sozbizde.com
  • ANA SAYFA
  • POLİTİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • SPOR
  • MEDYA
  • YAZARLAR
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
  • ANA SAYFA
  • POLİTİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • SPOR
  • MEDYA
  • YAZARLAR
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
sozbizde.com
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
Ana sayfa YAZARLAR

Küçük Öyküler – 7 “GÖZLER”

Halil Ergün Urgan Ekleyen Halil Ergün Urgan
Aralık 13, 2022
in YAZARLAR
0
Küçük Öyküler – 7 “GÖZLER”
0
Paylaş
1
Gösterim
Share on FacebookShare on Twitter

Hey gidi yıllar!..

Nasıl da değiştiriyor hepimizi…

Kimimizin sadece yüzü biraz daha buruşuyor, göz altında torbacıklar oluşup sarkıyor, burnunun iki yakasından derinleşen ve kalınlaşan iki çizgi dudaklarının kenarlarından sarkıp sağa ve sola birer kanca gibi kıvrılarak sona eriyor; saçlar eksiliyor, kırarıyor ya da tümden terk ediyor kafayı ve “Zeki insanların saçları dökülürmüş.” züğürt tesellisine gönderme yaparak böyle olduğumuzun kanıtı gibi parlak bir zirve ile dolaşma onurunu bağışlıyor bedene; kimimizin gıdısı çıkıyor, yanakları tombalaklaşıyor, kimimizde tam tersine surat sanki uzuyor, burun sivrilip ön plana çıkıyor; çene, bir kış günü damda yapışıp kalmış ve buz tutmuş karın neden olduğu sarkıtlar gibi sarkıyor; gözler, bir şeyleri gizlemek istercesine biraz içe kaçıyor ve yüzün her tarafında okul öncesi bir çocuk karalama yapmış çağrışımı yapan ölçüsüz, rasgele çizgiler oluşuyor.

Kimimizin karakteri aynı kalıyor. Iyyy, yine yüzü hep sirke satan, o aksi, huysuz, geçimsiz adam ya da hâlâ o güleç yüzlü, bol çeneli, bağışlayıcı hoş görülü kadın çehresi, sadece daha bir tontonlaşmış saçlar kırarıp da yanaklar daha yuvarlaklaşınca…

Kimi değişip bambaşka biri oluyor yaşlanınca. Allah Allaaah, ne olmuş bu Recai amcaya böyle!.. Melek gibi olmuş bu yanından geçerken korkudan üç kulhuvallahi bir elham okuduğumuz adam!.. Ya da o senin dünyalar tatlısı Raziye teyzen var ya, bir de şimdi gör!.. Nemrut’un yüzü ondan daha sevimlidir. Hep dırdır, hep şikâyet, hep bir vıdı vıdı… Konu komşu görünce selam vermemek için yolunu değiştiriyor…

Ama benim algıda seçiciliğim midir yoksa biyolojik bir gerçeklik midir nedir, göz çevresi kimsede değişmiyor. Ana hatlarıyla da olsa böyle bu. Benim isim hafızam iyice zayıfladı. Kimini kalıcı unutuyorum kimini geçici. Akrabalarımın isimlerini bile unuttuğum anlar olur bazen. Ama aradan kaç yıl geçmiş olursa olsun bir gördüğümü bir daha unutmam. Daha doğrusu gözlerine bakmışsam, göz göze gelmişsek asla unutmam.

Geçenlerde, Çankaya dört yol yaya geçidinin İkiçeşmelik yakasında, bunda elli yıl kadar önce, lise yıllarımda iken, Atatürk Lisesi önünde, hastaneden yeni çıkmış, kucağında bir bebek, Manisa’ya gidebilmek için benden yardım isteyen ve benim de cebimdeki günlük harçlığımı verip de o günü sayesinde aç geçirdiğim genç kadınla karşılaştım. Genç kadın derken, tabii o zamanlardan söz ediyorum. Şimdi yaş en az yetmiş rahat var. Biraz kilo almış ama o kadar da değil. Başındaki yaşmağı değiştirmiş, o zamanlar kırmızı bir örtü vardı, şimdi beyaz. Üstündeki giysiler hemen hemen aynı. Ege Bölgesi insanlarına özgü, küçük, renkli çiçekler serpili bir siyah basma elbise. Kucağında yine kundakta bir bebek! Aynı bebek olamaz, büyümüştür o. Ama mizansen değişmemiş.. İstikrarlı bir görünüm!..

O beni tanımazdan geldi ama ben onu hemen tanıdım gözlerinden. “Ablam sen hâlâ gidemedin mi Manisa’ya?” diye sordum.

Kafayı kaldırıp şaşkın şaşkın yüzüme baktı. Gözleri gözlerimle kontak kurunca kesin emin oldum. Vallahi de o, billahi de o!..

“Sen yaşlanmışsın ama bebek zamana meydan okuyup elli yıl öncesini yaşamaya devam ediyor galiba!” dedim.

Yüzüme nefretle bakıp yaşından umulmayacak bir çeviklikle iki adım öteye fırladı ve rüzgâr gibi uçup gitti.

Ayıp etti. Aslında benim niyetim onu İzmir Otogarı’na kadar götürüp, Manisa’ya da bir bilet alıp memleketine göndermek ve yıllardır kim bilir ne cefalar çekerek ve ona buna avuç açarak katlandığı bu gurbet kahrından onu kurtarmaktı. Kendi kısmetini kendi tepti. Belki bir gün yine karşılaşırız da onu bu çileli hayatından kurtarmayı başarırım.

Neyse, sana bunu neden anlattım? Birazdan söyleyeceğim. Sen tabii bana durduk yerde merhaba deyip yemek ısmarlayan bu ilginç ihtiyar kim, diye düşünüyorsundur içinden. Anlatacağım, sabret. Sen şimdi soğutmadan şu mercimek çorbanı iç. Bak böyle nefis mercimek çorbası her yerde içemezsin. Ünlüdür Refik Usta’nın çorbaları. Sonra da canın ne istiyorsa yiyip içebilirsin. Bugün hesaplar benden.

Her neyse, ne diyordum?.. Gözler… gözler değişmez. Bak sana bununla ilgili bir anımı daha anlatayım.

Yine lise yıllarım. Ne işim vardı bilmiyorum ama Alsancak’ta, Toprak Mahsulleri Ofisi’nin karşısında, Bornova Sokağı girişindeyim. Ortalık acayip kalabalık. O kalabalığın içinden, yirmili yaşlarda, üstleri başları boya içinde iki genç, nokta tayini, âdeta beni seçerek karşıma gelip durdular.

Göz göze geldik ikisiyle de. İkisinin de bakışları utangaç, nasıl söylesek der gibi birbirlerine bakıyorlar. Sonra iri badem gözleri olan konuşmaya başladı:

“Arkadaş, sakın yanlış anlama, biz dilenci değiliz.” diye başladı söze. Diğeri kafasını sallayarak onu onayladı.

“Biz Adana’dan geldik İzmir’e. Burada bir akrabamızın yanında kalıyoruz. Boya badana işleri yapıyoruz. Birkaç gündür iş bulamadık. Cebimizdeki üç beş kuruşu da harcadık. Şu anda çok açız. Senden para istemiyoruz. Bize şu lokantadan bir şeyler ısmarlar ya da en azından birer sandviç falan yaptırıverirsen çok sevaba girersin.”

Diğeri kafasını sallayarak “Gerçekten doğru söylüyoruz. Açız.” dedi.

Ben de gariban bir öğrenciyim, öyle fazla param yok. Elimi cebime attım, ne çıktıysa bozuk, hepsini verdim. “Başka param yok ama sanrım bunlarla en az birer sandviç alabilirsiniz.” dedim. Yüzleri aydınlandı gariplerin.

O saatten sonra param olmadığı için ben bütün günü aç açına geçirip cebimdeki tek otobüs biletini de eve gidişte harcamak için Alsancak’tan Konak’a kadar yürüdüm.

O yıllarda Konak Kemaraltı Çarşısı’nın deniz tarafındaki giriş-çıkışının önünden o yıllarda da otobüs duraklarının bulunduğu yöne doğru yürürken bir de ne göreyim! İnsanların bir oluktan boşanan su misali gürül gürül aktığı o Kemeraltı çıkışındaki akşam kalabalığından, üstü başı boya içinde iki genç, bodoslamadan bana doğru geliyor. Yok yok, sabahki gençler değil. Yaşları, üstleri başları hemen hemen aynı ama bunlar farklı. Gözler… Gözlerinden bilirim ben insanları.

Yanıma beş metre kadar yaklaştıklarında elimi trafik polisi gibi kaldırıp “Durun!” diye bağırdım. Zınk, durdular.

“Memleketinizden bana güvenip geldiyseniz yandınız! Cebimdeki bütün parayı son kuruşuna kadar bu sabah diğer iki arkadaşınıza verdim.” dedim.

Öylece bakakaldı yüzüme zavallılar. Dilerim bir başkası da onları doyurmuştur o akşam. Açlık zor, aç gezmek, aç uyumak zor kardeşim.

Sahi senin memleket Adana’ydı değil mi? Anımsayabildin mi beni? Üstün başın düzelmiş, belli ki yıllar sana hor davranmamış. Diğer arkadaşın yaşıyor mu, görüşüyor musunuz? Mavi maviydi onun gözleri. Sen konuşurken o kafa sallayıp duruyordu o gün. Çorban bitmiş. Yemek olarak ne söyleyeyim sana? Refik Ustaa! Bir baksana bizim masaya!

Hey gidi yıllar heeey!.. Nasıl da akıp gidivermiş. Her şey dün gibi. Eskiden hiçbir şeyi unutmazdım, ezberim inanılmaz güçlüydü. Unutkan bunağın biri oldum şimdi. Eee, kolay değil, yaş yetmişe doğru gidiyor!.. Ama gözler… gözleri unutmam. Bin kişinin içinde de görsem tanıdığım birini, bulur çıkarırım. Çok sevindim seni yıllar sonra yeniden gördüğüme. Sen beni anımsayabildin mi peki? Gözlerime bak, o zaman çıkaracaksın.

Post Views: 155
Önceki yazı

“Şehir Tiyatroları Buluşması” başladı

Sonraki Gönderi

Haliletos’tan…

Halil Ergün Urgan

Halil Ergün Urgan

Sonraki Gönderi
Haliletos’tan…

Haliletos'tan...

  • Çok okunanlar
  • Yorumlar
  • Son Haberler
Taşın Vicdanı, Suyun Dili

Taşın Vicdanı, Suyun Dili

Ekim 12, 2025
BİRAZ DA BİZ ÇOCUKLARI DİNLEYİN !

BİRAZ DA BİZ ÇOCUKLARI DİNLEYİN !

Mart 9, 2025
Ceviz Ağacının Hafızası

Ceviz Ağacının Hafızası

Ağustos 27, 2025
Bir çakma kilise iki yoldaş…

Bir çakma kilise iki yoldaş…

Ağustos 25, 2022
Savaş Mağduru Öğrencilerden Mektup Var

Savaş Mağduru Öğrencilerden Mektup Var

0
Nebati Margarinler Çağı

Nebati Margarinler Çağı

0
Pirus Generali

Pirus Generali

0
Bizden Karikatürler

Bizden Karikatürler

0
Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026
ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

Mayıs 31, 2026
Mustafa Yıldız’dan

Mustafa Yıldız’dan

Mayıs 31, 2026

Güncel Haberler

Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026
ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

Mayıs 31, 2026
Mustafa Yıldız’dan

Mustafa Yıldız’dan

Mayıs 31, 2026

Kategorilere Gözat

  • BASINDAN
  • BİLİM TEKNOLOJİ
  • BİZDEN KARİKATÜRLER
  • ÇEVRE
  • ÇİZER
  • DÜNYA
  • EĞİTİM
  • EKONOMİ
  • GENEL
  • GEZİ
  • GÜNCEL
  • GÜNÜN SÖZÜ
  • Hafta Ortası Karikatürü
  • İMECE DER
  • KADIN
  • KİTAP TANITIM
  • KONUK YAZAR
  • KÖŞE YAZISI
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • MEDYA
  • MİZAH
  • MÜZİK
  • ÖYKÜ
  • ÖZEL HABER
  • ÖZEL RÖPORTAJ
  • POLİTİKA
  • SAĞLIK
  • ŞİİR
  • SOSYAL MEDYADAN
  • SÖZ BİZDE
  • SÖZ SİZDE
  • SPOR
  • STK
  • TURİZM
  • Uncategorized
  • YAZARLAR
  • YEREL YÖNETİMLER
  • YORUM

Son Haberler

Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026


Künye: İmtiyaz sahibi: Engin Şirin

Genel Yayın Yönetmeni: Engin Şirin

Yayın Kurulu: Abit Dursun, İlhan Çifçi

Mazlum Vesek, Mustafa Yıldız

İletişim Bilgileri: 0533 656 43 73



Köşe yazıları yazarların görüşlerini ifade etmektedir. İçeriklerine ilişkin her türlü sorumluluk yazarına aittir.


© 2025 Sözbizde Tüm Hakları Saklıdır.

Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle


Künye: İmtiyaz sahibi: Engin Şirin

Genel Yayın Yönetmeni: Engin Şirin

Yayın Kurulu: Abit Dursun, İlhan Çifçi

Mazlum Vesek, Mustafa Yıldız

İletişim Bilgileri: 0533 656 43 73



Köşe yazıları yazarların görüşlerini ifade etmektedir. İçeriklerine ilişkin her türlü sorumluluk yazarına aittir.


© 2025 Sözbizde Tüm Hakları Saklıdır.