Yol; dostluğa, sevgiye, adalete, kardeşliğe ve eşitliğe gidiyorsa yoldur. Gerisi, lastik eskitmekten başka bir şey değildir.
Hayat, koca bir yol. Ne haritası var elimizde, ne de gidişin garantisi.
Navigasyon mu? Bizim nesile göre yeni. O da çoğu zaman “hedef bulunamadı” deyip susuyor.
Gerisi, bizim çabalara ve zaman zaman içgüdülere kalıyor.
Yani hayat dediğin şey biraz da “yola çık, bakarız” mantığıyla ilerliyor birçoğumuz için.
İlk adımı atarken yanında genelde ailen olur. Anne dizin bağı çözüldü mü diye bakar, baba elindeki haritayla “ben bu yolları bilirim” der.
Ama büyüdükçe o yol kalabalıklaşır. Dostlar katılır, sevgililer eşlik eder.
Bazıları sadece “durak” olur, bazılarıysa “trafik”.
Dostluklar bu yolda benzindir mesela. Ama şunu unutma: Herkes benzin koymaz.
Kimisi seninle yol alırken kendi rotasına sapar — habersizce.
Geriye dönüp baktığında, “Ya biz aynı arabadaydık, ne zaman indi bu ya?” dersin.
Cevap yok. Çünkü bazıları sessiz iner.
Vefa ise camdan el sallayan değil, yol bitene kadar seninle kalan kişidir.
Sevgi desen, hele bir de aşk…
Yolların en keyifli ama en kaygan zemini.
Önce “beraber yürüyelim bu yolda” diye başlar, sonra biri yokuşta freni boşaltır.
Araban savrulur, kalp takla atar.
Bazıları o kazadan sağ çıkar, bazılarıysa tekrar yürümeye cesaret edemez.
Sadakat…
O, eski model bir yol arkadaşı gibi. Hani yavaş ama sağlam olanlardan.
Herkes hızlı, gösterişli araçların peşinde şimdi.
Sadakatle yürümek isteyenler bu hız çağında yavaş kalıyor.
Ama unutma: Yavaş giden yol alır; yeter ki patinaj çekme.
Hayatın kendisi de ironik zaten.
Ne zaman “Bu yol tam bana göre” dersin, ya tabelalar değişir ya da yol çalışması başlar.
Kimi zaman bir yön tabelasına bakarsın; biri “mantık”ı gösterir, diğeri “kalp”i.
Tercih senin.
Ama nereye gidersen git, bir yol kaybı, bir yön şaşırması garanti.
Merhamet ise bu yolda durup başkasına su vermek gibidir.
Ama dikkat et, bazıları o suyu içtikten sonra seni çöldeki bir vaha gibi tüketebilir.
O yüzden hem paylaş, hem koru kendini.
Yoksa sen susuz kalırsın.
Ve hayatın en güzel ama en belirsiz kısmı: Sevgili.
Onunla aynı yolda yürüdüğünü sanırsın, ama o meğer senin kalbine paralel otoyoldaymış.
Bir gün döner mi? Bilinmez.
Ama sen yine de kendi yolunu bırakma.
Belki bir gün yollar birleşir.
Belki de birleşmesi gerektiği için değil, ayrılması gerektiği için yürünür bazı yollar.
Sonuç mu?
Hayat uzun bir yol, hem de tahmin ettiğimizden daha virajlı.
Ama her düşüş, yeni bir çıkışa;
Her ayrılık, yeni bir yolculuğa;
Her yolculuk ise yeni bir “sen”e çıkar.
Unutma:
Yol yorar, evet.
Ama en çok da yolda kalmamak için çabalarken büyür insan.
Yani çoğu zaman yol arkadaşın olmaz; üzülme.
Çünkü o yol zaten sensin de ondan.
Bunların dışında memleket güzergâhını merak edeniniz varsa o baştan beri yoldan çıkık diye biliyorum.














