Ergenekon davasının tutuklularından, pek Kemalist, pek Atatürk sevdalısı, pek demokrat, pek Cumhuriyetçi, pek irade sahibi, pek özü sözü bir, pek savrulmaz şaşmaz çizgideki, çıktıktan sonra önce CHP’li, sonra Muarrem İnce’nin Memleket Partili, sonra bağımsız olduktan sonra “Hiçbir partiye geçmeden bağımsız milletvekili olacağım.” diye açıklama yapan aslan parçası eski teğmen Mehmet Ali Çelebi dün itibariyle AKP’ye geçerek “Cumhur ittifakı saflarında memlekete hizmet etmeye devam edeceğini” attığı mesajla açıklamış.
Ben de diyordum ki yahu İzmir birden neden serinledi? Meğer bir fırıldak döne döne son hızına ulaştığı turunu burada atmaktaymış.
Yeni “İzmir milletvekilimiz” karşısında can-ı gönülden “içim kalkarken”, kendisine “Üç ayyaş düşmanı, Abdülhamit sevdalısı saflarda Cumhuriyet’in son kalıntılarının da yıkılması sürecinde “tamaaaamen duygusaaal” hizmetler dilemem.
Ha, bu arada iş güç yoğunluğundan yazmadığım, sayın kere sayın (isterseniz saymayın) hukukçuların şahı, irade sahiplerinin kralı, sefaretçilerin yeni padişahı Feyzioğlu’na da Kıbrıs büyükelçiliği pek yakışmıştır kesin!.. Kendisinin burada da memlekete hizmette muhteşem başarılar elde edemeyeceğinden zerre şüphem yok.
Bugün sözlüğe bakıp “onur, ahlak, namus” gibi sözcüklerin anlamlarında bir değişiklik yapılıp yapılmadığını kontrol edeceğim.
“Her şey değişir, değişmeyen tek şey değişimin kendisidir.” diyen Herakleitos’un, öteki dünyadan “Ulan dilim kopaydı da böyle bir demeyeydim. Bunlara alet olacağımı nereden bilebilirdim!” diye feryat ettiğini duyar gibiyim.














