Yıllardır bir BAŞARI SORUNU yaşıyoruz değil mi?
Peki nedeni konusunda hiç kafa yoruyor muyuz toplum olarak?
Hiç sanmıyorum!
Öyle olsaydı, bugün rezil bir çıkmazın içinde debelenip durmazdık!
En başlıca sorun…
Yüksek kalite ihtiva eden ENTELLEKTÜEL BİR ZENGİNLİĞİMİZİN olmaması…
Bilgi derinliği yok…
Analiz-sentez yapma yeteneği yok denecek kadar az…
Matematik, Mantık, Felsefe, Teoloji, Sosyoloji, Psikoloji vs.
En temel bilimlerle beslenme neredeyse açlık düzeyinde!
Bizim entelektüel dünyamız ürpertici bir sefaletin içinde…
Bunları niye yazıyorum?
Girişi niye böyle yaptım?
Şunun için:
Bir toplumun…
Geriye değil, ileriye gitmesinin en büyük güvencesi…
O toplumun yüksek donanımlı “AYDINLARI”DIR!
Ne yazık ki TÜRK ULUSUSU olarak bu konuda sınıfta kaldık!
Bizim entelektüel büyüklüğümüz…
Meyhane köşelerinde, ” birbirini ütme” düzeyi ile sınırlı kaldı..
Hep söylerim, yazarım:
“Gideceği limanı bilmeyen gemiye hiçbir rüzgar fayda etmez” diye…
Gideceğimiz limanı bilemediğimiz gibi…
O denizin kuvvetine…
O rüzgarın şiddetine…
O geminin dayanma gücüne de kafa yormadık bir türlü!
Oysa..
Ortalık tarihçi zevattan geçilmiyor…
Ortalıkta “Siyaset Bilimci”, ” Sosyolog”, Etnolog” vs. zebil..
Ama burnumuz bir türlü pislikten kurtulmuyor!
Çünkü topluma bilgi akışını sağlaması gereken …
Onu dezenformasyondan (bilgi kirliliğinden) koruması gereken …
Yurttaşın aklının; dini doğmalar başta, tüm doğmalardan arınmasında ön alıcı olması gereken entelektüellerimiz…
Acınası bir zavallılık içinde!
Öyle olmasaydı…
Şu soruların yanıtları açık seçik toplumla paylaşılır…
Bugün içine düştüğümüz- düşünüldüğümüz bu bataklıktan kurtulmak için çırpınıyor olmazdık!
Örneğin;
- Cumhuriyet Devrimi’nin en büyük uygarlaşma projesi olan “KÖY ENSTİTÜLER”ÎNİN kolu bacağı neden “İNÖNÜ DÖNEMİ”NDE kırıldı?
- Halkın büyük bir çoğunluğu cahil ve okuma yazma bilmezken…
- Dünya savaşının en derin yokluk günleri içinden geçip, olanı biteni algılama nosyonundan uzak iken…
Kim? Neden? Niçin baskı yaptı da…
İNÖNÜ…
O sözde “demokrasi” oyunu ile iktidarı Amerikancı bir Parti olan DEMOKRAT PARTİ kadrolarına devretti? - Kore Savaşı ve NATO’ya girme sürecine neden direnilmedi?
- 9. Mart 1971 ihanetinde hangi general son anda saf değiştirdi? Devrimci bir müdahale olacakken…
9 Mart nasıl 12 Mart oldu? Batur? Tağmaç?
Hangi saikle bunu yaptı? - 12 Mart Muhtırası ve perde arkası?
- 22 Şubat 1962 ve 21 Mayıs 1963 Askeri İhtilal girişimleri sırasında neler yaşandı?
İsmet İnönü hangi safta yer aldı?
27 Mayıs’a nasıl geldik?
Sıradan bir ASKER KALMIŞMASİ MI yoksa bir “DEVRİM” MİYDİ?
Bugün Atatürkçü kimi çoğunluk tarafından yere göğe sığdırılamayan o büyük (!)kahraman(!) nasıl bir GÖREVİN aparatı oldu?
Atatürk, her konuda olduğu gibi İnönü konusunda da nasıl haklı çıktı? - 24 Ocak 1980, 12 Eylül 1980…
Ekonomik kriz ve tamamlayıcısı 12 Eylül Faşist Darbesi; niçin, neden, nasıl yapıldı?
Ne demişti TİSK Başkanı Halit Narin,”… şimdi de gülme sırası bizde!”
Sonra ki yıllarda “iş adamı” sıfatlı bu sömürgenler nasıl güldüler? - BÜLENT ECEVİT…
12 Eylül sonrası neden Parti kurup, bugünlere gelişte en büyük zarar verici siyasi oldu? - Kaybedileceği bilinmesine rağmen…
Sosyal Demokratlar neden SHP, CHP, DSP olarak seçimlere girdiler?
Liderlerin akıl hocaları kimlerdi, hangi “Merkezlerin yetiştirmeleri”idi? - AKP Projesi nasıl görülemedi?
Üstelik..
Muammer Aksoy, Turan Dursun, Bahriye Üçok, Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı ve Necip Hablemitoğlu gibi AYDINLAR, canları pahasına onca uyarıda bulunmasına rağmen! - FETÖ uyarıları neden dikkate alınmadı?
Sosyal Demokrat Partilerin içlerinde nasıl büyük güç sahibi olabildiler?
DSP’de (Hüsamettin Özkan), CHP’de ise ( Kemal Kılıçdaroğlu) - Referandumlar, “yetmez ama evet” ihanetleri, Ergenekon kumpasları ve Liberal-Sol destek ile hayata geçen “Tek adam” için yapılan ANAYSA DEĞÎŞİKLİĞİ!
Tüm bunlara rağmen yazılmayan bir çok kritik evre..
Hangi biri yeterince sorgulandı, tartışıldı?
Hangi biri için taraflardan tek bir özeleştiri geldi?
Niye…
Kimse burnundan kıl aldırmadı?
Kimse konforunu bozmak istemedi?
Sırça köşkte oturup, büyük laflar ederek ahkam kesmek ne kadar kolay değil mi?
Evet…
Herkes oradaydı ama…
Kimse ” attığı taşa” sahip çıkmıyor!
Ne hazin!
Ne büyük ayıp değil mi?
Kaç zamandır soruyorum, şu “Kürt meselesi” dedikleri şeyi…
Bir söyleyen yok!
Bağımsız Devlet talebi mi Var?
Şimdilik sadece “Eyalet Sistemi” mi arzu ediliyor?
Yoksa…
Bölgede ki FEODAL DÚZEN yıkılsın, toprak reformu yapılsın…
Kadınlar tüm yasal olan olmayan hakları ile özgürleşsin önerisi mi yapılan?
AKP ve MHP’yi pas geçerek diğerlerine soruyorum (çünkü onların durumu biliniyor) yukarıda sıraladığım soruları:
Ha DEM’ciler…
Talebiniz…
Devlet, Eyalet, Teröre özgürlük vs. ise geçin bir kalem..
Hayal görmeyi bırakın derim…
Ama FEODALİTE yıkılsın diyorsanız..
Başta Doğu, Güneydoğu tüm TÜRKİYE…
Çağdaş yaşanabilir bir ÜLKE olsun istiyorsanız…
Sonuna kadar yanınızdayım sizin!
Ama dert o olsa…
“Ağa”lar, “Şeyh”ler, “Şıh”lar ile işiniz nedir değil mi?
Başınızda Ahmet Türk neden olsun?
Soruları sorup…
Analizlerini yapamaz isek…
Güçlü karargahta..
Doğru strateji kurulamaz ise…
Asla başarı gelmez…
CHP AMİRAL GEMİ olmanın hakkını vermek istiyorsa…
Amiral Gemi gibi davranmalı…
Net olmalı, ön almalı her konuda..
Komisyon tartışmasının dışına çıkarak…
Bölgenin “orta çağ” düzenine dikkat çekmeli…
TOPRAK REFORMU başta, bir dizi etkin sosyo-ekonomik projeleri oluşturup, onları kamuoyu ile paylaşmalı…
Gündemin esiri, tutsağı olup içinde kıvranmayı bırakmalı artık…
Yoksa…
Tarihe ne kadar çok bağırdığınızla değil…
Kurulan tuzaklara nasıl ahmakça düştüğünüzle anılırsınız!..














