Alışveriş için Mezarlıkbaşı’na gitmem gerekti. Normalde evden güneşin etkisini yitirdiği saatlerde 16:00 gibi alışverişe çıkıyorum.
Gelgelelim acıktım ve dört-beş saat daha beklemek istemedim.
Güneş öyle fena yakıyor ki nefes almakta zorlandım. Ağzıma oksijen yerine buhar doluyor!.
Çıkmış bulundum, geri dönmek daha zor geldi.
Havra sokağında kayısı gördüm, çok tatlı olduğu dışından belli oluyor. Tezgahtar beni tanıyor artık. “Bak şunun tadına” Diyerek elime bir kayısı tutturdu.
Üst tarafında gördüğüm siyahlık içime kurt düşürdü!.
Kurt meselesinin güncelliği olmasaydı, içime kurt düşer miydi bilmiyorum? Bu konuyu henüz düşünmedim!
Kayısıyı ikiye böldüm, bir parçasını attım ağzıma. Diğer parçadaki siyah başlı beyaz minik kurt -Boz değil!- gözüme ilişince bunu tezgahtara gösterdim. Yüzüme bakarak eline aldığı yarım kayısıyı kurduyla birlikte attı ağzına “Çok tatlı da ondan” Dedi!.
Bana da söyleyecek söz kalmadı. Aldım poşeti uzaklaştım oradan.
Her zaman çay içtiğim yere oturdum. Hem dinlenir hem de güneş az da olsa kırılır diye düşündüm.
Arkamdaki masada oturan iki yurttaşa istemeden kulak misafiri oldum.
“Yirmi milyon istiyor. On milyon olsa ömür boyu hayatım kurtulur”
Mevzu uzun!
Önce, zengin olduğunu düşündüğüm yurttaşların aslında futbolcu transfer rakamları konuştuğunu geç de olsa anladım.
Oysa muhitimizin Konyalı marangozu olan AKP li yurttaşımız bana ısrarla “Var herkeste para var. Say bak sokaktan kaç araba geçiyor” demiş, bende ona inanmıştım!.
Kapıma günde en az iki kez mama yemeye gelen sokak kedisi yine hamile!. Sabah mama bittiği için ona yumurtayı soymuş, küçük parçalara bölerek vermiştim.
Yememiş kerata. Ceza olarak ona bu kez en ucuz mamayı aldım. Eve geldim kapı önünde beni bekliyor. Döktüm önüne bir miktar, bana mısın? demedi hepsini yedi.
Merdivenden yükle çıkmak yoruyor. Şöyle bir uzanayım dedim.
Görüntü aşağıdaki videoda!
Havanın serinlemesi için benim eve girmem gerekiyormuş!
Bir saat sonra dııt… telefona gelen mesaj “Yağmur kısa süre sonra kesilecek” Yapay zeka benimle kafa buluyor!
Yağmur kesileli yarım saat oldu.
Kayısılar önümde, yemeden önce ameliyat ediyorum!
https://www.facebook.com/sgercchek/videos/1000754728382245
.
Meselenin aslı!.
Alman faşistleri için Gamalı haç ve Nazi selamı neyi temsil ediyorsa; Türk faşistleri için Bozkurt işareti ve kafa tokuşturmak onu işaret ediyor.
Hiç kimsenin “Boz renkli Kurt” İle bir derdi yok!..
.Bir önceki gönderimde “Hiç kimsenin Boz renkli Kurt ile bir sorunu yok” Diye belirtmiştim.
Yanlış anlaşılmasın! Bizim Boz renkli Ayı ile de bir sorunumuz yok.
.
İkiyüzlü halkın ikiyüzlü sporcuları.
Hakan Şükür Avrupa takımlarına gol attığı her maçın sonunda attığı golü “şehit” Analarına armağan ederdi. Bu davranışı, hergün daha da şovenleştirilen halkımız tarafından sorgulanmadı.
Kimse “Sen attığın goller nedeniyle milyon dolarlar kazanıyorsun ama “şehit” Anaları kirada, boyasız, badanasız evler de oturuyor” Demedi.
İçleri evlat acısıyla yanan anneleri deyim yerindeyse kendi reklamını yaparken, kahraman edasıyla kullandı.
Gol attığı hiç bir maç sonunda “Bu maçın primlerini şehit analarına veriyorum, belki örnek olur, çok para kazanan her sporcu benim gibi yapar, anaların içi bir nebze soğur” Demedi.
Fenerli bir Bülent vardı, hani gol attığı her maç tribüne koşar asker selamı verirdi. Futbol maçlarında tribüne verilen asker selamını bu insansı varlık icad etti.
Bu selamı da “Ne var bunda, Türkler zaten doğuştan asker” Diyerek savunacak ırkçılar çıkacaktır. Verilen selamın nedeni belli olduğu halde savunulan ve yaygınlaşan bu hareket, bir zaman sonra Amed Spora yapılan saldırıları başlatan ilk harekettir.
Asker selamını futbola sokan Bülent, askerlik yaptımı veya bedelli mi yaptı bilmiyorum.
Zaten bu selamı savunanların hiç umurunda olmaz bu durum.
Onlar için önemli olan kişinin niyetidir!.
Dün akşam buna benzer bir şey yaşadık. Merih Demiral bozkurt işareti yapınca, şoven Halkımız ki içinde “solcum traklar” Da var.
Efendim “Bozkurt Türkleri simgeliyor, ne var bunda. Bırakın insanlar istediği gibi sevinsin!” İki yüzlülüğün de ısrar ediyorlar.
Yahu takımın en iyi oyuncuları Türkçe bile bilmiyor. Takımın neredeyse yarısı ki faşistlerin simgesi olan işareti yapan zat da buna dahil “gurbetçi” Ailenin çocuğu. Ne işiniz var kardeşim “gavur” memleketlerin de?.
Ülkemizin faşist kafalıları, halktan yana muhalif duruş sergileyen yurttaşlarını aşağılamak için aynı sözü kullanırlar; “Hem ülkemizin ekmeğini yiyeceksin hem de…..”
Bazı sözleri dikkatli kullanmazsan, gün gelir karşına çıkar!..
Bozkurt, Türkleri değil Türk faşistlerini simgeler ve faşizm, bütün dünyada yasaklanmış insanlık suçu bir ideoloji olarak kabul edilir.














