Bugün siyasete bir “Caligula” polemiği düştü.
Önce İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, ardından CHP Genel Başkanı Özgür Özel, cumhuriyete hakaret eden, AKP’de iki dönem vekillik yapan ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eski şoförü olması ile tanınan Ahmet Hamdi Çamlı’yı eleştirirken “Caligula” dan söz ettiler.
İsimleri karıştırdılar ama vermek istedikleri örnek aynıydı.
Peki bu olay nedir?
Kimdir Caligula?
İn midir, cin midir?
İnsan mıdır, hayvan mıdır?
M.S. 30.
Gaius Julius Caesar Augustus Germanicus Roma imparatoruydu.
Takma adıyla; Caligula.
Ama öyle böyle bir imparator değil.
Gücü görünce gözü dönen, kendini tanrı ilan eden, sarayda emirler yağdıran, sabah kahvaltısında meclis dağıtıp akşam yemeğinde sofrada atına eşlik eden bir şahsiyet.
Evet, atına.
Astığı astık, kestiği kestikti.
Tanrının yeryüzündeki temsilcisi değil, tanrının kendisiydi!
Atı Incitatus da rahip.
Bir gün kafası attı, Incitatus’u Senato’ya konsül yapmaya kalktı.
Altını çizelim. Roma İmparatorluğu’nun en yüksek makamına
bir atı atanmak üzere
resmen önerdi.
Kimse itiraz edemedi.
Kimse “beygirin senatoda ne işi var” diye soramadı.
At, senato’da “hiçbir şey yapmadan oturanlar” arasında hemen kaynadı gitti.
Fark edilmedi bile.
Bugün birileri çıkıp, “Bu adam mecliste ne arıyor?” dediğinde, cevap aslında binlerce yıl önceden geliyor.
Caligula geleneği sürüyor.
Fark şu.
Roma’da bu bir delilikti, şimdi ise bir sistem.
Eskiden beygirleri meclise sokarlardı, şimdi sermayeden, ranttan nallanmış dört nala koşturanları.
Türkiye’de muhalefetin iki önemli lideri yalan söylemiyor.
Beygir Incitatus’un torunları hala yaşıyor!














