(2017’de bugün paylaşmışım.)
Kaç yıl önceydi,
otuz yıla
yakın mı?
Hollanda’da, Kırmızıgül yazın, sanat dergimizin Amsterdam Paradiso’daki etkinliğinin Yusuf Z. Bahadınlı’yla konuklarındandı Muzaffer İZGÜ hocamız.
Salonda bir dinlence anında çaylarımızı içerken, “Biliyor musunuz,” diyordu,
“yurtdışına ilk siz davet ettiniz beni, sağ olun, var olun. “
Soruyorduk, anlatıyordu, alçakgönüllü, sevgi dolu sözcüklerle:
“İnanın, onlarca kitabım yayımlandı ama emekliliğim olmasa teliflerle yaşama, geçinme şansım yok… Yazarken, kitaplaşırken dediklerimi iyi düşünün, Yaşar Kemal bile kendi yayınevini kurmak zorunda kaldı bu nedenlerle…”
Konuşuyorduk, dinliyordu sözümüzü kesmeden, ciddiye alıyordu gerek yazınsal gerek politik düşüncelerimizi.
“Ben geldim, hep ben konuşacağım, dinlemek zorundasınız!” demiyordu, “birbirimizden öğreneceğimiz çok şey var,” diyordu engin deneyimiyle, profesyonelleşmenin, M. İzgü olmanın özgüveninde.
O birkaç günün tanıklığında, hemşerim de olan M. İZGÜ hocam, usuma, alçakgönüllüğüyle edebiyatımızın en usta kalemlerinden biri olarak kazınmıştı, çıkmayacaktı, çıkmadı da…
Hem ailesinin, dostlarının, hem okurlarının, sevenlerinin başı sağ olsun.
Ahmet Sefa














