Yenilgiden ders alamayan sol yapıların keskin söylemleri, bir tür çaresizliğin göstergesidir.
Çaresizlik, sonuç itibarıyla bu yapıları Aristo mantığa teslim eder.
Diyalektik materyalizmden uzaklaşır, Lenin’in işaret ettiği gibi “sol oportünizm çocukluk hastalığına” Yakalanır, bin bir zorlukla saflarına kattıkları insanların pasivize ve yok edilmesine neden olurlar.
Bu yıl Taksime çıkılmayacağını ilan eden sendikalar ve sendikaların çağrısına uyacak olanlar ihanetle suçlanıyor.
1 mayıs mitinginde bilmiyorum hiç sendikalarla yürüdüler mi bu arkadaşlar. Benim böyle bir teşebbüsüm olmuştu!
Sağıma ve soluma baktığımda, faşist bıyıkları çenesinin altına uzanmış, ellerinde sadece ulusal bayrak taşıyan yüzlerce “işçi” vardı ve kendimi hızlıca dışarı attığımda ilk aklıma gelen şeyin
“İşçi Sınıfının elinden canımı zor kurtardım” Olacağını düşünemezdim!..
Bir de “1Mayıs barış sürecine kurban edildi, sendikalar hep Kürtlerin elinde” Diye yazanlar var ki (amanıın Allaa!)… Bu kadarını Can Yücel’in şöyle tanımladığı “Yalçın Küçük ama mide bulandırır” kişisi bile düşünemezdi!
Peki!
“CHP nin kuyruğuna takılmak” Diyenlere ne demek gerek?
Dimitrov’un “Faşizme Karşı Birleşik Cephe” Desek bir anlam yaratır mı? Sanmıyorum, yine de söylemiş olduk!
Sevgili solcu! Arkadaşlar, hakkın kendinden verilmeyeceğini, zorla alınacağını elbette biliyorum.
Lakin bunu yani zorla alımı yapacak güce sahipseniz size sözüm yok. Peki o güce sahipmisiniz?!.
Aristo mantık tahta kaşığı “ama o tahta” diye tanımlar. Diyalektik materyalistlar çorba içerken kütük parçası değil kaşık kullanmak gerektiğini bilir!
Kadro kıyımı yapılırken tek suçlu egemenler olmaz!..














