“Dünyalılar” Diye sözüm ona “solcu” bir site Muazzez İlmiye Çığ gibi bir kadınla Yılmaz Güney arasında “suç işleme” bakımından kıyaslama yapmış ve sormuş!


Mealen “İşlediği suç o kişinin sanata bilime katkısını inkar etmeyi gerektirir mi?”
Bildiğiniz malum yorumların tekrarlarını okuyunca insan dayanamıyor.
Bu benim onlara yanıtım oldu, buraya da taşımak istedim.
“Yılmaz Güney kadar taş düşsün başınıza! Anti komünist olmanın ölçüsü oldu Yılmaz Güney’e saldırmak.
Armutun bile bir olgunlaşma süreci vardır. İnsan “Ben devrimciyim” Dediği andan itibaren bütün yanlışlarından ve hatalarından soyutlanamaz. Bu bir süreçtir. İnsan kendini geliştirerek yanlışlarından arınabilir. Bu süreci Yılmaz Güney defalarca vurguladı. Ve bu konuda en çok eşinden yardım aldığını defalarca anlattı.
Yani kadın dövdüğü için övünmedi aksine kendini geliştirdikçe üzüldü.
Kaç defa bunu anlatırsa ikna olacaksınız?
Ölümlü trafik kazasına karıştığı için bir insanı kötülemek ne tür insanlığa işaret eder!?. Bu olay hukuk da bile “suç” değil “taksir”dir, yani istemeden, iradesi dışında oluşan bir olay. Bunu bile kullananlara biz “insan” mı demeliyiz?.
Adam öldürmüş! Umarım siz öyle bir olay yaşamazsınız. Benim gözlediğime göre herkes insan öldürebilir. Bunun bir çok nedeni olur. Yeter ki o gerekçeler oluşmasın!
Yılmaz Güney bildiğiniz gibi sicilli muhalifti. Şunun için yazıyorum, kamu görevlisinin öldürülmesi idamı gerektirirken bu kişi neden cinayetten 16 sene aldı?. Ben yazayım nedenini “ağır tahrik altında işlenen suç” olarak değerlendirildi mahkeme tarafından.
Yani “Hadi bugün bir hakim, savcı öldüreyim” diye çıkmadı evinden.
Cezasının bitmesine bir kaç ay varken kaçtı, istese daha ilk gün kaçardı. Kaçma nedeni “Güney” isimli bir dergi çıkarmış, bu dergideki yazıları nedeniyle yüzlerce yıl hapis istemiyle hakkında dava açılmıştı.
Biraz vicdan yahu!.
Onu Muazzez İlmiye Çığ gibi biriyle kıyaslamak için cahil değil cühela olmak gerekir!..”

















