Abit DURSUN
17.Yüzyılın sonlarından başlayıp, 18.yüzyılın sonlarına değin süren Aydınlanma Çağı, diğer tanımıyla Aydınlanma Dönemi, doğmayla tam bir hesaplaşma dönemidir.Kendi felsefesini yaratır.Aydınlanma felsefesi, insan düşüncesinin, insan yaşamının ve biçiminin aydınlanmasını amaçlıyordu.İnsan düşünürken ve değerlendirme yaparken, dinin buyruklarına ve geleneklerine bağlı kalmamalı, kendi aklı ve deneyimleriyle yaşamı aydınlatmaya çalışmalıydı.Bütün dinlerin ortak özelliği buyurucu ve değişmez kurallar koymaktı.Gerçekten de, Orta çağ Avrupa’sında Hristiyanlık dini yaşamın her alanını belirliyor, buyurucu kurallar koyuyordu.Kilise, din konusunda yetkili bir kurum olarak, insanların özel yaşamlarına bile karışıyor, insanın bir gerçeği aklın süzgecinden geçirerek anlaması yerine, din ne buyuruyorsa inanmasını öngörüyordu.Dinin, kilisenin buyruklarına karşı çıkanlar en ağır cezalara çarptırılıyor, hatta ateşe atılarak yakılıyordu…
30 TEMMUZ 1592…İlk işkence.Ve artık sür-git başlamıştır işkenceler. Bruno, Roma’da mahkeme edilmek için dilekçe veriyor…
Yıl 1599…Roma Engizisyonu Buruno’dan, 7 yıl boyunca din, dünya, bilim ve özgürlük konuları üzerine olan düşüncelerinde yanıldığını itiraf etmesini ister.Ancak Buruno korkunç işkencelere karşın direnmektedir…
14 OCAK 1599…Bruno’ya son uyarı:” yanıldığınızı, pişman olduğunuzu imzalayın.”
21 OCAK 1599…Buruno:” Pişmanlık duyacağım hiçbir düşünceyi benimsemedim.”
Aynı gün verilen karar:” Bruno’yu dünyevi güce ( sivil mahkeme ) teslim ediyoruz.”
Bu engizisyonun geleneğidir ve mahkum için ölüm demektir.Kilise elini kana bulamak istememektedir.
8 ŞUBAT 1600…Roma valililik mahkemesinin kararı: ” Buruno kafirdir, yakılarak arındırılacaktır.”
Buruno’nun yanıtı: ” Kararı bildirirken siz korkuyorsunuz.Ama ben korkmuyorum.”
17 ŞUBAT 1600…Katolik kilisesinin jubile günüdür.Aynı gün Buruno, Roma’da Campo di Fiori Meydanı’nında yakılır. Olayın görgü tanığı Kaspar Schoppe’nin aynı günkü mektubu:
”…Buruno donuk ve solgun görünüyordu.İşkenceler yüzünden çok kan yitirmişti.Güçsüz ve zayıftı.Mafsalları tekerlek işkencesinden yırtılmıştı.Etleri bazı yerlerinde kemiğine kadar parçalanmıştı…Bugün o, odun yığınına götürüldü. Bruno’nun yüzüne ( öpmesi için ) İsa’nın çarmıhtaki yontucuğu tutulduğunda o, küçümseyen bir bakışla kafasını çevirdi.”
Ölüm tutanağından:” Ama o mel’un inatçılığında israr etti…Campe di Fiori’ye götürülürken bile dik kafalılığını bir an bırakmadı, orada soyuldu, direğe bağlandı ve canlı olarak yakıldı…”














