(Denemeler çalışmamdan… 2013’ten…)
ÖZGÜR MÜYÜZ GERÇEKTEN?
Çok duyarız, ben özgürüm, istediğimi yaparım, diye…
Amaa…
Parasızızdır, gezemeyiz.
İş buluruz, yalnızca ekmeği, kirayı ödeyebiliriz.
İşe geç gideriz bir gün, sallanan parmaklarla, ihtarlarla karşılaşırız.
Ertesi gün, saatinde işte olmak zorundayızdır.
Evimizde, odamızda, ailemize, arkadaşlarımıza, zorunlu yapacaklarımız vardır.
Sokaklar, uyacağımız kurallar yumağıdır.
Uymadığımız kurallarda, kanunlar çıkar karşımıza.
Dinlemeyiz. Polisi, askeri, toması, gazı, copu üşüşür üzerimize.
Onlar yer, içer, .ıçar, onu tartışırız hararetle.
Onun parası çenemizi yorar, onun giyimi, onun kariyeridir yaşam konularımız, özgürüzdür!
Onun attığı gol, saatlerimizi çalar, onun şarkısının, dizisinin konuşulmasıdır yaşamımız, özgürlüktür!
Hareketimiz, giyimimiz, konuşmamız hatta düşüncemiz kısıtlandırılmıştır, onun düşündüğünü düşünür, dayattığını yapar haldeyizdir, özgürüzdür!
Yalnızca oy vermeyi, vermemeyi özgürlük sayarız.
İşsizlik diz boyudur, saçlarımıza bakarız. Gözümüz yukarıdadır. Dizlerimizi, ellerimizi göremeyiz. Aşağılara inmez gözümüz. Kime ne, özgürüm ya, deriz.
İşçiler işten atılır, sendikaya üyelik teşebbüsü bile atılma nedenidir, özgürüzdür, ilgilenmeyiz.
Sosyal baskı, mahalle baskısı… Ne derler sonra… diye başlayan korkular da işin cabası…
SAHİ, BİZ ÖZGÜR MÜYÜZ?














