
 Göçmen Bir Terzinin Günlüğünden….
0
Paylaş
32
Gösterim
Share on FacebookShare on Twitter

Sevgili Marianne

Bundan tam yirmi iki yıl önce, o küçük terzihanemin kapısından içeri bir arkadaşınızla girmiştiniz.

Elinizde bir defter, Almanca-Türkçe sözlük ve bir avuç kelime vardı.

Benimse elimde sadece bir makas ve suskun bir dil…

İçimde anlatmak istediğim ne çok şey vardı, ama hiçbirine söz bulamıyordum.

Siz bu sessizliğe dokundunuz.

Her hafta iki saat geldiniz.

Zaman ayırdınız, sabır gösterdiniz, tekrar ettiniz, gülümsediniz, yüreklendirdiniz.

Sizin öğrettiğiniz her kelime, benim için yeni bir ilmekti.

Cümle kurabildikçe kendimi sevmeye başladım

Soru sordukça cesaretlendim.

Cevap verdikçe bu kente adım attım, insanların arasına karıştım.

Bugün işlerimi kendim yürütüyorsam, müşterilerimle kendi başıma konuşabiliyorsam, resmi dairelere yalnız gidebiliyorsam…

Bunda sizin büyük payınız var.

Sessizce, karşılıksızca, içtenlikle bir şey verdiniz bana: güven.

Sizin o günlerde ne hissettiğinizi, neden böyle bir şeye zaman ayırdığınızı tam olarak bilmiyorum.

Ama şunu biliyorum:

İnsan olmak bazen bir ilmek atmaktır.

Kopmuş bir hayatın ucuna sessizce ipliği geçirip desenli bir kumaş yarattınız…

Siz bana yalnızca dil öğretmediniz.

Hayatta yerimi bulmam için bir yol açtınız.

Ve o yolun taşları sizin sabrınızla döşendi.

Gözyaşlarının Rengi Yoktur…

İki saatlik öğle molasında yine sizinle Almanca sohbet ediyorduk.

Söz, Almanya’nın karanlık geçmişine geldi: Hitler dönemi…

Önce usulca gülümsediniz:

“Ben o zaman ilkokuldaydım. Hitler bize bir kahraman gibi anlatılırdı. Hepimiz öyle sanırdık. Gerçeği ancak yirmi yaşından sonra öğrendim,” dediniz.

Sesinde hayret vardı.

Biraz utanç, biraz da hüzün…

Size Steinwache Müzesi’nden bahsettim.

1900’lerin başında bir polis karakoluydu ama Nazi döneminde büyük bir işkence merkezine dönüşmüştü.

 Demokratlar Sosyalistler, Yahudiler, sendikacılar…  “Batı Almanyanın Cehenneminde sistemli olarak yok edilmişlerdi.

“60 yıldır Dortmund’dayım ama bu müzeye hiç gitmedim, Cesaret edemedim. Acılarla yüzleşmekten kaçtım. Bana vakit ayırıp müzeye götürürsen, görmek isterim.”

Steinwache: Sessizliğin Yankısı

Bir pazar günü birlikte yola çıktık.

Arabayı Dortmund otogarının arka tarafına park ettim.

Yaklaştıkça biraz sessizleştiniz.

“Bir göçmen arkadaşın rehberliğinde Steinwache müzesine geleceğim ülkemin gerçek rahi ile yüzleşeceğim aklıma gelmezdi,” dediniz.

Alt kattaki salonlarda işkence aletleri vardı.

Zincirler, kırbaçlar…

Auschwitz kampının maket planı…

Cam vitrinlerde susturulmuş hayatların eşyaları:

Tarak, yüzük, kolye, çakmak, küpe saat…

Eşyalar suskundu ama hafıza capcanlıydı.

İkinci katta sosyal demokratların direnişini anlatanmataryallar, yasak kitaplar, bildiriler…

Üçüncü katta,

Yazarlar, şairler, ressamların sendikacıların kaldığı hücreler vardı.

Bertolt Brecht gibi tanıdık isimlerin adları duvarlarda.

Hepsi size tanıdıktı.

Bana, zulme uğrayan insanların hayat hikayesini basit Almancacümlelerle anlattınız.

Bir an durdunuz.  Rengin değişti.

“Terzi… bana bir sandalye bul. Nefesim kesiliyor,” dediniz.

Oturduğunuzda ellerinizi dizlerinize koydunuz.

Bir süre öylece kaldınız.

Hiçbir şeye bakmıyordunuz.

Sadece geçmişin sessizliğinde dolaşıyor gibiydiniz.

Yüzleşme ve Teşekkür

Müzeden çıkarken danışmaya uğradınız.

Görevliye dönüp şöyle dediniz:

“Bugün ilk kez geldim buraya.

Kendi ülkemin karanlığına ilk kez bu kadar yaklaştım.

Hitler hakkında bilmediğim çok şey varmış.

Bu gerçeklerle beni tanıştırdığı için terziye teşekkür ediyorum” dediğinizde görevli şaşırmıştı.

Eve dönerken arabadaki sessizlikte şöyle dediniz:

“Biliyor musun… gözlerin rengi önemli değil.

Gözyaşları hep aynı.”

Bugün geriye doğru film sarıldığında: O bana dili öğretti.

Ben ona tarihi.

O bana aitlik duygusunu verdi. Ben ona yüzleşmeyi.

….

Ve bugün, ben. Altemarkt Meydanı’nda  bir masada oturup  gökyüzüne bakıyorum. Dolunay…

Ve aklımda bir kadın canlandı: Marianne.

Altı ay önce, geride yirmi yıllık dostluğu bırakıp sessizce göçüp gittiniz bu dünyadan.

Sizi ilk gördüğümde yaşlıydınız ama zihniniz ışıl ışıldı.

Terzihaneye bir arkadaşınızla geldiniz, elinizde fermuarı bozulmuş bir ceket vardı.

O gün tek kelime edememiştim.

Ama bir hafta sonra geldiğinizde şöyle dediniz:

“İstersen sana Almanca öğretebilirim.”Bir yıldan fazla, her Salı geldiniz.

Bir bilge, bir öğretmen, bir sanatsever…

Benim için bir anne gibi oldunuz.

Bizi tiyatroya ilk siz götürdünüz sevgili Marianne.

Mozart’ın “Sihirli Flüt” operasında ışıklar sönüp müzik başladığında kulağıma eğildiniz:

“Müzik, kelimelerin yetişemediği yeri onarır.”

Almanca öğrettiğiniz kadar Almanya’nın kültürünü de sevdirdiniz:

Tiyatroyla, müzikle, edebiyatla…

Dolunayı çok severdiniz. Tek isteğin onun doğuşunu izlemekti.

Yaz akşamları sizi arabayla alıp Dortmund’un yüksek tepelerine eşimle birlikte götürürdük. Bir gün size: “Neden bu kadar ısrarla dolunayı görmek istiyorsun?”

 “Dolunay bana insanların rengi, dili  ve milleti kim olursa olsun herkesin aynı olduğunu hatırlatıyor…”

dediniz.

Gökyüzünün yavaş yavaş kararıp, ufuk cizgisinin mora sonra diğer renklere döndüğü anda

eşimle  susar  senin dolunayla yaptığın dansı izlerdik.Ona bakarken mırıldanırdınız:

“Mond, so still und rund,

Halt meine Seele gesund.”

(Ay, ne kadar sessiz ve yuvarlak,

Ruhumu iyileştir, bana bırak.)

İki yıl önce Dortmund’dan ayrıldınız, başka bir şehre, yaşlılar yurduna taşındınız. Bizden bir parçanın kopuk gittini…Sonra telefon görüşmeleri başladı aramızda.

Son aylarda artık telefonlara çıkmaz olmuştunuz.

Çıksanız da adımızı ve sesimizi tanımıyordunuz. Buna rağmen aramaya devam ederdik.

Çünkü bilirim: Hafıza susar ama sevgi kalır.

Bir gün eşim, oğlunuzla telefonda konuştu.

Vefat ettiğinizi öğrendik…

O an makas kumaşı kesmez oldu.

İğne ilmek atmaz oldu…Bugün ben Almanca konuşabiliyorsam, bu kente, bu ülkeye kendimi ait hissediyorsam:

bu ilmeği siz attınız. Bu kumaşın örülmesinde sizin emeğiniz var.

İyi ki dokundunuz bize. Yoksa  ayrımcılığın ve ırçı söylemlerin yoğunluğunda son dönemde nasıl nefes alabilirdik. İyi ki sizler gibi insanları tanımışız.

Sizi asla unutmayacağız.

12 Temmuz 2025 – Dortmund

Asaf Demirhan

Post Views: 201
Önceki yazı

Sonraki Gönderi

SVANETİ – MESTİA – USHGULİ – BATUM (4)

ASAF DEMİRHAN

ASAF DEMİRHAN

Sonraki Gönderi
SVANETİ – MESTİA – USHGULİ – BATUM (4)

SVANETİ - MESTİA - USHGULİ - BATUM (4)

  • Çok okunanlar
  • Yorumlar
  • Son Haberler
Taşın Vicdanı, Suyun Dili

Taşın Vicdanı, Suyun Dili

Ekim 12, 2025
BİRAZ DA BİZ ÇOCUKLARI DİNLEYİN !

BİRAZ DA BİZ ÇOCUKLARI DİNLEYİN !

Mart 9, 2025
Ceviz Ağacının Hafızası

Ceviz Ağacının Hafızası

Ağustos 27, 2025
Bir çakma kilise iki yoldaş…

Bir çakma kilise iki yoldaş…

Ağustos 25, 2022
Savaş Mağduru Öğrencilerden Mektup Var

Savaş Mağduru Öğrencilerden Mektup Var

0
Nebati Margarinler Çağı

Nebati Margarinler Çağı

0
Pirus Generali

Pirus Generali

0
Bizden Karikatürler

Bizden Karikatürler

0
Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026
ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

Mayıs 31, 2026
Mustafa Yıldız’dan

Mustafa Yıldız’dan

Mayıs 31, 2026

Güncel Haberler

Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026
ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

Mayıs 31, 2026
Mustafa Yıldız’dan

Mustafa Yıldız’dan

Mayıs 31, 2026

Kategorilere Gözat

  • BASINDAN
  • BİLİM TEKNOLOJİ
  • BİZDEN KARİKATÜRLER
  • ÇEVRE
  • ÇİZER
  • DÜNYA
  • EĞİTİM
  • EKONOMİ
  • GENEL
  • GEZİ
  • GÜNCEL
  • GÜNÜN SÖZÜ
  • Hafta Ortası Karikatürü
  • İMECE DER
  • KADIN
  • KİTAP TANITIM
  • KONUK YAZAR
  • KÖŞE YAZISI
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • MEDYA
  • MİZAH
  • MÜZİK
  • ÖYKÜ
  • ÖZEL HABER
  • ÖZEL RÖPORTAJ
  • POLİTİKA
  • SAĞLIK
  • ŞİİR
  • SOSYAL MEDYADAN
  • SÖZ BİZDE
  • SÖZ SİZDE
  • SPOR
  • STK
  • TURİZM
  • Uncategorized
  • YAZARLAR
  • YEREL YÖNETİMLER
  • YORUM

Son Haberler

Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026


Künye: İmtiyaz sahibi: Engin Şirin

Genel Yayın Yönetmeni: Engin Şirin

Yayın Kurulu: Abit Dursun, İlhan Çifçi

Mazlum Vesek, Mustafa Yıldız

İletişim Bilgileri: 0533 656 43 73



Köşe yazıları yazarların görüşlerini ifade etmektedir. İçeriklerine ilişkin her türlü sorumluluk yazarına aittir.


© 2025 Sözbizde Tüm Hakları Saklıdır.

Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle


Künye: İmtiyaz sahibi: Engin Şirin

Genel Yayın Yönetmeni: Engin Şirin

Yayın Kurulu: Abit Dursun, İlhan Çifçi

Mazlum Vesek, Mustafa Yıldız

İletişim Bilgileri: 0533 656 43 73



Köşe yazıları yazarların görüşlerini ifade etmektedir. İçeriklerine ilişkin her türlü sorumluluk yazarına aittir.


© 2025 Sözbizde Tüm Hakları Saklıdır.