Konumuza şöyle bir soruyla başlasak yerinde olur.
Ebeveynler, toplum ve ülke neden çocukların ve gençlerin okul eğitimi almalarını isterler?
Genellikle her insan çocuk sahibi olmak ister. Çocuk sahibi olduktan sonra sorunlarda başlıyor. Çocuğu sağlıklı büyütme sorunu, kreş ve okul eğitimi süresince ortaya çıkan onlarca farklı sorun. Elbette bu sorunlarla birlikte beklentiler de eksilmiyor. Bir meslek edinme beklentisi, evlendirme ve kendi yuvasını kurarak kendi ayakları üstünde durma hatta önemli bir kariyer bekleme beklentisi. Elbette ki bilimsel olarak düşündüğümüzde herkes için daha iyi eğitim çıktıları ve okulda daha fazla refah okul eğitimi kapsayıcı, daha adil ve daha müreffeh bir toplum ve ekonomi için çok önemli olabilir. Çocukların ve gençlerin sorumluluk sahibi ve dirençli olmaları, katılım göstermeleri ve tatmin edici hayatlar sürmeleri için ihtiyaç duydukları bilgi, beceri ve kişilikleri geliştirmelerini sağlar.
Bu hedeflere ancak eğitim sistemi kapsayıcı ve adil olursa ulaşılabilir. Kişisel koşulları, ailevi, kültürel ve sosyo-ekonomik geçmişleri ne olursa olsun herkes potansiyelini gerçekleştirme fırsatına sahip olmalıdır.
Ancak bugün yaşadığım Avrupa ülkelerindeki ve benim doğduğum Türkiye‘deki tüm çocuklar ve gençler eğitimden eşit şekilde faydalanıyorlar mı?
Bu konu hemen hemen her insanın her gün üzerinde düşündüğü, kafa yorduğu bir konudur. Doğrusu bu bir toplumsal sorundur.
Ebeveynlerin çocuklarından ne gibi beklentileri var?
Çocuklarının iyi bir okul atmosferinde eğitim görmeleri ve okulda çocuklarla iyi ilişki kurmasını bilen pedagojik ve felsefi bilgisine sahip uzman öğretmenlerinin olması. Empati, açık fikirlilik, açık sözlülük, dürüstlük, şeffaflık, coşku. Sabır ve empati, öğrenmede eğlence ve neşe, sevecen ton, mutlu okul günleri, kaygısız öğrenme. Konuşmaya isteklilik / diyalog kurma becerisi, ebeveynlerle açık iletişim.
Belki de yeteneklerini geliştirebilmeleri ve bu dünyadaki yerlerini bulabilmeleri. Eğitim hedefleri sorulduğunda ebeveynler en sık iyi eğitim, iyi davranış, girişkenlik, yardımseverlik ve hoşgörüden bahsetmektedirler. Ancak iş karneye, notlara gelince şapkalar değişiyor. Çocuğun iyi notlarla dolu bir karne beklemenin ötesinde istiyorlar. Oysa sağlık ve kişisel mutluluk notlardan daha önemlidir. Okuldaki not sistemi nedeniyle çabaya değil sadece sonuçlara göre notlandırılan çocuklar, kendilerini büyük ölçüde bu notlar üzerinden tanımlıyor. Bu da kötü bir notun özgüvenlerini gerçekten sarsabileceği anlamına gelir. Okullardaki notlandırma sisteminin çocuk ve gençlerin eğitimi için olumlu getirisi olan bir yöntem olduğu kanaatinde değilim. Ebeveynlerin, eğitimcilerin bir çocuğu notlarla arkadaşları arasında ayrıştırıcı bir ortam yaratma yerine çocuğun sağlığına çevresine oyum sağlaması ve arkadaşlarıyla birlikte ekmeğini bölüşür gibi bilgi ve deneyimlerini paylaşmasına odaklanması gerekir. İşte bu noktada okul yönetimi – eğitimciler ile ebeveynler olarak birlikte yapabilecekleri çok şey var. İyi ya da kötü olsun, final notuna bakmak yerine, bilinçli olarak çocuğun gösterdiği çabaya odaklanmak ve onun başaracağı konusunda cesaretlendirmek gerekir.
Devam edecek…














