SUSUZLUĞUN NEDENİ BİZİZ
Küçük Menderes Havzası Koza hareketi derneği, Dünya Su günü anısına geniş bir panel düzenledi. TMMO İzmir temsilcilikleri Çevre, Ziraat ve Peyzaj mimarları odalarından uzmanlar dünyada ve bölgemizde su sorunu ve kuraklık ile ilgili ayrıntılı bilgiler verdiler. Değişik meslek gruplarından, üreticilerin, doğaseverlerin ve vatandaşların katılım gösterdiği etkinlik doyurucu bilgilerle doluydu.

Kozader başkanı Selahattin Bağlı’nın açılış konuşmasını yaptığı paneli Prof.Dr. Ümit Erdem yönetti.
Selahattin Bağlı” Dünyada ve ülkemizde ve bilhassa bölgemizde kuraklık hayatımızı çok ciddi olarak etkiliyor. Tüketim bilinci ve doğru uygulamalarla bu sorunun çözümüne katkı koyabiliriz. Bu anlamda Dünya su günü çok anlamlı. Her yıl suyun önemini vurgulamak amacıyla etkinlikler düzenliyoruz dernek olarak. Unutmayalım ülkemiz su kıtlığı çeken bir ülke.
SUYA HAVAYA TOPRAĞA SAHİP ÇIK/KORU.
Çevremize suyumuza havamıza toprağımıza sahip çıkmaya devam edeceğiz.” dedi.

Eski Çevre Mühendisleri Odası İl Temsilcisi Helil Kınay, Ziraat Mühendisleri oda temsilcisi Ahmet Tomar ve Peyzaj Mühendisleri odasını temsilen Elvin Sönmez Güler dinleyicileri bilgilendirdi ve çözüm yolları önerdi.
Çevre Mühendisi Helil Kınay;
Bugünün dünya yaşamının sürdürülemez olduğunu, inanılmaz bir kaynak tüketimi ve israfı olduğunu belirtti.
KAYNAKLAR YETMİYOR.
Güncel yaşama dünya kaynaklarının yetmediğini,2.6 dünya kaynağının bugünkü yaşam şeklimize anca yeteceğini belirtti.
Bugünkü çılgınca yaşam şeklinin bir çok alanda sıkıntıyı getirdiğini, açlık, kıtlık, kuraklık ve doğal afetlerin giderek arttığını ve daha da artacağını vurguladı.
Bu durumu yaratan ana etkinin insan olduğunu söyledi.
Yani kısaca “Kuraklığı yaratan biziz” söyleminin doğru olduğunu belirtti.
Ziraat Mühendisleri odasını temsilen katılan Ahmet Tomar:
Küçük Menderes havzasının çok bereketli bir yer olduğunu, çok geniş iklimsel ve coğrafi zenginliğe sahip olduğunu, ama bunun yeterince doğru değerlendirilmediğini söyledi. Havzada bugünkü kuraklık sorununun en önemli sebebinin yanlış tarım politikaları olduğunu ve tarımda doğru planlama ve yapılandırmanın önemini vurguladı. Küçük Menderes havzası geçmiş dönemlerde ve günümüzde yanlış-eksik, uygulanmayan üretim politikaları uygulamaları sonucu kaynaklarını bitirmek üzere vurgusunu yaparak geçmişte pamuk, günümüzde mısır üretilmesinin yanlış olduğunu ve acilen tedbir alınması gerektiğini belirtti.
DÜŞEN YAĞIŞIN 3 KATI HARCANIYOR.
Küçük menderes havzasına yıllık yaklaşık 200-250 milyon metre küp yağış düştüğü ama 700-800 milyon metre küp harcandığını belirtti. Bu sebeple yeraltı su kaynaklarının bitmek üzere olduğunu, yani düşen miktarın 3 katının harcadığını bu durumun sürdürülemez olduğunu söyledi. Bu durumun da kuraklığın en önemli sebebi olduğunu, kuraklık ile birlikte ayrıca toprak ve suda nitrat ve kimyasal kirlenmesinin yoğunlaştığını söyledi. Suyun kapalı ve kontrollü kullanılması gerektiğini söyleyerek “SUSUZLUK BİZİM KABAHATİMİZ.” vurgusu yaptı.
“DAMLA SULAMANIN TAMAMI DESTEKLENMELİ.”
Ayrıca kapalı devre basınçlı damla sulama sistemine tamamen devlet desteği verilmesi gerektiğini hatırlattı.
Peyzaj mimarları odası temsilcisi olarak panele katılan Elvin Sönmez Güler:
“SÜS-PEYZAJ ÜRETİMİ DESTEKLENMELİ”
Küresel ısınma sonucu dünyadaki iklim döngüsünün değiştiğini, doğal afetlerin ve çeşitlerinin arttığını, sıklığının giderek artacağını belirtti. Bu anlamda sadece tarımda değil kentlerde ve sanayide de suyun kontrollü kullanması gerektiğini, yeşile ormana sahip çıkılması ve artırılması zorunluluğu bulunduğu, bu anlamda peyzaj uygulamalarının önemli olduğu, geliştirilmesi ve desteklenmesi gerektiğini vurguladı.
Üretim aşamasında en önemli maliyetin sulama olduğu ve bunun için kontrollü sulama teknikleri ve susuzluğa duyarlı bitki türlerinin ekiminin teşvik edilmesi gerektiğini söyledi. İlave olarak suyun yeniden kullanımı yöntemleri yaygınlaşmalı vurgusu yaptı.

KÜRESEL ISINMA HAYATIMIZI CEHENNEME ÇEVİRECEK
Panelin moderatörü Prof. Dr. Ümit Erdem:
“Bugünkü sorunların temelinde Küresel ısınma diye özetleyeceğimiz bir iklimsel değişim tehditi var. Bu anlamda gelecekte çok zor bir yaşam döngüsüne girilecek. Eğer dünyaca tedbir almazsak 2050 yılına kadar cehennem sıcakları ile yaşamak zorunda kalacağız. Kyoto protokolü ve Paris Anlaşması bu anlamda çok önemli. Bir an önce bu antlaşmalarnın gereğinin kusursuzca yapılması gerekir.
Dünyadaki suyun sadece yüzde üçü tatlı su ve bunların sadece 1/3’üne ulaşılabiliyor. Ülkemizde su sıkıntısı yaşayan ülkeler listesinde.
Ülkemizdeki su tüketiminin büyük bir bölümü tarım ve sanayide olmaktadır.
Bu anlamda bir an önce tüm önlemlerin alınması gerekmektedir. Siyaseten tüm alanlarda kararlı çevre duyarlılığı olan ve sürdürülebilir tarım politikalarına ihtiyaç bulunmakta. Şimdiye kadar bu anlamda çok az şey yapıldı. Çevre duyarlılığı ile tarım, gıda, sağlık, su, kentsel yaşam vb….bir çok alanı farklı bir anlayışla yeniden inşa etme zamanımız geldi de geçiyor.
SUSUZLUK KADER DEĞİLDİR.
Bugün dünyanın yaşadığı iklim ve su sorunu kader olamaz. Bu sorunları insanlar yarattı. Bunu çözecek olan da yine insanlık. Gerekli tedbirleri alır ve ciddiyetle uygularsak yaşanabilir bir dünya bırakabiliriz bizden sonraki nesillere.” dedi.
Panele katılan İzmir Ziraat Mühendisleri odası il temsilcisi Hakan Çakıcı: “Acilen küresel ısınmaya ve kuraklığa-susuzluğa karşı harekete geçmeliyiz. Özellikle tarımda kontrollü planlı üretim modellerini hayata geçirmeliyiz. Ayrıca basınçlı kontrollü sistem damla sulama yaygınlaşmalı. Susuzluğa karşı dayanıklı türler ve kontrollü sulama daha fazla desteklenmeli.
Havza bazlı üretim planları daha da yerleştirilmeli, alt havza üretim modelleri ürünleri tanımlanmalı” dedi.
Panele katılan Ödemiş Kent Konseyi başkanı ve Kozader yönetim kurulu üyesi Mehmet Taşlı:
“Susuzluğun sebebi plansız programsız yönetim, aşırı tüketim ve israf. Bu anlamda acilen gerekli tedbirleri hayata geçirmek gerekiyor. Yetkili kurumlar bu konuda bazı çalışmalar yapıyor ama yeterli değil. Daha yoğun ve etkili uygulamalar için karar alıcıları göreve davet ediyoruz.
Öncelikle tarımda dönüşüme ihtiyaç duyuluyor. Vahşi sulama terkedilmeli. Kentsel ve sanayii su tüketiminde geri dönüşebilir uygulamalar yaygınlaşmalı. Yapılabilecek her türlü su tasarrufu yöntemi uygulamalı. Evimizde bahçemizde tarlamızda her yerde suyun her zerresini bilinçli bir şekilde kullanmalıyız.
Tüketim tercihlerimizi bilinçli olarak yapmalıyız.
Özellikle üretiminde aşırı su ihtiyacı olan ürünlerden uzak durulmalı.
YEREL ÜRÜNLER TERCİH EDİLMELİ.
Bu anlamda panelimize katkı yapan hocalarımıza ve uzman arkadaşlara çok teşekkür ediyoruz.
SUYUMUZA SAHİP ÇIKALIM.” dedi.















