Sadece profil resimleri öyle değil, -nedense- yazısının altına üstüne koyduğu resimleri de birebir aynı.
Öyle kasıntı resim verenlere halk arasında “Konsolos köpeği gibi kasılmış” Diye tanımlama vardır.
Akıllarınca karizmatik poz verdiklerini düşünüyor olmalılar.
Egoları onların olsun, lakin son uygulamalara “bu faşizm” diyenlere “Biz neler yaşadık gördük” diye böbürlenenlere, yaşadıkları baskıyı ballandırmayan insanların “haddini bil” demek de haklarıdır.
Faşist uygulamaları gerçekten yaşamış insanlar, analizlerini öznel durumlarına göre değil, genel doğrulara göre yaparlar.
İsimler “Komünistle” başlayınca komünist olunmuyor! Leninist olduğunuz iddianız varsa örgütlenme modeli bellidir.
Bunu bilmiyor olamazsınız!
Salt sizin legal olmanıza izin veriliyor diye memlekette burjuva demokrasisinden söz edecek değiliz. Az önce eğitim-sen e soruşturma açıldı. Daha yeni İstanbul barosunun yönetimine son verildi. Ülke de gösteri ve toplantı yasakları bugün bir kez daha uzatıldı.
Sendikaların eli kolu bağlanalı yıllar oluyor. Muhalif olan herkes devlet şiddetine muhatap oluyor.
Kürt şehirlerine uygulanan kayyumlar İstanbul’a kadar geldi.
Kayyumlar Kürt şehirlerinde kalsaydı ne iyi olurdu değil mi?
Öyle olmuyor ama!
Siz legalsiniz diye ülke güllük gülistanlık değil! İsminizi “hak edecek” en küçük davranışınız olursa o şamar size de denk gelir, hiç kuşkunuz olmasın!..
Siz ve sizin gibilere neden dokunmuyorlar biliyor musunuz?
Sizler CHP kadar muhalif olamıyorsunuz, ondan size dokunmuyor, kendinizi “Kuru fasulye gibi nimetten saymanızı” istiyorlar. Ulusal sorunda aparat olmanız işlerine geliyor. Kenarda köşede kalan komünistleri, pasivize potanızda yok etmeniz işlerine geliyor.
Faşist uygulamaları hafife almanız işlerine geliyor. “Mayksizm” muhabbetinizin pratiğe yansımaması ve halkta karşılık bulmaması işlerine geliyor.
Fakat en önemlisi Kürt sorunu bir şekilde çözülürse var olma nedeniniz kalmayacağı için eriyecek olmanız işlerine geliyor.
Sendikalar da STK lar da halkın içinde yoksunuz. Bunu egemenler de biliyor.
Hele bir başınızı kaldırıp da tam karşı da yer alın! O vakit “baskının her türlüsü” size nasıl uygulanır hep birlikte görürüz!..
…
Bir süredir her sabah önce, evimin önündeki istinat duvarında açan çiçeklere sonra karşımdaki spotçuların işgal ettiği alana Konak belediyesinin diktiği dört ağaca bakıyorum.
Yeni yeşeren ağaçların arasına yerleştirilen üç bank, oraya oturup gelen geçene bakıyorum hissi veriyor bana. Oraya gidip oturmasam da, oturmuş gibi hissetmekte güzel.
Bu sabah öyle huzurlu hissetmedim. Sanki bir şeyler eksikti bu sabah.
Son zamanlar kendimle çok fazla konuşmaya başladığımı fark ettim.
Yaşlanıyor muyum acaba?
Daha öncede konuşurdum kendimle. Ne olacaktı ki? Yalnız yaşayan insan tabii kendiyle konuşacak. Ben sokaklar da yüzlerce insan görüyorum kendi kendine konuşan, gülen, sanki yanında biri varmış gibi sinirli sinirli mırıldanan. Siz fark etmediniz mi hiç böyle insanlar? Kendi kendinize şarkı da mı söylemiyorsunuz peki?.
Hadi canım siz de!
Akşam kendi kendime İmamoğlu’na dayanışma oyu vermeye söz vermiştim.
Net’e baktım benim gittiğim Eşrefpaşa pazar yerinde oy veriliyormuş. Gittim ama pazar yerinde değil 500 mt ileride Selahattin Akçiçek kültür merkezine gitmem gerekti.
Oflaya puflaya gittim. Mansur Yavşa pardon Yavaş olsaydı, son şovenizminden sonra gider miydim? Düşündüm! Sanırım giderdim, hani şu karınca var dı ya ağzında yanan ormana su taşıyan. O mesele!
Ama şunu da söyleyeyim çok “Yavaş” ve gönülsüz, acıcık yanmasını bekler öyle giderdim!.
Dayanışma oyunu atar atmaz bir hafifledim ki sormayın gitsin. Devrime çeyrek kaldı gibimsi haldeyim.
Bana Özgür Özel imzalı, dayanışmama karşılık bir teşekkür kartı verdiler. İki yıl önce Cumhurbaşkanı amblemli ve Erdoğan imzalı mektup bile gönderilmiş biri olarak, o mektubu yaptığım gibi bu kartı da hemen sakladım. Neden hemen sakladım?
Efendim, 90 lı yılların başlarında Şirinyer’de küçük bir dükkan açtığım için Buca esnaf odasına kayıt yaptırmıştım.
O zaman da Buca Belediye Başkanı’nı CHP- SHP işte onlar dan biriydi.
Bu başkan sen tut esnaf odasında kayıtlı herkese bayram kartı gönder. O vakit ikamet adresim ablamın evi.
Bütün akrabalarım bu bayram kartı nedeniyle benim belediye başkanıyla arkadaş olduğuma karar veriyorlar.
Ne kadar işsiz oğlu, kızı, damadı, gelini olan varsa gözlerime bakarak “Arkadaşına söyle bizim çocuğu da işe alsın” Diye önümü kesmeye başladılar. “Yok valla arkadaş değiliz” Diyorum. Bana kaş göz işmar ediyor “Merak etme senin hakkını veririz” Diyorlar.
Bir çoğu benimle bu nedenle küstü!
Neyse dayanışma için oy attım sabah ki sıkıntı kendiliğinden geçti gitti.
Ama bak peşin söyleyeyim, Özgür Özel benim arkadaşım değil!..














