Böyle bir ülkede doğmak ve ölene kadar burada yaşamak, bana önceki yaşamımdan verilen bir cezanın infazı değilse nedir?!.
Migros jet den iki parça alışveriş yaptım. Hani sözüm ona belli alışverişten sonra indirimli ürün teklif ediliyor ya! Kasiyer “Milli piyango bileti ister misiniz?” Diye sorunca, önce ne diyeceğimi şaşırdım.
Yıldırım Demirören’in gözünü nasıl bir hırs bürüdüyse artık!
“Hayır” Demem gerekiyor ancak enayi yerine konmaya dayanamadım!
“Altılı ganyan kuponu yok mu?” Soruma, benzeri soru olması nedeniyle “Dalga mı geçiyorsun?…” Diyemeyecek olan kasiyer ciddiyetini bozmadan “Yok” Dedi. Arkamda bekleyenler ne yaptı bilmiyorum!.
Bayii “Klimayı takanlara üç beş bir şey ver elektriği bağlarlar, yoksa bağlamaları yasak” Dediği servis elemanı iki genç klimayı takmaya geldi. Biri diğerine telefon için şarj aleti sordu. Bu genç benim şarj aletime küçümseyerek baktı ve kibirle “Benim telefonum Aphone” Dedi. “Samsung şarj aletinle yerini bil” Demese de, bir an için ben öyle demiş gibi hissettim.
Hadi bakalım şimdi bu adama “İki yüz lira vereyim de klimanın elektrik bağlantısını da yapın” Deyin, göreyim sizi!..
Paranın dini ve ırkı olmaz sözünün kanıtını Betonyol girişindeki küçük pasajda görebilirsiniz.
Hangi tarikata mensup olduğunu soramadığım bir küçük esnaf, sarıp sarmalamış kızlarıyla — onlar “Kapanmış” Diyorlar– hep birlikte satışa hazırladıkları, çeşitli renkler de Noel ağaçlarını süslüyorlar.
Fiyat sorana verilen “iki buçuk” kısa cevabı, pazarlığa açık olduklarını gösteriyor.
Aralığın son günlerine kadar ticaret yapıyor, ayın son günlerinde “Müslüman Noel kutlamaz” Etkinliklerine katılıyorlar!..
Ne demişler “Ziyaret ayrı ticaret ayrı”.. Bknz. İsrail ile ticaret!..














