Bugün yine bir yangın vardı. İzmir’den Ürkmez’e dönerken Ahmetbeyli tarafında dumanlar göğe yükseliyordu. Artık şaşırmıyoruz. Bir zamanlar yaz mevsiminin sembolü dondurmaydı, şimdi oldu duman. Meteoroloji bülteni bile yakında böyle olacak: “Yarın Ege’de parçalı bulutlu, yer yer orman yangınlı.”
Öyle üç-beş ağaç değil, ülkenin dört bir yanı cayır cayır yanıyor. Hani bazıları “ülkenin dörtte biri çöle dönse fark etmez” diye düşünüyor olmalı ki, bu yangınların önüne geçilemediği gibi üstüne de türlü türlü söylenti çıkıyor.
Son günlerde kulağımıza gelen iddialar ise tam film senaryosu. Güya bu yangınlar “masum” değilmiş. Hani biz de masum bir şey bekliyorduk ya! Neymiş efendim, yakında Ağaçlandırma Vergisi adıyla yepyeni bir vergi kapısı açılacakmış.
Bak sen şu işe! Yanan ormanlarımız küllere karıştı ama devletimiz (!) sağ olsun, külleri bile paraya dönüştürmeyi düşünüyor.
Hatırlayın, Yalova depreminden sonra “geçici deprem vergisi” çıkmıştı. Aradan yirmi beş sene geçti, vergi hâlâ “geçici” olarak bizden geçiyor. Yani, geçici vergiyi bu kadar uzun süre yaşatabilen bir sistem, “ağaçlandırma vergisini” de nesiller boyu yaşatmaz mı? Belki torunlarımız bir gün şunu diyecek:
— “Dede, sen gençken ormanlar var mıydı gerçekten, yoksa masal mı anlatıyorsun?”
Tabii bu işin sunum kısmı da var. Gözünüzde canlandırın: Televizyonda ciddi bakışlı bir bürokrat, yüzünde yapay bir tebessüm, elinde dosya…
— “Kıymetli vatandaşlarımız, ciğerlerimiz yanıyor ama üzülmeyin. Sizden biraz daha fedakârlık istiyoruz. Birlikte ülkemizi yemyeşil cennet bahçesine çevireceğiz.”
Alkış kıyamet! Bizim de içimizden geçecek: “Belli ki cennet bahçesi olacak ama o bahçe yine birilerinin yazlık villalarının bahçesi olacak.”
Hani neredeyse, “Her yeni vergi bir fidan, her kesinti bir çam ağacı” sloganıyla kampanya başlatacaklar. Belki yakında SMS gelir:
— “Ormanlarımız için YEŞİL yaz 2025’e gönder. Mesaj bedeli yalnızca 49,90 TL. (Vergiler hariç.)”
Keşke gerçekten böyle olsaydı, keşke gerçekten milyonlarca fidan dikilse, ülke baştan başa yeşillense… Ama herkes biliyor ki bu işin sonunda yeşerecek tek şey banknotlar olacak. Ağaç değil, hesaplar filizlenecek.
Ne diyelim… Allah kabul etmesin. Bizim elimizde artık sadece dua kaldı. Belki de bizler, vergiden değil, gökten rahmetten medet umuyoruz. Çünkü emin olun, o rahmet vergisiz yağar.
Ama biz yine de iyi niyetimizi koruyalım: Dileğimiz odur ki yanan ormanların yerine, yananın iki katı ağaç dikilsin. Çocuklarımızın oksijeni, torunlarımızın gölgesi olsun. Ama içimizden bir ses diyor ki; biz daha çok duman soluyacağız, daha çok vergi ödeyeceğiz. Ağaç mı? O da broşürlerde kalacak.














