sozbizde.com
  • ANA SAYFA
  • POLİTİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • SPOR
  • MEDYA
  • YAZARLAR
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
  • ANA SAYFA
  • POLİTİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • SPOR
  • MEDYA
  • YAZARLAR
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
sozbizde.com
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
Ana sayfa YAZARLAR

Gözyaşının Tuz Tadı

Salim Çetin Ekleyen Salim Çetin
Mayıs 18, 2025
in YAZARLAR
0
Gözyaşının Tuz Tadı
0
Paylaş
11
Gösterim
Share on FacebookShare on Twitter


Kim bilmez ki gözyaşının tuz tadında olduğunu. Tuzun acı tadıdır o.
Akar, engel olamazsınız; göz pınarlarınız kederle buluşur.
Kimseye gösteremezsiniz, sessizce yaşarsınız.
Çocukluğu bilmem ama yıllar önce annemin kaybıyla ben bu tuz tadıyla tanıştığımı anımsıyorum.
Gözyaşlarım yanaklarımdan süzüle süzüle akmıştı.
Onu uzak illere, Silivri’ye, kabristana götürdüğümüzde babamın boynu bükük öyle yıkılmış halini görmüştüm ve takvim 1987 olmalıydı.


Sonra yıllar geçti, bu kez babam 2007’nin bir İzmir sıcağında, ağustos ayında sonsuzluğa göçtü.
Şairin “sizin hiç babanız öldü mü/ benim bir kere öldü kör oldum”1 dizeleri sanki gerçek olmuştu.
Gene göz pınarlarımda o tuz tadı vardı.
Onu da İzmir’in Kaynaklar’ında toprağın koynuna vermiştik.
Biri ülkenin en batısında, diğeri Ege’nin kıyısında iki uzak diyar onlara ‘ebedi istirahatgâh’ olmuştu.

Kader bu olsa gerek, insanı pare pare nerelere atıyor.
Oysa onların doğup büyüdükleri yer, Erzurum’da, dağların arasında, çam ağaçları ve derelerin çevrelediği bir köydü.
Ülkemiz böyle artık, çoğumuz onca yere savrulup gidiyoruz.

Sonra bu gözyaşlarıyla tanışıklığım hızlandı.
Ankara Gar katliamında gençlere ağladım, 6 Şubat depreminde göçüğün altındaki kızının elini bırakmayan babanın acısı yüreğime bir hançer gibi saplandı.
Soma’ya, otel yangınına hep gözyaşlarımdaki tuz tadıyla eşlik ettim.
Yufka yüreğim beni hiç gözyaşsız bırakmadı.


F. Nietzsche demişti ya “Kaderinizi sevin!”
Martın altısı akşamıydı, sıradan bir akşamüstü.
Birden telefondaki ses bir yok oluşu, bir oğulun ölümünü öyle umarsız, öyle bir panikle bildiriyordu ki…
O anda dünyanın bütün çığlıkları, bütün sesleri içimizde yankılandı; eşim ve ben öyle çaresiz kalakaldık.
Bir daha sorduk, ağlayan ses bir daha doğruladı…
Ey gerçek, ey ölüm, ey kader bir an bunun bir şaka olduğunu söyleyemez, “Böyle bir şey yok!” diyemez miydin?

Hani, sıralı ölüm denirdi; var oluş ve yok oluşun yasası böyle işler denirdi…
Şimdi bu sıra neden bozuldu? Neden, biz dururken bir ‘oğul’ bu ebedi gerçeği yaşıyordu?
Sonra…
Sonra, sanki muazzam bir dipsiz kuyu açıldı, yuvarlandık içine…
Nere gidiyorduk, ne oluyordu? Doğrusu şu an anımsamıyorum.
Hatırladığım tuz tadındaki gözyaşlarıyla havaalanın yolunu tuttuğumuzdu.
Ve gecenin tam ortalık yerinde, 00.00’da İstanbul’daydık.
Gelinimiz, torunumuz beş yaşındaki Ege ve dünürler… herkes perişan.
Daha önce sevinçle geldiğimiz İstanbul bu kez kederli bir şehirdi artık.

Bir ‘oğul’u kaybetmek nasıl anlatılır ki!
Onun çocukluğu, İstanbul’da üniversiteyi bitirişi, sonra gazeteciliği, reklam ajanslarında çalışması, evlenmesi, Ege’nin doğması…
Nasıl anlatılır ki!
O yüzüne çok yakışan kirli sakalı, her gün telefonla birbirimizi arayışımız…
Ülkede olan biteni anlatması, arada bir benim gazete için yazdığım yazıları yarı şaka eleştirmesi, bazılarıyla dalga geçmesi…
İkimiz de bunun bir baba oğul takılması olduğunu biliyorduk.
Ve ikimizin de bu ‘oyun’ hoşuna gidiyordu.
En azından ben ondaki yeteneği gördükçe içim kabarıyordu.
Bütün bunlar ve çok daha fazlası…
Nasıl anlatılır ki!

Camide, tabutun başında, hep bunlar geçti aklımdan.
Elimi hiç çekmedim, sanki ona değiyordum.
Bir ara ona, bunu neden yaptığını, bizi neden erkenden bırakıp gittiğini sordum.
Yazılarımı eleştirdiği tonda yarı şaka bir cevap bekledim.
Ona sitem ettim, ‘Bu olmadı.’ dedim. ‘Bak, annen perişan.’ dedim…
Kırgınlığım, küskünlüğüm… öyle içimde döndü durdu.
O cevabı hep bekledim durdum…

İki hafta önce yine İstanbul’daydık.
Oğlumuza ‘gittik’.
Hekimbaşı’na…
O güzel yüzü, çok yakışan kirli sakallı yüzü gözümün önündeydi.
Gene konuştuk, mermerini okşadım.
Ektiğimiz güllere sular verdik.
Ayrılırken göz pınarlarımdaki tuzun tadı çoğaldı, yanaklarımdan yaşlar sessizce süzülmeye başladı.
Dönüp dönüp baktım, vadide öyle sessiz, bir başına kaldı…
Oğlum benim…
Kirli sakalı yüzüne yakışan, oğlum benim…
Ne demişti yazar?
“Kaderinizi sevin!”
Galiba başka çare yok…
Bu bıçak yarasının apansız sızısı bizimle yaşayıp gidecek…

Bir çift lafım da bu köşenin okurlarına olacak.
Bilmiyorum kimi okur bu kadar şahsi bir konuyu ‘fazla’ bulur mu?
Haksız olduklarını da doğrusu söyleyemem.
Ancak ben de içimdeki bu yarayı yazmasam olamazdı, sonraki yazılara kapı aralamak ancak böyle mümkündü.
Bu mazeretimin göz önünde tutulmasını isterim.
Bu arada hazır söz açılmışken, acımızı paylaşan yazar-okur tüm dostlara teşekkür ederim.
……….
1 Şairin aynı adlı şiirinden… (Üvercinka, Cemal Süreya, şiir, Cem Yayınevi, 4. Basım: 1984, 72s., İstanbul, s.36)


https://www.gazeteyenigun.com.tr/makale/24981681/salim-cetin/gozyasinin-tuz-tadi

Post Views: 149
Önceki yazı

BAŞKAN BANA İZMİR’İ ANLAT…

Sonraki Gönderi

Mustafa Yıldız’dan…

Salim Çetin

Salim Çetin

Sonraki Gönderi
Mustafa Yıldız’dan…

Mustafa Yıldız'dan...

  • Çok okunanlar
  • Yorumlar
  • Son Haberler
Taşın Vicdanı, Suyun Dili

Taşın Vicdanı, Suyun Dili

Ekim 12, 2025
BİRAZ DA BİZ ÇOCUKLARI DİNLEYİN !

BİRAZ DA BİZ ÇOCUKLARI DİNLEYİN !

Mart 9, 2025
Ceviz Ağacının Hafızası

Ceviz Ağacının Hafızası

Ağustos 27, 2025
Bir çakma kilise iki yoldaş…

Bir çakma kilise iki yoldaş…

Ağustos 25, 2022
Savaş Mağduru Öğrencilerden Mektup Var

Savaş Mağduru Öğrencilerden Mektup Var

0
Nebati Margarinler Çağı

Nebati Margarinler Çağı

0
Pirus Generali

Pirus Generali

0
Bizden Karikatürler

Bizden Karikatürler

0
Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026
ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

Mayıs 31, 2026
Mustafa Yıldız’dan

Mustafa Yıldız’dan

Mayıs 31, 2026

Güncel Haberler

Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026
ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

Mayıs 31, 2026
Mustafa Yıldız’dan

Mustafa Yıldız’dan

Mayıs 31, 2026

Kategorilere Gözat

  • BASINDAN
  • BİLİM TEKNOLOJİ
  • BİZDEN KARİKATÜRLER
  • ÇEVRE
  • ÇİZER
  • DÜNYA
  • EĞİTİM
  • EKONOMİ
  • GENEL
  • GEZİ
  • GÜNCEL
  • GÜNÜN SÖZÜ
  • Hafta Ortası Karikatürü
  • İMECE DER
  • KADIN
  • KİTAP TANITIM
  • KONUK YAZAR
  • KÖŞE YAZISI
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • MEDYA
  • MİZAH
  • MÜZİK
  • ÖYKÜ
  • ÖZEL HABER
  • ÖZEL RÖPORTAJ
  • POLİTİKA
  • SAĞLIK
  • ŞİİR
  • SOSYAL MEDYADAN
  • SÖZ BİZDE
  • SÖZ SİZDE
  • SPOR
  • STK
  • TURİZM
  • Uncategorized
  • YAZARLAR
  • YEREL YÖNETİMLER
  • YORUM

Son Haberler

Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026


Künye: İmtiyaz sahibi: Engin Şirin

Genel Yayın Yönetmeni: Engin Şirin

Yayın Kurulu: Abit Dursun, İlhan Çifçi

Mazlum Vesek, Mustafa Yıldız

İletişim Bilgileri: 0533 656 43 73



Köşe yazıları yazarların görüşlerini ifade etmektedir. İçeriklerine ilişkin her türlü sorumluluk yazarına aittir.


© 2025 Sözbizde Tüm Hakları Saklıdır.

Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle


Künye: İmtiyaz sahibi: Engin Şirin

Genel Yayın Yönetmeni: Engin Şirin

Yayın Kurulu: Abit Dursun, İlhan Çifçi

Mazlum Vesek, Mustafa Yıldız

İletişim Bilgileri: 0533 656 43 73



Köşe yazıları yazarların görüşlerini ifade etmektedir. İçeriklerine ilişkin her türlü sorumluluk yazarına aittir.


© 2025 Sözbizde Tüm Hakları Saklıdır.