Peki ebeveynlerin çocukları için istedikleri gelecek gerçekte neye benziyor? Sağlık (%92) ve kişisel mutluluk (%88) en yaygın istekler. 79’ar oranla güçlü bir özgüven ve eğlenceli bir iş, çocuklarının geleceği için en önemli somut istekler ancak sorun tam da burada başlıyor:
Okuldaki not sistemi nedeniyle çabaya değil sadece sonuçlara göre notlandırılan çocuklar, kendilerini büyük ölçüde bu notlar üzerinden tanımlıyor. Bu da kötü bir notun özgüvenlerini gerçekten sarsabileceği anlamına gelir.
İşte bu noktada ebeveynlerin yapabileceği çok şey var: İyi ya da kötü olsun, final notuna bakmak yerine, bilinçli olarak çocuğun gösterdiği çabaya odaklanmaları gerekir. Sonuçta, altı saatlik bir öğrenmenin sonucunda bile öğrenci notlarını yükseltebilir. Yeter ki çocuk ebeveynleri ve öğretmenlerin kendisine güvendiklerine inansın. Bu durumda çocuk üzerindeki belirli bir nota ulaşma baskısını kaldırır ve ona çabalarının kesinlikle övgü ile ödüllendirileceğinin sinyali de verilmiş olur. Genel olarak çocuk da bundan, her zaman çaba göstermeye değer olduğu ve nihai not ne olursa olsun çaba göstermenin asla kötü bir şey olmadığı sonucunu çıkarabilir.
Almanya’da eğitim konusunda sıkça anketler ve seminerler yapılır.
Sosyal beceriler için daha fazla alanın açılması son yıllarda daha çok isteniyor. Oysa okullarda Almanca, matematik ve İngilizce gibi dersler özenle öğretilir. Ancak okul dersleri çocukların gelecekleri için ihtiyaç duydukları her şeyi gerçekten kapsıyor mu? Tıpkı iyi maaşlı bir işin artık en önemli öncelik olmaması gibi, sadece olgusal bilgi aktarmak da ebeveynler için artık temel öncelik değil. Ankete göre, ebeveynlerin %64’ü okulların özellikle sosyal becerileri öğretmesini isterken, %57’si bağımsız öğrenme yeteneğinin özellikle önemli olduğunu düşünüyor. Birçok öğretmen bu becerileri grup çalışması ya da önden öğretimin diğer alternatifleri yardımıyla öğretmeye çalışmaktadır. Bu becerileri daha da geliştirmek için çocuğu arkadaşları ile birlikte bir öğrenme grubu oluşturmaya teşvik etmekte yarar var. Bu sadece çocukların sosyal becerilerini güçlendirmekle kalmaz, aynı zamanda öğrenmelerinde birbirlerini de destekleyebilirler. Çocuklar ve gençler en çok birlikte çalışırken birbirinden öğrenirler.
Ebeveynler olarak, çocuğun bağımsız öğrenmeye teşvik etmede rol ala bilir, yanında oturarak belki kendi tecrübesini anlatarak ama asla onun ödevini kendisi eline kalemi alarak yapmaya kalkışmaması gerekir. Kesinlikle bir çocuğun kendi başına öğrenme deneyiminden ve bir görevi kendi başına tamamlamış olma duygusundan mahrum bırakmak çok olumsuz bir durumdur. Ev ödevlerinde destek elbette önemlidir, ancak çocuğunu öğrenme aşamasının başında yardıma ihtiyacı olduğunda her zaman yanında olacağınızı duygusunu vermek yeterlidir.
Sınıfta ihmal edilen şey, çocukların hayatları boyunca ihtiyaç duyacakları sosyal becerilerdir. Bu beceriler arasında farkındalığı öğrenmek, özgüven ve özsaygı oluşturmak, empati ve hoşgörüyü öğretmek, çevreye karşı farkındalık ve özellikle de dijital medyanın (eleştirel) kullanımı yer almaktadır. Burada da ebeveynler olarak okulda öğretilmeyenleri öğretebilecek konumundaysa, örneğin medya ile uğraşırken, çocukları başlangıçta desteklemek veya dijital medyayı birlikte keşfetmek ve onlara hem faydaları hem de kullanırken göz önünde bulundurulması gereken riskleri öğretmek yardımcı olur. Ebeveynlerin %79’u bu medyanın günlük okul hayatında temsil edilmesinin önemli olduğunu düşünmektedir.
Dijital medyanın tamamen basılı medyanın önüne geçmemesi için, ebeveynler ve eğitimciler, çocuk ve gençlerin okul dışı zamanlarını geçirdiği kurumlarda özellikle gazete, dergi ve kitapları düzenli takip etmeli ve okumalıdır. Halkın güzel bir sözü var: “Üzüm üzüme bakarak kararır.”
Kendisi okumayan, kendisi bir el becerisiyle uğraşmayan hiçbir insanın bir çocuğa “Sen neden, okumuyorsun, sen neden el becerini geliştirmiyorsun?” deme hakkı yoktur.
21. 01.2025 (Kürecik TV.’de ki konuşmam)
Molla Demirel














