Henüz denize dolgu yapılmamış, Gündoğdu meydanı miting alanı olmamıştı.
Miting kortejleri genelde İzmir saat kulesi önünde başlıyor, Cumhuriyet meydanında konuşmalarla son buluyordu.
1 Mayıs mitingine anlamı nedeniyle özel hazırlık yapılırdı.
Kendilerini devrimci, sosyalist, komünist olarak tanımlayan bütün yapılar, bu mitinge olanca gücüyle katılarak gövde gösterisi yapmak isterdi.
Disk 1 Mayıs 1979’u İzmir’de kutlamaya karar vermiş, Birlik Dayanışmanın Jandarması olarak ifade edilen İGD’nin yükü ağırlaşmıştı.
1 Mayıs’ın tüm örgütler için aynı öneme sahip olması, özellikle gece eylemlerini fazla gerginleştiriyordu.
Nisan ayının ilk günlerinde hazırlıklar başlıyor; yazı, afiş ve bildiri dağıtma eylemleri, miting yaklaştıkça çoğalıyordu.
(Hasımlarımızla) önceki yıllar da yaşanan sopalı yumruklu kavgalar, yerini doğrudan silahlı çatışmalara bırakmıştı.
Bu durum, özellikle gece eylemlerine katılan arkadaşlarımızı fazladan geriyordu.
30 Nisan akşamı bizim semtimize farklı bir görev verilmiş, bütün gece miting alanını korumakla görevlendirilmiştik.
Doğrusunu söylemek gerekirse ilk tepkim olumsuzdu.
Bir ay gece gündüz demeden eylem yapmıştık ve yaşadığımız gerginlik, bizleri olduğundan fazla yormuştu.
“Neden biz?” demiştim haberi getiren kişiye.
Çok şey söyledim aslında! Üniversiteli yoldaşlara torpil geçildiğini, bir ay boyunca toplasan üç-beş eylem yapmış olabileceklerini. Oysa bizlerin, kendi semtimizden başka yerlere bile yardıma gittiğimizi; günde birden fazla eylem yaşadığımızı ve çok yorgun olduğumuzu.
Öğrenci gençliğin sosyo-ekonomik durumlarının (şefler) tarafından ayrıcalıklı hale getirildiği…
Bize verilen bu görevin sabaha kadar ayakta durmak gerektirdiğini vb. söyledim durdum.
İkimizde haklı olduğumu biliyorduk..
Yumuşak yerimize dokundu!
Alanda Kemal Türkler’in konuşacağını, konuşma yerine bomba koyabileceklerini, sadece alanı değil, alandaki dostları ve Kemal Türkler’i de koruyacağımızı söylediklerinde, itirazsız kabul etmek zorunda kaldık!.
Miting alanını daire şeklinde çevirdik. İzmir de araba sayısının çok az olduğu günlerdi.
İki kez önümüzden geçen aracı durduruyor, içindekileri sorguya çekiyorduk.
Bize görevi veren arkadaş, gece yanımıza geldi.
Suratında nedenini çözemediğim gülümseme ile “Kemal Türkler şu otelde” diyerek, aramızın en fazla yirmi-otuz metre olduğu oteli gösterdi.
Otelin o zamanki adı “Etap” idi.
İçim tarif edemeyeceğim bir gururla dolmuştu.
Kemal Türkler katledilmemiş olsaydı, yaşasaydı, sendikaların bugünkü faaliyetleri ile alakalı neler söylerdi diye düşünmeyen var mıdır?
Sorumu kendim yanıtlamak istiyorum!
Kemal Türkler yaşasaydı, sendikacılık CHP üzerinden meclise sıçrama tahtası olarak görülmez, işçilere verilen seminer yaz tatili yerine geçmezdi!
Yaşasaydı ve görseydi inanıyorum ki içi acırdı!..
…
Gazeteci Sedat Bozkurt’un haberi.
Sonradan AKP’ye katılan milletvekili Anayasa hukukçusu Serap Yazıcı Özbudun, Erdoğan’a
“Parlamenter sisteme geçelim, siz ömür boyu başkan olun” Önerisi getiriyor.
Cevap olarak Erdoğan “Bakarız” diye yanıt veriyor…
Kenan Evren bile, 1982 Anayasası hazırlanırken “ölene kadar” Başkan olmayı önermemiş, öneren olmuşsa da “Bakarız” Dememişti
…
Ben, şu Fetö örgütüne fena kızıyorum!
Bir kez darbe yapmaya kalkıştılar, on yıldır eziyetini bizler çekiyoruz…
…
Kılıçdaroğlu üzerine oynanan oyunu ifşa etti!.
“Bana karşı slogan atanlar, bana karşı çıkanlar CHP’liler değil TİP’liler.”
Aklıma gelen örnekler var.
Devleti soyan, banka kurup halkı dolandıran ne kadar adi suçlu varsa, ilk savunmaları şöyle oluyor
“Bunlar komünistlerin iftirası”
Geç bunları anam babam geç bunları!..
…














