Geçtiğimiz günlerde Dünya’nın en büyük fonu olan Blackrock (siyah kaya) “krizlerin anası geliyor.” diye bir açıklama yaptı. Bu ciddi bir açıklama. Çünkü bu fon Türkiye’nin milli gelirinin (780 milyar dolar) 10 katı büyüklüğünde. Yani 10 trilyon dolar parayı idare ediyor. Ülke değil kıta satın alacak büyüklüğe sahip. Bu yüzden ciddiye almak gerekir.
Ben bu açıklamadan sonra Amerikan tahvillerinin getirilerine baktım ve gördüm ki 2 yıllık tahvil faizleri 10 yıllık tahvil faizlerine yetişmiş durumda. Sadece Amerika’da değil Dünya’da böyle. Bu veri son derece ciddi bir kriz verisidir. Kısa vadeli faizlerle uzun vadeli faizler aynı olursa orası karışacak demektir. Dünya, Amerika’dan başlayarak tümüyle bir resesyon (durgunluk) dönemine giriyor. Genel olarak Burjuva iktisatçıları bunun hafif bir resesyon olarak geçiştirileceğini söylüyorlar. Ben öyle olmayacağını, durumun dehşet yerlere gidebileceğini düşünenlerdenim. 2008 ‘krizini bilen ve kendisine “kriz kahini” denilen Nouriel Roubini’de benimle aynı fikirde. Bu konuda birkaç tane makalesi yayınlandı.
Böyle düşünmemin bir başka sebebi, artık krizlerin ülkesel, bölgesel olmaktan çıkıp küresel hale gelmiş olması. Bu bir. İkincisi ortalığın Jank (çöp) denilen ülkeler, ve şirketlerle dolmuş olması. Ortalıkta bol miktarda Zombi (yaşayan ölü) durumunda olan şirket var. Bazıları batırılamayacak kadar büyük. (örneğin Deutsche bank, Credit Suisse,vs.). Buna İngilizce Too Big Faill deniyor. Son dönemde kalp ve bol para vererek bunlar ayakta tutuldu. Üçüncüsü ulus ötesi şirketlerin artık kar maksimizasyonu yapamamaları. Yani kendi büyümelerinin sınırına dayanmış olmaları. Bu Şirketlerde eskisi gibi birkaç kat büyüme hedefi koyamıyorlar. Koysalar bile tutmuyor. Dördüncüsü köylülerin kapitalist pazara girmesiyle büyüyen pazarların da sınırına yaklaşılmış olması. Henüz Asya’da pazara girmeyi bekleyen milyonlarca, hatta milyarlarca insan olsa bile bu, durumu çok fazla değiştirmiyor. Beşincisi son krizinde kapitalist uygarlığı kurtaran cep telefonu, internet gibi kan damarlarını açacak büyük bir buluşun ortada gözükmemesi. (son füzyon deneyini dikkatle izlemek lazım-Yapay zeka ve Robot teknolojisi beklenen sıçramaya yetmiyor-)
Son olarak Dünya’nın muazzam düzeydeki borç yükü. 303 trilyon dolarlık borcun bir kısmı enflasyonla eritildiyse de bu yeterli değil. Hane halklarının bile 59 trilyon dolar borcu var. Şirketlere ve devletlere girmiyorum bile.
Tüm bu gelişmelerin elbette sosyal ve siyasal sonuçları oldu ve olacak. Daha şimdiden pek çok yerde elbise şimdiden dikiş attı. Bu gelişmelerin Dünya’yı ilk elde daha fazla Cihad-ı Millli’ye itecek olması, yerel direnişin de yerel çatışmalarında büyüyeceğinin bir kanıtı. Küresel kapitalist medeniyetin (Mc World) yeni bir küresel sistem kurması zorunluluğu giderek artıyor. Ama hepimiz biliriz ki; toplum bir sınıfın çektiği yere doğru gitmez. Çünkü başka sınıflarda başka yere çekerler. Toplumlar bu yüzden beklenmedik yerlere gidebilirler. Her ne kadar durum 1930’lu yılları andırıyorsa da Marks’ın dediği gibi ilki trajedi olursa diğeri komedi olur.
Önümüzdeki süreç biz sosyalistlerin kalkınmacı olmaktan çok, kültür devrimcisi olmamızı dayatıyor. Eskisi gibi kalkınma programları değil “insan” üzerine programlar yapmamızı zorlayan bir dönemde olacağız. Elbette böyle olması yeni örgüt tiplerini, yeni eylem türlerini ve daha pek çok yeniliği peşinden getirecek. Herkesin programı önümüzdeki günlerde netleşecek. Ben gelecek bakımından iyimserim. Önce kaos sonra esenlik.














