sozbizde.com
  • ANA SAYFA
  • POLİTİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • SPOR
  • MEDYA
  • YAZARLAR
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
  • ANA SAYFA
  • POLİTİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • SPOR
  • MEDYA
  • YAZARLAR
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
sozbizde.com
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
Ana sayfa YAZARLAR

GÖRÜŞ…

Suat Gerçek Ekleyen Suat Gerçek
Ocak 10, 2026
in YAZARLAR
0
GÖRÜŞ…
0
Paylaş
4
Gösterim
Share on FacebookShare on Twitter

Gülse başka işin yok muydu?!. Cevabı zor soru bunlar.

Neden bozulan otobüsün yolcuları bizim otobüsümüze aktarıldığında onlara mültecilermiş gibi bakarız?

Neden her gördüğümüz haritada hemen Türkiye`yi bulmaya çalışırız? Millet olarak dünyada kaybolma kompleksimiz mi vardır?

Neden birbirimize sarılınca sağa sola sallanırız?

Neden öğrenciler ilkokul 5. sınıfa kadar öğretmene ‘öğretmenim’ diye seslenirken

6. sınıfta bir anda ‘hocam’ diye seslenmeye başlar?

Neden sınavlarda ‘3 yanlış bir doğruyu götürür’ şeklinde bir uygulama ile cezalandırılır da;

‘3 doğruyu bil, bir doğru da bizden’ gibi bir kampanya başlatılıp zekaya ve riske girme cesaretine ödül verilmez?

Neden insanlar kapalı bir alandan yağmur yağan alana çıktığında kafalarını eğerler? Yağmura duyulan saygıdan mıdır, yoksa ondan tırstığımız için midir?

Neden dükkanı kapatıp giden esnaf, kapıya

’10 dakika sonra dönücem’ yazar?

Esnafın ne zaman gittiğini nasıl anlarız?

Televizyona çıkan insanlar neden kendilerini Türkiye`deki herkesin izlediğini zanneder? Örneğin; 85 milyon bizi izliyor.

Düğünlerde neden ‘Dom dom kurşunu’ ile göbek atılmaktadır? ‘Bir avcı vurdur beni, bin avcı yedi beni’ gibi sözlerle kendinden geçen başka bir millet var mıdır?

Cumartesi ve pazartesinin neden kendi isimleri yoktur? (Cuma-ertesi, pazar-ertesi)

Dolmuşlardaki fiyat tarifesinde en kısa mesafe neden ‘indi-bindi’ olarak tabir edilmektedir? Önce inilip, sonra mı binilir?

Bir terslik yok mudur?

Bir programı bilgisayarımıza kurarken neden ‘kabul ediyorum’ ya da ‘kabul etmiyorum’ seçenekleri vardır? O kadar parayı bayılıp programı aldıktan sonra ‘kabul etmiyorum’ seçeneğini işaretleyen saf kişiler mevcut mudur?

Bulmacalarda neden boru sesinin karşılığı hep ‘ti’ dir? Bulmacaları hazırlayan arkadaşlar

hiç ‘ti’ diye ses çıkaran boru görmüşler midir?

Neden ilanlarda ‘doktordan temiz araba’ şeklinde yazılır? Hipokrat yemininde ‘arabamı temiz kullanacağım’ diye bir madde mi vardır?

GÜLSE BİRSEL

…

Erdoğan’dan, Trump’ın Maduro’ya yaptığı gibi bir operasyonla kurtuluna bileceği gibi temenni belirten arkadaşlar, çok beklersiniz!

Kim takar Delta Force’yi?

Yaklaşık on yıldır Rusya sınırında içeri girmek için at üstünde emir bekleyen, beş yüz Alperen unutuldu mu?

Irak sınırında işgal emri bekleyen, beş bin ülkücüyü unuttunuz mu?

Dünyanın en büyük istihbarat örgütlerine (nal) toplatarak, fetö darbesini önceden uyaran “Enişte” Unutuldu mu?

Ayrıca!

ABD deli mi bize bulaşsın? Elini verse kolunu kurtaramaz!.

…

Dün işimden istifa ettim. Ne iki hafta önceden haber verdim,ne “biraz daha dayanayım” dedim.

Sadece bir dilim pastayı masada bıraktım,

çantamı aldım

ve kızımın evinden çıktım.

İşverenim kızım Zeynep’ti.

Maaşım neydi biliyor musunuz?

Altı yıldır “sevgi” sandım.

Ama dün anladım ki,

bizim aile ekonomisinde

benim sevgimin piyasası yokmuş.

Yeni alınmış bir tabletin yanında

hiç yokmuş.

Benim adım Emine.

64 yaşındayım.

Devlete göre emekli hemşireyim.

Emekli maaşı olarak yatan kısıtli para ile

İstanbul’un kenar semtlerinden birinde yaşıyorum.

Ama hayata göre ben:

• Tam zamanlı şoförüm

• Aşçıyım

• Temizlikçiyim

• Hakemim

• Rehber öğretmenim

İki torunum var:

Mert (9) ve Kerem (7).

Hani derler ya:

“Bir çocuğu büyütmek için bir köy gerekir.”

Bizde o köy,

sabah ezanıyla kalkıp

akşam bel fıtığıyla yatan

tek bir anneannedir.

Kızım Zeynep reklamcılık yapıyor.

Damadım Ahmet finans sektöründe.

İyi insanlar…

en azından kendime öyle diyorum.

Kreşler ateş pahası.

Bakıcı desen ayrı dert.

Ev kredisi desen ömür boyu.

Mert doğduğunda bana öyle bir baktılar ki…

Bakışları hâlâ gözümün önünde.

“Anne,” dedi Zeynep,

“kimseye güvenemiyoruz.

Sen olmasan biz bittik.”

Yük almak için omurga oldum.

Saatim her gün 05.45’te çalar.

Otobüsle, dolmuşla

onlara giderim.

Kerem hazır kahvaltı yemez,

mutlaka ev yapımı olacak.

Yatakları toplarım

Bulaşıkları dizerim

Çocukları giydiririm.

Okula bırakırım.

Sonra eve döner,

kirletmediğim çamaşırları yıkar,

kullanmadığım banyoyu temizlerim.

Öğleden sonra alırım.

Futbol, piyano, etüt…

Ödev başında beklerim.

Ben çocuklara “hayır” diyen anneanneyim.

Ben sebze yedirenim.

Ben ekranı kapatanım.

Ben rutinim.

Bir de Sevil var.

Ahmet’in annesi.

Nişantaşı’nda oturur.

Yüzü gergin, saçı fönlü,

hayatı tatil.

Torunları yılda iki kez görür.

Mert’in alerjisini bilmez.

Kerem kriz geçirdiğinde ne yapılacağını bilmez.

Hiç ateş ölçmemiştir.

Hiç kusmuk silmemiştir.

Ama o “evet” diyen babaannedir.

Dün Mert’in 9. yaş günüydü.

Ben üç aydır ona bir şey hazırlıyordum.

Param yok ama niyetim var.

Uykusu düzensiz diye

ellerimle ağır örgü bir battaniye ördüm.

Renklerini tek tek seçtim.

Her ilmeğe dua koydum.

Bir de

gerçek tereyağıyla

ev yapımı çikolatalı pasta yaptım.

Dogum günü 16.00’daydı.

Sabah 07.00’den beri oradaydım.

Saat 16.15’te kapı çaldı.

Sevil içeri girdi.

Parfümü geldi önce.

“Benim aslanlar nerede?” diye bağırdı.

Çocuklar beni itip ona koştular.

Kucağı yoktu.

Poşeti vardı.

Markalı poşet.

“Ne severler bilmiyorum,” dedi.

“Mağazadaki çocuk ne verdiyse onu aldım.”

İki son model tablet çıktı.

“Sınırsız internet,” dedi göz kırparak.

“Bugün kural yok. Babaannenin günü.”

Çocuklar çıldırdı.

Zeynep gülümsedi.

Ahmet şarap doldurdu.

“Sevil hanım, çok şımartıyorsunuz,” dedi.

“Ne kadar düşüncelisiniz.”

“Babaanne böyle olur,” dedi Sevil.

“Sever, şımartır, gider.”

Ben mutfakta

battaniyeyle kaldım.

Mert’e yaklaştım.

“Oğlum,” dedim,

“anneannenin de hediyesi var.

Pastayı da ben yaptım.”

Başını kaldırmadı.

“Anneanne, şimdi olmaz.

Oyun var.”

“Ben bütün kış bunu senin için ördüm…”

Ofladı.

“Anneanne, kim battaniye ister ya?

Babaanne tablet aldı.

Sen hep sıkıcısın.

Hep yemek, kıyafet…”

O an

içimde bir şey koptu.

Zeynep’e baktım.

Bir şey desin diye.

Güldü.

“Anne hemen alınma.

Çocuk bu.

Sevil eğlenceli babaanne,

sen günlük anneannesin.”

GÜNLÜK.

Günlük bulaşık gibi.

Günlük trafik gibi.

Kerem de ekledi:

“Keşke babaanne burada yaşasa.

O ödev yaptırmıyor.”

Battaniyeyi katladım.

Tezgâha koydum.

Önlüğümü çıkardım.

“Zeynep,” dedim sakin bir sesle.Sözümü kesti.

“Pastayı keser misin anne?”

“Hayır.”

“Ne demek hayır?”

“Her şeye hayır.”

“Anne ne diyorsun?”

“Ben yardımcın değilim.

Ben annenim.

Ve görünmez hizmetçi olmaktan yoruldum.”

Sevil güldü.

“Ay Emine, demagoji yapma.

Menopoz falandır.”

Ona döndüm.

“Sevil, madem eğlenceli babaanne sensin,

iki saat sonra gelecek şeker krizini de sen yönetirsin.

Bir de yukarıda çamaşırlar var.” dedim

“Benim belim ağrıyor.” dedi

“Benim kalbim,” dedim.

“Bel daha çabuk geçer.”

Kapıya yürüdüm.

“Anne!” diye bağırdı Zeynep.

“Yarın işim var!

Çocuklara kim bakacak?”

“Bilmiyorum,” dedim.

“Belki tableti satarsınız.

Ben köylüyüm ya .

Belki köyün diğer üyesi kalır.”

“Anne bize bunu yapamazsın!”

Durup döndüm.

“İşte sorun bu.

Bana ihtiyacınız var

ama beni görmüyorsunuz.”

Mert başını kaldırdı.

“Anneanne, yarın gelir misin?”

İlk kez

her şeyi düzeltme isteği duymadım.

“Hayır oğlum.

Yarın kuralsızsınız.

Kolay gelsin.”

Çıktım.

Nefes aldım.

Telefonum susmuyor.

Ama ben cevap vermiyorum.

Bu sabah

saat dokuzda uyandım.

Kahve yaptım.

Balkonda kuşları izledim.

Yıllar sonra

sırtım kalbim ağrımıyor.

Bir şeyi geç anladım:

Biz bu ülkede

aile ile ücretsiz emeği karıştırdık.

Torunlarımı seviyorum.

Ama artık hizmetçi değilim.

Eğer “anneanne” istiyorlarsa,

saygıyla isterler.

Şimdilik izin aldım.

Belki ben de kursa yazılırım.

Yoga olur.

Halk oyunu olur.

Ne de olsa

eğlenceli anneanneler öyle yapıyormuş.

Hayatın yükü ağır.

Koşturan, emek veren, yetişmeye çalışan, kıymet veren, herkese saygıyla.

Sema Güneş.

Post Views: 250
Önceki yazı

Sonraki Gönderi

ULVİ PUĞ’DAN (“CUMARTESİ”LİK)

Suat Gerçek

Suat Gerçek

Sonraki Gönderi
ULVİ PUĞ’DAN (“CUMARTESİ”LİK)

ULVİ PUĞ’DAN (“CUMARTESİ”LİK)

  • Çok okunanlar
  • Yorumlar
  • Son Haberler
Taşın Vicdanı, Suyun Dili

Taşın Vicdanı, Suyun Dili

Ekim 12, 2025
BİRAZ DA BİZ ÇOCUKLARI DİNLEYİN !

BİRAZ DA BİZ ÇOCUKLARI DİNLEYİN !

Mart 9, 2025
Ceviz Ağacının Hafızası

Ceviz Ağacının Hafızası

Ağustos 27, 2025
Bir çakma kilise iki yoldaş…

Bir çakma kilise iki yoldaş…

Ağustos 25, 2022
Savaş Mağduru Öğrencilerden Mektup Var

Savaş Mağduru Öğrencilerden Mektup Var

0
Nebati Margarinler Çağı

Nebati Margarinler Çağı

0
Pirus Generali

Pirus Generali

0
Bizden Karikatürler

Bizden Karikatürler

0
Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026
ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

Mayıs 31, 2026
Mustafa Yıldız’dan

Mustafa Yıldız’dan

Mayıs 31, 2026

Güncel Haberler

Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026
ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

Mayıs 31, 2026
Mustafa Yıldız’dan

Mustafa Yıldız’dan

Mayıs 31, 2026

Kategorilere Gözat

  • BASINDAN
  • BİLİM TEKNOLOJİ
  • BİZDEN KARİKATÜRLER
  • ÇEVRE
  • ÇİZER
  • DÜNYA
  • EĞİTİM
  • EKONOMİ
  • GENEL
  • GEZİ
  • GÜNCEL
  • GÜNÜN SÖZÜ
  • Hafta Ortası Karikatürü
  • İMECE DER
  • KADIN
  • KİTAP TANITIM
  • KONUK YAZAR
  • KÖŞE YAZISI
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • MEDYA
  • MİZAH
  • MÜZİK
  • ÖYKÜ
  • ÖZEL HABER
  • ÖZEL RÖPORTAJ
  • POLİTİKA
  • SAĞLIK
  • ŞİİR
  • SOSYAL MEDYADAN
  • SÖZ BİZDE
  • SÖZ SİZDE
  • SPOR
  • STK
  • TURİZM
  • Uncategorized
  • YAZARLAR
  • YEREL YÖNETİMLER
  • YORUM

Son Haberler

Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026


Künye: İmtiyaz sahibi: Engin Şirin

Genel Yayın Yönetmeni: Engin Şirin

Yayın Kurulu: Abit Dursun, İlhan Çifçi

Mazlum Vesek, Mustafa Yıldız

İletişim Bilgileri: 0533 656 43 73



Köşe yazıları yazarların görüşlerini ifade etmektedir. İçeriklerine ilişkin her türlü sorumluluk yazarına aittir.


© 2025 Sözbizde Tüm Hakları Saklıdır.

Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle


Künye: İmtiyaz sahibi: Engin Şirin

Genel Yayın Yönetmeni: Engin Şirin

Yayın Kurulu: Abit Dursun, İlhan Çifçi

Mazlum Vesek, Mustafa Yıldız

İletişim Bilgileri: 0533 656 43 73



Köşe yazıları yazarların görüşlerini ifade etmektedir. İçeriklerine ilişkin her türlü sorumluluk yazarına aittir.


© 2025 Sözbizde Tüm Hakları Saklıdır.