Salim Çetin’in 28 Nisan 2023 tarihli Yenigün Gazetesi’ndeki köşe yazısıdır.

Bazen gözümüzün önünde akıp giden güzellikleri görmez, onları hayatın olağan akışından sayarız. Oysa öğle değildir.
Ben, 2015’te aramızdan ayrılan Tarık Dursun’u her ziyaretimde bunu gördüm.
Onun büyük yazar olmasına zaten bir lafım olamazdı ama bir başka yanı beni yazarlığından daha çok etkilemişti; o da onca yaşına karşın çalışma azami ve yeni kitaplar yazma isteğiydi.
***
84 yaşındaydı o günlerde ama hâlâ yazacağı yeni kitapların hayalini kuruyor, altı ciltlik halk edebiyatı kitabını Kültür Bakanlığının basmamış olmasına hayıflanıp duruyordu.
Bununla da yetinmiyor; önünde bilgisayarı, başka kitapların hazırlığı içinde olduğunu belli ediyordu. Yazacağı yeni kitapların heyecanı yüzünden okunuyordu.
Gıptayla bakmış, saygım bir kat daha artmıştı o haline.
***
Bu örnekler çoğaltılabilir…
Sözgelimi 100 yaşına erişmiş Hıfzı Topuz (1923); keza doksanını aşmış E. Tahsin Yücel (1926), Hidayet Sayın (1929), Altan Öymen (1932)…
Geçen hafta, yazar Selami Şimşek’le bir çay içimi uğradığımız Mevlüt Kaplan da yukarda kimi adlarını sıraladığımız bu güzel kuşağının mensuplarından biridir.
Çünkü o da çalışmayı, üretmeyi hayatın temeli sayanlarından…

Siz daha ilk merhabadan sonra bunu anlıyorsunuz, her sohbet bir kitabın yazılacağı işaretine sizi götürüyor. Bürosunda çalışmanın, araştırma yapmanın atmosferi kendini belli ediyor.
***
Örneğin, yıllar önce Kaplan Hoca’nın Mersin’de öğretmenken derlediği masallar şimdi kitaplaşıyor. Aradan bunca yıl geçmiş, bunlar nasıl saklandı, nasıl korundu?
Gıptayla bakılacak bir çalışma!
Mersin Büyükşehir Belediyesi bu kitabı, kültür yayını olarak basacakmış.
Hatta kapakla ilgili görseller daha biz oradayken gelip gidiyordu.
Gördüğüm, Mevlüt Hoca heyecanından hiçbir şey kaybetmemiş. Sanki çoğu çocuk kitabı olmak üzere 600’ü aşkın kitaba imza atan o değilmiş gibi heyecanı yüzünden belli.

Bu arada Hoca’nın 1930 (aslı 1927’dir) doğumlu olduğunu belirtelim, artık yaşını siz hesaplayın.
***
Hoca, Köy Enstitüsü mezunu…
Sonra bir ara yurtdışında dil öğrenimi görmüş.
Ben 1982’de, İzmir’e geldiğimde Kemeraltı’nda, Mevlüt Hoca’ya ait eğitim kitapları yayımlayan Özgür Eğitim Yayınları ve bu alandaki kitapların dağıtımını yapan Özgür Dağıtım adlı bir şirketin varlığından haberdar olmuştum.
***
O zamanlar Kemeraltı, kitap kaynayan bir yerdi; bir yanda Hüseyin Yurttaş ve arkadaşlarının çıkardığı “Dönemeç” dergisi, hemen yanı başında kırtasiye, ders ve eğitim kitapları dağıtımı yapan onlarca işletme vardı.
Şimdi kitap dağıtan bu şirketlerin yerinde yeller esiyor.
Fakat Mevlüt Hoca bu alışkanlığı bırakmamış olmalı ki her gün o büroya geliyor ve kitaplarını burada yazıyor.
***
Hoca’ya benin ayrıca bir teşekkür borcum daha var:
“Hatay Benim Büyülü Semtim” kitabımın yazılma aşamasında Hoca’dan Hatay’ın Kılıçreis Mahallesini yazmasını istemiştim.
Çünkü orada oturuyordu.
Kılıçreis Mahallesi yazıldı ve birkaç gün içinde gönderildi.
O yazı şimdi kitapta…
İşte teşekkürüm bu nedenle.
Hoca’nın 600’ü geçkin kitabı var, demiştim. Bunların büyük bölümü elbette çocuk edebiyatı ve eğitimle ilgili olanlardan oluşuyor. Bildiğim; anı, eğitim, roman, araştırma konularında da Hoca’nın bir hayli kitabının olduğu.
Benim kitaplığımda olanlardan “İzmir’in Kavakları”nı yakın zamanda okudum.
Ege’nin ünlü figürlerinden biri olan Çakıcı Efe anlatılıyor bu kitapta.
Dağa çıkışı, kızanların yaptıkları…
Büyük bir emek ürünü…
***
Ha bir de görüşmemizde Hoca hem Selami Şimşek’e hem de bana daha yeni baskıdan çıkmış üç şiir kitabını imzaladı.
Dedim ya kolay kolay Mevlüt Kaplan olunmuyor; önce heyecan, bu yaşta bile şiir yazmak, sonra hiç durmadan çalışmak…
Bunlara inceliği, alçakgönüllü olmayı da eklemek gerek!
***
Geçen gün bir yerde okumuştum; Talat Sait Halman’a çok da tanınmamış bir yazar kitabını imzalayarak gönderir.
Bir hafta sonra Halman’dan yazara teşekkür ve başarı dileyen bir mektup ulaşır.
Aynı yazar daha sonra her çıkan kitabını gönderir Halman’a.
Ve her seferinde Halman’dan teşekkür ve başarı dileyen bir mektup yazara ulaşır.
İnceliğe bakın!
***
Birkaç hafta önce, telefonla adıma imzaladığı kitapların olduğunu Mevlüt Hoca’dan duyduğumda, Halman’ın o yazara gönderdiği mektuplar ve oradaki incelik geldi aklıma.
Bir yazar kitabını imzalayacak, sizi arayarak bildirecek…
Kendi kendime, “Bu kuşak galiba böyle…” dedim. “Kadir kıymet bilen bir nesil.”
***
İşte, benim Mevlüt Hocam böyle biri… Tam da Halmanların kuşaktan…
Çalışkan, heyecanlı, üreten, tam bir cumhuriyet aydını…














