Dünya yeni bir döneme giriyor. Kapitalist medeniyet krizlerini para dağıtarak çözmek isterken muazzam enflasyonlara yol açtı. Ülkelerin hepsinin parası pul oldu. Halklar çok ciddi şekilde yoksullaştı. Enflasyonla büyük kitleleri soyma haydutluğu daha fazla götürülemeyeceğinden hemen her yerde sıkı para politikasına yani yüksek faiz politikasına geçiliyor. İşte tam bu noktada olanların olmasını beklemek gerekir. Nedir o?
Pandemiyle gelen Dünya krizini önlemek için ortalığı para bolluğu ile batıran sadece Abd, ve AB değildir. İrili ufaklı tüm Dünya ülkeleri aynı şeyi yaptılar. Çin bile 4 misli parasal genişlemeye gitti. Geldiğimiz noktada, sadece Batı değil tüm ülkeler sıkı para politikasına geçiyorlar.
Sıkı para politikası eninde sonunda resesyon (durgunluk) getirir. Böylesini Dünya ilk kez görmüş olacak. Yani aynı anda tüm ülkelerin piyasaları daraltması sonucu resesyon yaşandığını veya yaşanacağını ilk kez görecek. Dünya Bankası gelecek yıl Dünya büyümesinin 3’ün altında kalmasının beklendiğini açıkladı. 3’ün altı Dünya ekonomilerinin daralması ve Dünya çapında resesyon anlamına geliyor. Resesyona girilince enflasyon hemen düşecek mi? Hayır. Enflasyon beş dakikada düşecek bir şey değildir. Uzun zaman gerektirir. Ayrıca emtia fiyatlarının yükselmesinden kaynaklanıyorsa bu maliyet enflasyonudur ve piyasa daraltmakla hemen sonuç alınamaz. Yani önümüzdeki süreçte Dünya stagflasyonu (durgunluk içinde enflasyonu) yaşayacak demektir. Bu hemen her ülke için en kötü karmadır.
Bu girişi niye yaptım? Çünkü resesyon demek işsizlik demektir. Fabrikaların kapanması, küçük ve orta boy işletmelerin kıyameti yaşaması demektir. Finansal çöküşler demektir. Büyük kitleler enflasyonla muazzam yoksullaşma yaşarken üstüne birde işsizlikle sınanacak demektir.
Daha önceleri yani 70’li, 80’li yıllarda kapitalist dünyada herhangi bir ülke çukura düşerse yani krize girerse oraya İMF’yi gönderir üste para vererek o ülkeyi çukurdan çıkarırlardı. Şimdi tüm Dünya böyle bir duruma giriyor. Lokal bölgesel krizleri (98 Asya krizi vb) geçmişte yaşamıştık. Ama şimdi içine girdiğimiz bir ilktir. Yangın her yerdedir.
Böylesi bir gelişmenin, böylesi muazzam bir ekonomik krizin sosyal ve siyasal sonuçları olur. Olay Dünya çapındaysa, Dünya çapında sosyal ve siyasal sonuçları olur. Bilindiği gibi kapitalist medeniyet bir birine bağlı bir zincirdir ve her zincir en zayıf yeri kadar sağlamdır ve kopacaksa oradan kopar. Önce zincirin halkalarına bir bakalım.
Mc World’ün ileri karakolu olarak çalışan ülkeleri üç gruba ayırabiliriz: Birincisi merkez devletler, (Abd, Ab, Japonya vs) İkincisi Orta düzey devletler, (Brezilya, Güney Afrika, Hindistan, Türkiye vs.) Üçüncüsü periferiler, alt düzey devletler, (Afrika ve Latin Amerika Devletleri vs.)
Gelmekte olan ekonomik kıyamet bu üç farklı düzey ülkeyi, farklı şekilde etkileyecektir. Birincisi Merkez ülkelerde hayat standardı düşecek, göçmen karşıtlığı ve ırkçılık artacaktır. Bununla beraber merkezler çöktüğü için sağa ve sola doğru daha keskin, marjinal siyasal savrulmalar, gelişmeler bekleyebiliriz. Ancak sırası önce sağ sonra sol şeklinde olacaktır. Örneğin Amerika’da Trump’ın kazanacağına kesin gözle bakmak gerekir. Avrupa’nın pek çok ülkesinde aşırı sağ iktidarda veya iktidarın kıyısındadır. En son İtalya’da seçim yapılacak olup, aşırı sağcı bir kadının iktidara gelmesine kesin gözüyle bakılıyor. Buralarda da bir yıla kalmadan büyük halk hareketleri görebiliriz.
İkinci grup ülke, doların değerlenmesi, Dünya ekonomisinin daralması sonucu keskin durumlarla karşı karşıya kalacaktır. Brezilya sağa savrulmasını tamamladı sıra sola doğru hareketlenmeye geldi. Kırılganlığı düşük. Güney Afrika ve Türkiye’nin ise durumu farklı. Bu iki ülke fena halde kırılgan. Bunların her an derin ekonomik çöküntülere girmesi, büyük siyasal kavgalara sahne olması çok büyük ihtimal. Buna benzer Hindistan, Rusya, Çin gibi devletler bu yaşananlardan hasar almadan çıkamazlar. Çinin şu ana kadar tipik kapitalizmin krizlerine hiç girmemiş olması burada bir kriz olasılığını arttırıyor. Emlak krizi 2008’de Amerika’da yol açtığı gibi burada da bir yeni krizi tetikler mi bunu göreceğiz.
Üçüncü grup devlet periferideki en zayıf devletlerdir. En tehlikeli yolculuğa çıkacak olan devletlerde bunlardır. Latin Amerika, Afrika ve bir grup Asya ülkesi (örneğin Pakistan) Eski Sovyet Coğrafyası, Kafkaslar, İran vs. çok keskin hareketlere gebedir.
Toparlarsak yakın zamanda Dünya çapında bir ekonomik kriz ve bununla birlikte gelen siyasal krizleri yaşayacağız. Dünya devrimi her zamankinden daha fazla yakınlaşacak.
Bizler yaklaşan Dünya devrimine program-tüzük, strateji ve taktik üretmek zorunda olan devrimcileriz. İnsanlığın kafası kesik tavuk gibi sağa sola koşturmasının engellenmesi ancak böyle mümkün olabilir. Zamanı geldi mi? Bunu göreceğiz.














