Elbette suçtur…
Zulmün şahı zalime göre…
Ülkeniz işgal edilmişse bir biçimde…
Bazen bu işgal…
Dışarıdan içeriye değil…
İçeriden içeriye doğru olur…
Milaslı Esra…
“İçeriden içeriye” olan bir işgale direndiği için zindana atıldı…
Esra artık esir…
ESRA…
Esra artık Türkiye Bastil’inde tutsak…
Suçu: TOPRAĞINI SAVUNMAK!
İşgalci kim?
Doymak bilmez bir 5’li çete üyesi…
Köprüler…
Otoyollar…
Hastaneler…
Barajlar, Madenler…
Koca bir ÜLKEYİ yağmalayanlardan…
Toprak…
Nehir…
Göl…
Ve hayat onun için zerre kıymetli değil…
Vatan sevgisi eksi derecede…
100 yıl öncesinin işgalcisinden bile daha vicdansız ve aşağılık…
5’li çetenin tüm Üyeleri de…
Aynı ihanetin içinde zaten…
Bu ihanetin elbette hesabını keser yaşamın öfkesi…
Elbette keskin çelik…
Ayırır bedenden kurumuş bir kelleyi…
Hesap döner…
Dönerde gider “küçük parmak büyükten alır hakkını!”…
Öyle değil mi Nihat Özdemir?
Esra’nın annesi haykırıyor:
“…Toprağını savunmak nasıl suç olur?”…
Fenerbahçe Stadında…
“Alçak Nihat, Esra’yı ve toprağını rahat bırak!” diye haykırsa…
Bir Fenerbahçe gönüldaşı olarak söylüyorum…
Cumhuriyet ise eğer Fenerbahçe…
O Cumhuriyet’e ihanet eden Nihat Özdemir atılır oradan yaka paça…
Tek bir gücü vardır bu halkın…
Zulme karşı bedenini yatırmaktır ölüme…
Eskişehirli madenci…
Hayatını yatırdı Kurtuluş Parkı’nın kara toprağına…
Ve kazandı…
Neydi o slogan…
Direne direne kazanacağız…
Çünkü tek başına Kurtuluş yok…
Ya hep beraber ya hiçbirimiz!…














