sozbizde.com
  • ANA SAYFA
  • POLİTİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • SPOR
  • MEDYA
  • YAZARLAR
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
  • ANA SAYFA
  • POLİTİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • SPOR
  • MEDYA
  • YAZARLAR
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
sozbizde.com
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
Ana sayfa YAZARLAR

Otuz Bir Yılda Ne Değişti?

Molla Demirel Ekleyen Molla Demirel
Temmuz 4, 2024
in YAZARLAR
0
Otuz Bir Yılda Ne Değişti?
0
Paylaş
2
Gösterim
Share on FacebookShare on Twitter

Hani halk arasında sıkça kullanılır “Ağacın kurdu içindedir.” Çok doğru ağacın içinde kurt üremese o ağaç kolay korumaz, çürümez. Ancak insanlığın ağaçta bir farkı var mı? Diye düşündük mü hiç?

Elbette ikisi de doğada var olan canlılar. Ancak insanın diğer canlılardan farkı; düşünmesi, kendisini ve içinde yaşadığı çevreyi değiştirmesidir. Ayrıca önemli bir ayrım da insanın var olduğundan beri sürekli; savaşlar, birbirini, iteleme, dolandırma, sömürme ve bunca katliam yapan olmasıdır. En büyük çürümenin sonucu değil mi bunca kötülükler ve tarih boyunca sürekli yeni devletlerin, ülkelerin dağılması?

Tarihin çok derinliklerine inmeyelim yakın tarihimizde Hallâc-ı Mansur, Şeyh Bedreddin, Pir Sultan Abdal, Sinan Cemgil, Mahir, Çayan, Deniz Gezmiş, İbrahim Kaypakkaya, Sivas Katliamı ve o günden bu yana katledilen insanları bir düşünelim.

Hallacı Mansur’dan günümüze kadar Anadolu toprakları üzerinde, kaç devlet, kaç hükümet kuruldu ve yıkıldığının sayısını saymak bile zor.

Bütün bu yaşananlardan toplumsal çürümüşlük var. Kısaca bu insanın kendisini çürüten ve yok eden kendi içindeki kurdudur.

Elbette doğadaki değerli varlıkların, canlıların yok olmasına karşı çıkanlar, önlem almaya çalışan gene az veya çok insan olmuştur. Bu alanda oldukça önemli gelişmeler göstermiştir. Ancak özellikle de insanın kendi içindeki ve içinde yaşadığı, toplumdaki çürüme konusunda yetersizlik de insanlık var olduğundan beri sürüyor. Bu yetersizlik beli dönemlerde çürümeye karşı olduğunu her fırsatta dille getirenler arasında da yaygınlaştığını, özellikle yaşadığımız bu çağda, bu günlerde  daha çok tanık oluyoruz.  Bu çürümeye insanı diğer varlıklardan ayırmaya çalışan insanlar, guruplar, önemli topluluklar olmuştur. Hani Dadaloğlu,” Delikli demir çıktı mertlik bozuldu” demiş.  İnsan ahlaken, insan olma duygusundan sıyrılarak hakim olmaya başladığı andan itibaren mertlikte bozulmuş oluyor. Soygun, dolandırma, insan organı tüccarlığı, uyuşturucu, alkol ticareti yaygınlaşıyor. Bu yetmiyor hukuk, sağlık, kültür kurumlarına da virüs gibi giriyor ve ele geçiriyor.  Hukukta, sağlıkta, kültürde, eğitimde, siyasette en üst makamları da elle geçirerek toplumu bir ahtapot gibi sarıyor. Onlar için artık, ahlak, adalet, yakın akrabalık, inanç hepsi sadece soluyan düzeyindedir. Bu çürümüşlüğü çevrelerine de aşılayarak geniş halk kesimlerini etkisi altına alarak sürdürmektir. Çürümüşlük bir kez  bir insanın, yüreği ve beyninde başlamışsa; onun okumuş, profesör olmuş, vali, milletvekili, bakan olmuş, hukukçu olmuş, her hangi bir sivil kurumun başkanı olmuş, bilmem hangi yayınevinin, veya holdingin sahibi olmuş önemi yoktur. Kötü olan toplumu çürütmeye başlayan virüslerin bu mevkilere sızmış olması ve kendilerini bu şemsiyeler altında saklayabilmesidir. Bir virüs kendisini vücutta iyi saklamasa onu tüketebilir mi?

Bu gerici, ırkçı virüsler olmasaydı Hallâc-ı Mansur “En- El Hak”, yani “Ben Hakk’ım” ve “Tanrı insandadır” anlamındaki sözü için asılır mıydı?  Daha sonra aynı görüşleri temsil eden Ozan Nesimi  “Tanrı’nın insan yüzünde tecelli etmesi” ve “vücudun bütün organlarını harflerle izah” gibi fikirleri yüzünde asılarak derisi yüzülürken, parmağına büyük Ozan Nesimi’nin kanı sıçradığı için, o günün çürümüşlerini temsil eden Müftüsünün (Molanın) için hemen yıkamaya başlamamış mıydı? Büyük Ozan Nesimi derisi soyulurken bile onu alaya alır ve derki  “Ben Hak uğruna canımı veriyorum ama  Zahid sen inandığını söylediğin Allah için bir parmağını bile veremiyorsun!”

Sinan Cemgil, Mahir Çayan, İbrahim Kaypakkaya, Deniz Gezmiş ve arkadaşları “Yaşasın Halkları kardeşliği, yaşasın sömürüsüz bağımsız Türkiye” dediler ölümü ve ölüm fermanını yazan cellatlarıyla alay ettiler.

Başta Asım Bezirci, Aziz Nesin olmak üzere Sivas’a gidenler hepsi yaşamları boyunca kardeşin kardeşi sömürmediği, ahlaksızlığın olmadığı bir özgür Türkiye istediler. Sivas’ta bu görüşü savunan bin civarından insan bir araya geldi. Burada kardeşlik için semahta yer alanları, bağlamalarını seslendirenleri, kalemleri kardeşliği, özgürlüğü yazanların kaldıkları otele tamamen toplumun içinde dolaşan binlerce virüs homurdanarak hücum ettiler ve ateşe verdiler. 

Ancak Oteldeki halklarının onuru, yüz akı olan canlar orada ateşin alevleri için de

Hallâc-ı Mansur’un “En- El Hak”, cümlesini ve Ulu Ozan Nesimi’nin bu cümlelerini “Ben Hak uğruna canımı veriyorum ama Zahid sen inandığını söylediğin Allah için bir parmağını bile veremiyorsun!” tekrarladılar.

Bununla kalmadılar. Orada bulunan ozanlar, şairler Ulu Ozan Nesimi’nin  bu dörtlüklerini yüksek sesle dillendirdiler.


“…Nesîmî yüzüldü, Mansur asıldı,
Ali Düldül’e bindi, küffar basıldı,
Nice ulu sular arktan kesildi.
Aktı kör pınarlar ne çaylar oldu…”

Mende sığar iki cihan,
Men bu cihana sığmazam…
Gevher-ü lâ mekân menem,
Kevn-ü mekâna sığmazam…

Bu dizelerin yanında gençler, özü temiz, inançlı insanlar  Asım Bezircinin babacan sesine eşlik ederek haykırdılar

 „Biz belki burada bir defa yanarak öleceğiz. Ancak siz dünya yaşadıkça hergün lanetlenecek ve her gün öleceksiniz…

Oteli ateş sarmışken bile korkusuzdular.  Başta Aziz Nesin olmak üzere kimi otel odasında yatağında uzanmış kitap okuyordu, Kimi Hasret Gültekin ile  Nazım Hikmettin Şeyh Bedrettin Destanı‘ndaki şu dizeleri koru halinde söylüyorlardı:

“Hep bir ağızdan türkü söyleyip
hep beraber sulardan çekmek ağı,
demiri oya gibi işleyip hep beraber,
hep beraber sürebilmek toprağı,
ballı incirleri hep beraber yiyebilmek,
yârin yanağından gayrı her şeyde
her yerde
hep beraber!
diyebilmek
için
on binler verdi sekiz binini..”

Bütün yaşananları Gülnaz Çolak alevlerin dumanları arasında dolaşarak fotoğrafladı.

Evet 31 yıl geçti. Toplumda yoksulluk, çelişkiler, sömürü Mafya ilişkileri daha da derinleşti. Cinayetler çoğalarak sürüyor. Bu olumsuzluklara karşın bugün Hallâc-ı Mansur’dan günümüze kadar halkı uğruna, dünya insanlığı uğruna yaşamını feda etmekten korkmayanlar anılıyor. Pir Sultan Abdal’da asılırken şöyle der:

„Ne mutlu eğri zamanda doğru yerde durabilene.“

Bu anmaları düzenleyenler inanıyorum ki doğru yerde duruyorlar. Bu insanlardan sadece etkinliklerden değil başka zamanlardan da onların adını taşıyan, müze, ev, heykel, eser ne varsa sahiplenmek ve korumak bir görev olarak bilinmelidir. İzmir’de Sivas Şehitleri adına yapılan güzel bir anıtta bulunan bütün resimlere saldırılmış, kırılmış, ezilmiş. Birkaç yere yazdım ve fotoğrafları gönderdim.  Ne yazık ki yanıt veren olmadı. Anıtlarına, eserlerine, yaşam mekanlarını gözümüz gibi sahip çıkmazsak önemli bir eksiklik yapmış oluruz. Eğer toplumu bu çağda gerici-ırkçı virüsten korumak istiyorsak; bize ait olan değerleri korumayı da görev bilmeliyiz.  Onları koruduğumuz ölçüde bir ortak yaşam ve dayanışma içinde olabilme düşüncesini genç kuşaklara kavratabiliriz. Dünyayı evi ve insanlığı inancı olarak bilenler omuz omuza olursa gericiliğin-ırkçılığın kılıcı ne denli keserse kessin çağdaş bilim, sanat, edebiyatçıların, düşüncelerinin yolu kesilemez.

Bütün Sivas şehitleri ve devrimci mücadele şehitlerimizin anısı önünde derin bir saygıyla eğilerek anıyorum. Onların ışığı sönmeyecek dünya halklarının yüreğinde yaşayacak.  

02.07.2024

Molla Demirel

Post Views: 486
Önceki yazı

ÇILGIN TÜRKLER GELİYOR…

Sonraki Gönderi

Türk tutkusunu Netflix’de izleyin.

Molla Demirel

Molla Demirel

Sonraki Gönderi
Türk tutkusunu Netflix’de izleyin.

Türk tutkusunu Netflix’de izleyin.

  • Çok okunanlar
  • Yorumlar
  • Son Haberler
Taşın Vicdanı, Suyun Dili

Taşın Vicdanı, Suyun Dili

Ekim 12, 2025
BİRAZ DA BİZ ÇOCUKLARI DİNLEYİN !

BİRAZ DA BİZ ÇOCUKLARI DİNLEYİN !

Mart 9, 2025
Ceviz Ağacının Hafızası

Ceviz Ağacının Hafızası

Ağustos 27, 2025
Bir çakma kilise iki yoldaş…

Bir çakma kilise iki yoldaş…

Ağustos 25, 2022
Savaş Mağduru Öğrencilerden Mektup Var

Savaş Mağduru Öğrencilerden Mektup Var

0
Nebati Margarinler Çağı

Nebati Margarinler Çağı

0
Pirus Generali

Pirus Generali

0
Bizden Karikatürler

Bizden Karikatürler

0
Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026
ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

Mayıs 31, 2026
Mustafa Yıldız’dan

Mustafa Yıldız’dan

Mayıs 31, 2026

Güncel Haberler

Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026
ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

Mayıs 31, 2026
Mustafa Yıldız’dan

Mustafa Yıldız’dan

Mayıs 31, 2026

Kategorilere Gözat

  • BASINDAN
  • BİLİM TEKNOLOJİ
  • BİZDEN KARİKATÜRLER
  • ÇEVRE
  • ÇİZER
  • DÜNYA
  • EĞİTİM
  • EKONOMİ
  • GENEL
  • GEZİ
  • GÜNCEL
  • GÜNÜN SÖZÜ
  • Hafta Ortası Karikatürü
  • İMECE DER
  • KADIN
  • KİTAP TANITIM
  • KONUK YAZAR
  • KÖŞE YAZISI
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • MEDYA
  • MİZAH
  • MÜZİK
  • ÖYKÜ
  • ÖZEL HABER
  • ÖZEL RÖPORTAJ
  • POLİTİKA
  • SAĞLIK
  • ŞİİR
  • SOSYAL MEDYADAN
  • SÖZ BİZDE
  • SÖZ SİZDE
  • SPOR
  • STK
  • TURİZM
  • Uncategorized
  • YAZARLAR
  • YEREL YÖNETİMLER
  • YORUM

Son Haberler

Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026


Künye: İmtiyaz sahibi: Engin Şirin

Genel Yayın Yönetmeni: Engin Şirin

Yayın Kurulu: Abit Dursun, İlhan Çifçi

Mazlum Vesek, Mustafa Yıldız

İletişim Bilgileri: 0533 656 43 73



Köşe yazıları yazarların görüşlerini ifade etmektedir. İçeriklerine ilişkin her türlü sorumluluk yazarına aittir.


© 2025 Sözbizde Tüm Hakları Saklıdır.

Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle


Künye: İmtiyaz sahibi: Engin Şirin

Genel Yayın Yönetmeni: Engin Şirin

Yayın Kurulu: Abit Dursun, İlhan Çifçi

Mazlum Vesek, Mustafa Yıldız

İletişim Bilgileri: 0533 656 43 73



Köşe yazıları yazarların görüşlerini ifade etmektedir. İçeriklerine ilişkin her türlü sorumluluk yazarına aittir.


© 2025 Sözbizde Tüm Hakları Saklıdır.