Van’lı nın derdi kırmızı pabuç!.
Van sanayi ve ticaret odası başkan yardımcısı Fevzi Çeliktaş “İran bizim gelir kapımız. İranlı turistler Newruz da bayram da her yıl geliyor, alışveriş ediyorlar ve hizmet sektörünü de ayakta tutuyorlardı. Bu yıl 350 milyon dolar gelir bekliyorduk. Bu savaşın bitmesini istiyoruz”
Fevzi Çeliktaş’ın insani bakışı benim içimi eritti!.
İnsanların asker sivil ayrımı yapılmadan öldürülmesi, okulların bombalanıp çocukların topluca defnedilmesi önemli değil bu yurttaşımız için ; anlaşılıyor ki ticaretten beklediği 350 milyon dolar daha önemli..
Abd-İsrail ve İran,Van’a böylesi zarar verdiklerini bilseler asla savaşmazlardı!.
Hep birlikte Van’ın zararını karşılayın, şu işi tatlıya bağlayalım!..
…
Yılmaz Özdil zır cahil bir karaktermiş. Daha önce de fark etmiştim, bugün emin oldum.
Geçmişi polis muhabiri olan bu “gazeteci” SZC TV gibi “Akşam olsun da kalabalığa ırkçılık yapayım” Diyen TV kanalında adeta kendini pazarlıyor!.
Daha önce de prof. olan yayınlara neden katılmadığını merak ediyordum.
“işim var” gerekçesi aslında cahilliğinin olası ortaya çıkmasından duyduğu korkuymuş.
Ağzını yayarak verdiği “gençler bilmez” vari örnekler, bizlerin çok gördüğü lümpen konuşma biçimi.
Birkaç örnekle anlatayım. Gereksiz ayrıntılarla ifade ettiği “Humeyni Ankara’ya sonra Bursa’ya sürgün gitti. Bursa da evinde kaldığı MİT mensubunun eşinin başı açıklığından rahatsız oldu. -Gizli İran karşıtlığı yapıyor- sonra Irak’a gitti. Fransa’dan döndü iktidarı ele geçirdi ve Irak’a saldırttı”…!
Son bölüm yalan. İran Irak’a değil, Irak ABD nin isteğiyle İran’a saldırmıştı.
İran’ın neden yalnız bırakıldığını anlatıyor! SSCB İngiltere ile birlikte İran’ı 1. ve 2. Dünya savaşında işgal etmişti!.
Neresini düzeltelim?!
“İsrail dokuz milyon nüfusuyla bilmem kaç milyon nüfusa sahip İran’a nasıl saldırıyor? Bu dünyada ilk!..”
Bu ilk ise 67 savaşı neydi?.
O zamanki İsrail, 2,5 milyon nüfusuyla o zamanki toplam 40 milyon nüfusa sahip Arap ülkelerine saldırmakla kalmadı, savaşı kazandı..
Daha da yazacak çok şey var lakin bu ırkçı lümpeni fazla bile muhatap aldım.
Şimdi! On yıl önce tanesi 2,500 liradan sınırlı sayıda kitap bastırmış, alıklara satmıştı.
Enflasyon belli!
Bu sene de 100 bin liradan kitap satacak anlaşılan.
Alacak laleler sıraya geçer. Nasıl olsa, yarım ağızla lümpen şovenizmi yapmaya devam ediyor.
…
ABD, şımarık çocuğu İsrail ile birlikte Ortadoğu’da terör estiriyor.
Her kesim İran saldırısına kendi durduğu yerden bakıyor.
Bu bakış UKKTH konusuna bakış ile şekil olarak aynı .
Oysa, özellikle komünistler sorunları analiz ederken, objektif olur ve kendine genel doğruları rehber edinir.
Evet İran Kürtleri kesti. İran Komünist Partisi (TUDEH) üyelerini katletti. Parti üyelerinin bakire kızlarını muta nikahı ile tecavüz sonrası idam etti.
Daha çok şey yazabiliriz ancak ABD İran’a bu sorunlar nedeniyle saldırmıyor! Rekabet ettiği Çin’in ekonomik üstünlüğüne son vermek için saldırıyor.
Venezuela devlet başkanını da bu nedenle derdest etti. Bu ülkeler Çin için büyük önem taşıyordu.
Çin ihtiyacı olan petrol, doğalgaz gibi enerji ihtiyacını bu ülkelerden karşılıyor, ülkesindeki yüksek değerli mineralleri ABD’ye onların istediği şekilde satmıyordu. Çin ekonomisi hızla büyürken, ABD ekonomisi düşüşe geçmişti.
Tüm savaşların nedeni ekonomik bunalımdır. İran veya başka bir ülke demokrat mı, Kürtleri, Komünistleri mi kesmiş. Ülkesinin muhalifleri ne durumda, pek umurlarında olmaz. Hele de ABD nin hiç umurunda değil..
Ancak! Her savaşın sonucu tahmin edildiği gibi olmayabilir!.
ABD nin Vietnam’da yenilgiye uğrayacağını kim tahmin edebilirdi?.
ABD-İsrail daha önce de İran’a saldırdı. Bunun verdiği cesaret ve bölgeye yığdığı ekstra güçle Trump ülkesinde hiçbir organa danışmadan çeşitli gerekçelerle tekrar saldırdı.
Bu kez durum biraz farklı.
“Düşman ülkenin” En üst düzey yöneticilerinin hepsini birden yok ederseniz, düşmanın dağılması ve teslimiyeti tek sonuç olmayabilir!.
Daha düşük düzeydeki komutanlar için ölmek veya yenilmek, onursuzca teslim olmaktan daha öncelikli hale gelebilir.
Yaşanan orta çağ savaşı değil. “Kralı öldür ordu teslim olsun” diye bir kural artık yok..
İran, ABD-İsrail güçlerini tek başına yenemeyeceğini mutlaka biliyor.
Bu kez farklı saldırılar yapıyor.
Suudi Arabistan, BAE, Kuveyt, Katar vb ülkelerin ABD üslerini vuruyor.
Bunu bence şu nedenle yapıyor: İsrail’i rahatça koruyabilen ABD, yukarıda saydığım ülkelerin tümünü aynı anda koruyamaz.
Bu durum ABD nin söz konusu ülkeler tarafından sorgulanmasını sağlayacaktır.
Yine, sözünü ettiğim ülkeler İran’a saldırmaya kalkarsa, kendi petrol kaynaklarının İran’ın doğrudan hedefi olacağını biliyorlar.
Bu durum dünyanın tüm ülkelerini ekonomik anlamda büyük sıkıntıya sokacaktır.
Sözün sonu; İran karşılık olarak ABD ile müttefik olan ve İsrail ile iyi ilişkiler kuran bu ülkelere, üs sağlaması nedeniyle saldırı yapmak, kendileri için yapabileceği en doğru strateji olacağı kanısındayım.
Komünistler bu savaşta taraf olmamalı desem de insan güçlünün zaferini alkışlayamıyor!.
Savaşa Hayır..
…
Trump tehdit ettiği liderlere neler yapabileceğini, önce Maduro’yu paketleyerek sonra da Hamaney’i öldürerek gösterdi.
Dedim ben! “Rahip Brunson’u geri vermeyelim” dedim!.
…
Son iki-üç yıldır çok fazla sayıda dostumu kaybettim.
Gönderi altında selamlaşmalar erimeye başlayınca fark ettim bu durumu. Belki de bu nedenle ülke ve dünya günceli izlemek dışında face’e giresim gelmiyor.
Artık erken uyanmak ve erken kalkmak için başka bir nedenim var. Kediler..
Yavru iken annelerinin bana alıştırdığı dişi kediler, anneleri ölünce de geliyorlar.
Başka bir yerde, özellikle de kış soğuklarında, yiyecek bir şey bulmaları çok zor..
Saat 08.20 olunca çalar saat gibi oluyorum. Kalkıyor perdeyi açıyor, sarı siyah kedi ile göz göze geliyorum. Her sabah penceremin karşısında perdenin açılışını bekliyor.
Kediler doğurdu doğuracak. Kasım ayında bütün sokak erkek kedi dolmuştu. Başka semtlerden bile mahalleye topluca geliyorlar.
Beni görecektiniz!
Mahallenin namus bekçisine dönmüştüm!… Her kedi çığlığında kapıyı açıyor, tecavüzcü kedileri kovalıyordum.
Daha bir de mart ayı var!…
Komşumun kızları da kedi bakıyor.
Yaklaşık yedi yıldır komşuyuz ve tüm komşularla aram oldukça iyi. Normalde yalnız yaşayan erkeğe mesafe koyulur. Gençliğimde komşular anneme “Senin oğlun mu var, kızın mı? Başını kaldırmıyor yürürken.” Dermiş.
Böyle biri olmanın yararını görüyorum. Mahalleli, yalnız da yaşasan seni sahipleniyor.
Ramazan başladığından bu yana akşam yemeğini, tam iftar saati komşum getiriyor.
Aslında “Getirmeyin ben oruç tutmuyorum” demek istiyorum ama öyle sıcak ve içten davranıyorlar ki, onları “sevap işleme” duygusundan mahrum etmek bana yanlış geliyor.
2021 de kurban kesmiş, payımı buzluğa atmış, vermek için bir ay benim eve dönmemi beklemişlerdi.
Aslına bakarsanız ben de iyi komşuyum. “Şunu, bunu, yaptım” denmeyeceği için, kedilere mama vermem bile onlar için değerli diyerek konuyu bağlayayım.
Betonyol’da alışveriş sonrası çay içiyordum.
Yüzü bana birçok yerden aşina 15 yaşlarında başı örtülü esmer bir kız ve yanında 6 yaşlarında bir erkek çocuk, eliyle ittiği arabada 2-3 yaşlarında başka bir çocuk ile önümde durdu.
Ağzından çıkan sözcükleri tam anlamadım. Ses tonundan para istediği belliydi.
Size de oluyor mu bilmiyorum. Sözcüklerin yalan olduğunu bildiğiniz halde, yanındaki çocuklar dan etkileniyor, içinizden gelmese de bir miktar para veriyorsunuz.
Elimi cebime attım para çıkarıyorum. Kızın yüz ifadesini fark ettim, sanki “İyi ki bu adamdan istemişim, nasıl da kandırdım kerizi” İfadesine engel olamadı.
Enayi yerine birçok kez koyuldum ancak hiçbiri bu denli belli etmedi.
Başımı iki yana “vermeyeceğim” anlamında salladım. İlginç olan şey, kızın vazgeçme nedenimi anlayan yüz ifadesi oldu.
Dikkatli bakınca, kimilerinin yüz ifadesine hakim olamadığını görürsünüz.
Bu kez bir adam kahveciden “Askıda çay yok mu?” Diye yüksek sesle çay sordu!..
Buna yorumu ben yapmayayım!..
Yazı siyasetle ilgili olmayınca yavan mı oluyor, ne oluyor bilmiyorum!…
…
On üç milyar dolar harca.
İçinde nükleer enerji olan, beş bin kişinin yaşadığı uçak gemisi ile dünyanın en ücra köşelerini dolaş; Kakanız gelince “Gemimizde tuvaletler tıkandı, sizin ülkenize mıça bilirmiyiz?” Diye liman ara!..
Emperyalizm bitmiş, haberimiz yok..
…
– Neden hiç mutlu değilsin Zeze?
+ Neden mutlu olmalıyım?
– Çünkü dünyaya bir kere geliyoruz
+ İyi ki bir kere geliyoruz Portuga
– Neden?
+ İkinci bir hayatı kaldıramazdım.














