Salim Çetin’in 9 Haziran 2023 tarihli Yenigün Gazetesi’ndeki köşe yazısıdır.
Geçen gün televizyonda Hacer Foggo, kenar semtlerdeki derin yoksulluğu anlatıyor, belediyelerin ve merkezi hükümetin yaptığı yardımlarla yaşamını sürdüren insanların çaresizliklerini dile getiriyordu.
Hakikaten, gidin şehirlerin çeperlerine, bu gerçeği gözlerinizle görürsünüz.
30 Mayıs’ta, yazar ve fotoğraf ustası Lütfü Dağtaş’la eski Ülkü Sineması’nın olduğu bölümden başlayıp Ballıkuyu’yu boydan boya geçerek, Kadifekale’nin alt taraflarına, oradan daracık merdivenli sokaklardan Basmane’ye, Altıntaş’a kadar olan kısımları dolaştığımızda şehrin nerdeyse ikiye ayrıldığı bir kez daha ve yakından gözlemledik.
***
Bir yanda derin bir yoksulluk, semtin nerdeyse tümden imara aykırı yapılarla donatılmış hali, şehrin diğer kısımlarında ise en azından biraz daha gelişkin bir dünya…
İkiye bölünmüş bir kent…
Foggo’nun tarif ettiği yoksulluk, gezdiğimiz yerlerde apaçık hissediliyor; insanların keyifsiz halleri, giyim kuşamdaki pejmürdelik ve daha onlarca şey…
Sadece yoksulluk da değil; olmayan park ve yeşil alanlar, kreş, yaşlı bakımevleri ve daha onlarca şey de yok!
***
Ne yapsın burada oturan?
Bütün bunlara karşın buralarda sokaklar cıvıl cıvıl! Belli ki ailelerde, çocuk sayısıyla ilgili bir kısıtlama hatta bunun düşüncesi bile yok.
Ayrıca sokaklarda Suriyeliler, Lübnanlılar …
Sonra bizden, ağırlıklı olarak Güneydoğu’dan gelenler…
Tipik bir Ortadoğu şehrine ait mahalle kesiti gibi burası…
***
Uzun yıllardır, şehirlerimizdeki yoksulluğun derinleştiği, hükümetin yanlış politikaları yüzünden bu durumun artarak sürdüğü biliniyor.
Elbette şehirlerdeki bu yoksulluk ve işsizlik, sadece yerel yönetimlerin çabasıyla üstesinden gelinecek/ giderilecek bir sorun değil.
Merkezi hükümet politikalarının bundaki payı yadsınamaz.
Fakat gene de bizim yerel yönetim terminolojisinde “sosyal belediyecilik” diye bir kavram var.
Yoksulluktan etkilenen, gelir düzeyi eksik kalan insanlara yardım edilsin diye bu kavram ortaya atılmış.
Peki, işliyor mu?
Kısmen…
***
Belediyeler ve bir bölüm de merkezi hükümet yardım ediyor.
Ama belediyeye daha çok iş düşüyor bu konuda.
Çünkü bu insanlar, bu şehrin hemşerisi.
Bunun için belediyelerin bir de Sosyal İşler Müdürlüğü var.
Yardımlar daha çok, bu müdürlük eliyle yapılıyor.
Ancak benim görebildiğim bu yardımların etkinliği sınırlı gibi.
***
Nerden mi biliyorum?
İşte yukarıda anlattığım semtlerin görünen fotoğraflarından…
Bunda, belediyelerin bu mahallelerle bağının kopuk oluşunun etkisi olmalı.
PEKİ ÇARE?
***
Vakti zamanında Balçova Belediyesi’nin semt merkezleri vardı.
O merkezler mahalledeki kadınlara hitap eder, onlara dönük onlarca çalışma burada kotarılırdı.
Bu merkez, aynı zamanda belediyeyle mahalle arasındaki iletişimi de sağlar; mahalledeki engelli sayısını, kimin ihtiyaçlı olduğunu, parkların durumunu belediyeye bildirirdi.
Şimdi var mı bilmiyorum!
Ama harika bir ‘model’ olduğu ortada.
Bence bunu bütün belediyeler oluşturmalı.
Günümüzde pek çok belediyede esasında benzer semt merkezleri var ama bunlar biçki-dikiş kursu olarak çalışıyor ne yazı ki.
Bu da elbette yetersiz bir durum.
Oysa belediyenin o mahalledeki eli ayağı bu merkezler olabilmeli.
***

O HALDE …
Öncelikle bu mahallelerde semt merkezleri, yeniden yapılandırılmalı.
Bu merkezler, belediye çalışanları kadar o semtin gönüllü katılımcılarından oluşmalı.
Düşünsenize, mahalledeki eksik hizmetler bu merkezle birlikte saptanıyor ve onların da bilgisi dahilinde belediyeye iletiliyor.
Sıcak iletişim böyle bir şey.
Ve küçük bir elin değmesiyle giderilebilecek onlarca sorun ortadan kalkmış oluyor.
Ayrıca bu durum, o insanlarda, kurumun kendi yanlarında olduğu hissini uyandırmaya yetebilir.
Bu da az şey değildir.
Foggo’nun ‘gönüllere girme’ dediği kavram da sanıyorum bu olsa gerek.
Mahalledeki insanların katılımı bunun adı aynı zamanda.
***
Belediyeler şimdiki uygulamada piyasadan aldığı ürünleri ihtiyaç sahibi vatandaşlara ulaştırarak yardımı yerine getirmiş oluyor.
Bunun daha etkili yapılması için insanların dayanışma ve yardımseverlik duygularına hitap edilmeli, o katkılarla yardımlar çoğaltılmalıdır.
Aksi takdirde kısıtlı belediye bütçesiyle geniş bir yardım faaliyetinin yürütülemeyeceği açık.
Bu yardım setinin içinde; öğrenci yurtları, kreşler, yaşlı bakım evleri, tadilattan geçirilmiş ikinci el mobilyaların öğrencilere ve ihtiyacı olan aileler verilmesi ve gıda yardımı gibi bir dizi farklı öğe olmalı.
Bunlar olursa, Foggo’nun dediği gibi, insanların gönüllerine de girilmiş olunur.
Aksi, feci olur!

KAYNAK: https://www.gazeteyenigun.com.tr/gonullere-girmeden-secim-kazanilmiyor














