Piyasa ekonomisi kapitalistlere, tekellere övgü ile bahsedilen serbest pazar ekonomisi koşullarında doyurucu kârlar sağlayamayınca özellikle yüksek kar hırslı Tekeller kendileri tarafından konulan serbest pazar ekonomisinin serbest rekabet koşulları gibi koşulları bizzat kendileri çiğnemekten çekinmiyorlar.
Normal barış koşullarında aşırı üretim bunalımı yaşayan tekeller sıkça bölgesel savaşlarla özellikle savaş sanayi ürünlerini ülkeleri savaştırarak pazarlamayı tercih ediyorlar. Bu kargaşa ortamında da emek dünyası her geçen gün biraz daha hırpalanıyor, milliyetçi faşizan yaklaşımlar yükseliyor, daha fazla taraftar buluyor, buna karşın emek cephesi her geçen gün tavizler veriyor, örgütlenmeler zayıflıyor. Sahte milliyetçi kaygılarla, emek kendi maliyetinin çok altında ücretlendirilebiliyor ve bu düşük ücretler örgütsüz olan tüm emekçi tabakalarını derinden etkiliyor. Çalışma hayatı adeta savaş mağduru mültecilerin konumunu andırıyor, çünkü bütün dünyada zorunlu göçler emek cephesini güçsüzleştiriyor, zayıflatıyor. Tüm bu koşullar güvencesiz çalışmayı yaygınlaştırıyor, hem düzenli iş olanakları hem de güvenceli çalışma ortamı giderek daralıyor. İşte bu koşullarda akademiden milyonlarca işsize kadar çalışma hayatının hiçbir güvencesi, geleceğe dair hiçbir umut kırıntısı kalmıyor.
Emekçiler arasında özellikle de son 70 yılda köyden kente göç ülke nüfusunun %85’ini küçük büyük kentlere, kasabalara taşıdı. Kentlerdeki sınırlı iş imkânları çalışabilir mültecilerle birlikte 70 milyona yaklaşan çalışabilir insan nüfusunun ancak 15 milyonu kayıtlı olmak üzere toplamda 30 milyon kişiye TÜİK verilerine göre istihdam sağlıyor. Peki, geri kalan 40 milyon çalışma çağındaki nüfus evde mi oturuyor, ne yapıyor? Bunun cevabını kimse veremiyor. Buna bir de 7 ile 18 yaş arasında çalışmak zorunda kalan 2 milyona yakın çocuğu da eklersek durumun vehameti daha da artıyor.
İller bazında yapılan anketler ve çalışmalar Türkiye’de 8 milyona yakın emekçinin her türlü güvenceden yoksun olarak sokak ekonomisinde istihdam aradığını gösteriyor. Bu 8 milyon kişilik tahmini emek gücünün 1 milyonu evlere temizliğe giden ev temizlikçileri, Pandemi koşullarında yaklaşık 200.000’i motorlu kurye olarak, 200.000’i sokaklarda seks işçisi olarak, 750.000’i sokaklarda değerli atıklar ve kâğıtları toplayarak, 500.000’i semt pazarlarında pazarcılık yaparak geçimini sağlamaya çalışmaktadır.
Geçen haziran ayında İzmir Esnaf ve Sanatkârlar Meclisi’nin katılımı ile Klaros Felsefe Akademisi’nin koordinatörlüğünde gerçekleştirilen Felsefe Sanat Ve Kehanet Festivalinde bir araya gelen meslek örgütü ve sendika temsilcilerinin ortak kararı ile İzmir’de TÜRKİŞ, DİSK ve KESK sendikalarının ev sahipliğinde Güvencesizler Ve Sokak Emekçileri Çalıştayının düzenlenmesi kararlaştırılmıştı. Nihayet 30 Ekim 2022 Pazar günü iki oturumlu bir çalıştay düzenlenmesi kararlaştırıldı.















