DİKKAT EDİN!
Temel’in karısı Fadime vefat etmiş. Cenaze namazı kılınmış. Cemaat tabutu sırtlamış. Defnetmek için taşımaya başlamışlar.
Tam camiiden cenazeyi çıkartacakları sırada tabut camiinin kapısına çarpmış. Tabuttan bir inilti duyulmuş. Hemen sırtlarından indirerek tabutu açmışlar. Bir de bakmışlar vefat ettiğini sandıkları Fadime yaşıyor.
Fadime’yi apar topar hastaneye götürmüşler. Yapılan tedavinin ardından Fadime on yıl daha yaşamış.
On yıl sonra Fadime vefat etmiş. Yine aynı camiide cenaze namazı kılınmış. Cemaat tabutu sırtlamış. Defnetmek için taşımaya başlamışlar.
Tam camiiden cenazeyi çıkartacakları kapıya geldiklerinde Temel, cemaate seslenmiş:
“Uşaklar, gözünüzi seveyum tabuta dikkat, tabuta dikkat!
Çok uzun bir süre sonra, geçtiğimiz hafta içi İzmir’e kısa süre de olsa yağmur yağdı. Ben de büyük bir hevesle en sevdiğim şeylerden biri olan, yağmurda yürüyüş için evden hazırlıklı çıkmıştım.
Niyetim, iş çıkışı doya doya yağmurda yürümekti. Fakat, benim onu özlediğim kadar yağmur beni özlememiş olacak ki ben çıktığımda yağmur gitmiş, yerini temiz bir hava ve yerdeki su birikintilerine bırakmıştı.
Ben de hiç yoktan iyidir, diyerek, İzmir Milli Kütüphane’mizden çıkıp yürümeye başladım. Kıbrıs Şehitleri Caddesi’ne geldiğimde baktım karşıdan iki yaşlarında çok güzel bir kız çocuğu koşarak geliyor, bir kaç adım arkasında da babası.
Babası, kızının önündeki su birikintisini görünce bağırarak kızını uyardı;” Dikkat et! Bak önünde su birikintisi var!”
O, iki yaşındaki kız çocuğu, eşim Nalan’ın araba kullanması titizliği ile, önce koşmayı bırakıp, yavaş yavaş yürüyerek su birikintisinin dibine geldi. Sonra babasının sözünü dinleyip, ellerini dizlerine koyup, eğilerek dikkatle suya baktı. En sonunda da babasının sözünü dinlemiş olmanın verdiği huzurla, suyun içine dalıp, şapır şapır suyun içinden geçip gitti.
Olayın eşim Nalan’ın araba kullanması ile ilgisi ne derseniz hemen anlatayım. Nalan usta şöfördür ve arabasını kimseye vermez. Birlikte bir yere gittiğimizde bazen onu uyarırım;”Dikkat et, önünüzde çukur var!”
Nalan da babasının sözünü dinleyen kız çocuğu gibi benim sözümü dinler. Dikkatle çukura bakar ve küçük kız çocuğu mutluluğu ile çukura girip, langır langır içinden geçip gider.
Sadede gelecek olursak…
Ne yazık ki hukuk devletinden ve demokrasiden çok uzaklaşmış durumdayız.
Dün Sayın Ekrem İmamoğlu’na yapılanlar, bugün Sayın Mansur Yavaş’a yapılacakmış gibi bir hava var.
Neredeyse bir İstibdat Dönemi daha yaşar hale geldik. Ben Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ne yaptığını bir cümlede şöyle özetlerim;
Atatürk; Ümmetten Millet, Enkazdan Devlet, İstibdattan Cumhuriyet yaratmıştır!
Gelişmelere bakınca, dikkatli olmazsak, İstibdatın tabutundan da iniltiler gelecek gibi gönüyor.
Bu yazının amacı da Temel gibi: “ Aman tabuta dikkat!” uyarısı yapmaktan ibaret.
Kurtuluş formülümüzü de o güzel kız çocuğu verdi.
Bizim de, önümüze çıkardıkları tüm çukurlara, tüm su birikintilerine rağmen, Atatürk’ün aydınlık yolunda yürümemiz için, küçük kız çocuğu gibi, hem çok dikkatli olmamız, hem de bildiğimizi yapıp bu yoldan asla dönmememiz gerekiyor.
Sakın, karikatüre bakıp da “Dikkat etsem ne olacak?“ demeyin.
Dikkat, akılcı cesaret ve çaba;
TEK KURTULUŞ YOLUMUZDUR!
Yüreğinizden sevgi, içinizden ümit, yüzünüzden tebessüm eksik olmasın!
Herkese İyi Pazarlar!
Ulvi Puğ














