Nesrin ALTIKULAÇ
Gitmesek de görmesek de hatta görmezden gelsek de o kadar da uzak olmayan, elimizi uzattığımızda dokunabileceğimiz bir köy var Menderes’te: Pirentepe… Pirentepeli Zeynep var bir de.
Malum kış geldi geliyor. Hepimizde bir telaş, bir koşuşturma. Kadınların sorunları, şikâyetleri dillerde: ‘’Ah çok yoruldum; hafta sonu yazlıkları kaldırdım, kışlıkları çıkardım.’’ diye. Pirentepeli Zeynep ve arkadaşlarının da tek sorunu bu kadar basit olsa keşke! Biz hep şükrederiz halimize, beterin bin beteri vardır diye; biz halimize şükrededuralım da haline şükredemeyecek çok hayat var çevremizde. Biraz empati gerek bize. Biz sıcacık evlerimizde, kışı konfor alanımızda geçirirken Pirentepe’de, soğukta ev yok, üst baş yok, su yok ama yaşama tutunmaya çalışanlar var.

“Ya birlikte biz olacağız ya da yok sayıp hep birlikte yok olacağız’’ dedik, düştük Pirentepe yollarına. “Askıda Kalmasın’’ sloganıyla inadına severek, inadına gülerek, inadına yaşamak için paylaşalım dedik. Evet verdiğimiz sözler gibi, sırf stres atmak için aldığımız sonra da gerçek anlamda “askıda kalan’’, kullanmadığınız kışlık ne varsa -kazak, mont, bot vb.- ihtiyaç sahibi dostlarımızla paylaşarak bir iyilik hareketi başlatmak istedik. Çünkü derleyici olmak her dönem önemliydi; ama şimdi biliyoruz ki daha da önemli.
Yaşamak nedir, siz nasıl bir hayat yaşıyorsunuz, gerçekte hayat nasıl olmalı? Peki, temel ihtiyaçlar sorulduğunda ilk beş nedir sizce? Barınma, beslenme, güvenlik, eğitim, sağlık… Temel ihtiyaçlar içerisinde güvenlik en başta yer alır ve diğer temel ihtiyaçları da kapsar. Kişi bu temel ihtiyaçlardan yoksun oldukça güvenlik ihtiyacının karşılanması tam olarak mümkün olmaz.
Yaşadığımız çağda insan olma sorumluluğu, herkese güvenlikli bir yaşam alanı sağlayan güvenli bir toplumun inşası için çalışmayı gerektirmektedir. Her insan önce kendine olan sorumluluğunu yerine getirmeli. Nasıl bir dünya istiyoruz, nasıl mutlu oluruz, herkesin güvenlik ihtiyacının karşılandığı bir dünyayı nasıl kurarız?
İnsan olma sorumluluğu başkasının güvenlik ihtiyacını da düşünmekten, hissetmekten, duyumsamaktan geçer. Hangi dilden, dinden, ırktan ve mezhepten olursak olalım hepimizin gözyaşı aynı renkti neticede. Derleyici, toplayıcı, sahiplenici olmak, ötekinin sorumluluğunu duyumsayarak eylemek; işte insanca yaşam budur.














