’68’li yoldaşım Muzaffer Doyum , “Yılmaz Güney ile Paris’te İki Yıl” kitabını tanıtmak ve imzalamak için;
41. İstanbul Kitap Fuarı Dönüşüm Yayınları etkinliğine katılmış.
Etkinlikte Muzaffer Doyum ile yapılan söyleşi ve iki yıl önce “Yılmaz Güney İle Paris’te İki Yıl” kitabı için yazdığım tanıtım yazısı:
“Bugün sizlere, siyasal yaşamımda en çok birlikte olduğum, devrimci hareket içinde birçok somut olguyu, anıyı birlikte yaşadığımız ’68’li arkadaşım Muzaffer Doyum’un(Muzo = Bizim kuşak onu hep bu küçük ismiyle çağırır.) bugünlerde yayın hayatımıza kattığı, “Yılmaz Güney İle Paris’te İki Yıl” kitabını kısa bir tanıtım yazısıyla duyurmak istedim.
Birçokları, kitabın adında belirlenen “iki yıl” zaman dilimini, bir kişi ya da bir olgu hakkında kitap yazmak için ki o kişi Yılmaz Güney gibi her yönüyle topluma mal olmuş, hakkında çok şey yazılmış biriyse eğer, yeterli bulamayabilir ve “iki yıl da ne ki” gibi bir ön düşünceye haklı olarak kapılabilir. Ama kitabın kapağını aralayıp içine girdiğinizde, düşünceyle somutun zamanla yarışırcasına bütünleştiği, her anı tasarlanan ve tasarımların anında pratikle harmanlandığı öylesine dolu dolu iki yılın öyküsüyle karşılaşıyorsunuz ki, Yılmaz Güney’in sadece kişiliğinin seçilmiş, öne çıkarılmış yönleriyle eksik tanımlayan ve onun çok daha uzun yaşam kesitini konu alan biyografilerden, tanıtım yazılarından çok daha doğru, tam tanıtımıyla karşı karşıya olduğunuzu, kitabın okuduğunuz her sayfasında daha çok hissediyor, anlıyorsunuz. Öylesine dolu dolu iki yıl ki, adı önce ” Kırın Camları Kuşlar Kurtulsun” diye planlanan, ama bu adı simgeleyecek ve içinde kuşların rol aldığı gerçek sahnenin bir türlü gerçekleştirilememesi nedeniyle, DUVAR olarak değiştirilen filmin çekiminin yapılacağı ve Türkiye’deki gerçek cezaevi yapısıyla birebir aynı cezaevinin inşası ile başlayan, Yılmaz Güney, Tuncel Kurtiz, Ayşe Emel Mesçi dışında, büyük ekseriyeti bu işi hayatında ilk defa yapan amatör oyuncu ve kadrolarının bulunması, eğitilmesi, beslenme, barınma ve diğer ihtiyaçlarının karşılanmasını; sayısız kere tekrarlanan, her küçük ayrıntıda yeniden yeniden çekilen – çekim – montaj – yayına hazırlama süreçleriyle birlikte sayısız konferanslar, toplantılar, politik ve sanat ağırlıklı faaliyetler, Mayıs adlı politik derginin çıkarılması, Kürt Enstitüsü’nün kuruluşu gibi etkinliklerle içiçe ve en önemlisi yaşadığı 47 yıllık ömrüne en az 90 yıllık çileli, mücadeleci, direngen, üretken devrimci bir yaşamı sığdırmış bir devin görkemli, görkemli olduğu kadar dramatik yaşam finalini de içeren dopdolu yaşanmış iki yıl.

‘Yılmaz Güney İle Paris’te İki Yıl’, Yılmaz Güney’in sadece sinemasının, sanatının, kişilik karakter özelliklerinin yanında gölgede kalmış=bırakılmış demek daha doğru olur, politik kişiliğinin tanınmasında çok önemli bir mihenk taşı görevini görmüyor, aynı zamanda onun sanatı, sineması ve kişisel karakter özellikleri üzerinde yükseldiği sağlam düşünce zemini olan politik kimliğiyle bütünleşince çok daha gerçekçi, bilinçli bir anlam kazanıyor ve okuyucuya, ‘işte Yılmaz Güney bu’ duygusunu tam olarak veriyor.
’68’li arkadaşım Muzaffer Doyum, 50 yılı aşkın devrimci siyasal mücadelesinin verdiği bilinç, tecrübe, deneyim ve birikimle, Yılmaz Güney’le her anını paylaştığı iki yıllık Paris beraberliğinin hikayesini, bu donanımının kazandırdığı kendine has bakış açısı, akıcı üslubu ve romansı anlatımıyla okuyucunun gözleri önüne seriyor. Eserin; sözünün eri, civanmert, cesur, fedakar, arı gibi çalışkan; doğruya ve en mükemmeline ulaşma inat, sebat ve titizliğini; bitmek tükenmek bilmeyen yeniyi arama, daha güzeline ulaşma enerjisini; güvenilir, ince, kibar, nazik, dost ve arkadaş canlısı karakter özelliklerini; filmlerinin her birine ‘usta’ damgası vuran içerik, bilinç ve kılı kırk yaran sanatçı titizliğini biçimlendiren entellektüel, düşünsel zeminini; tüm bu yanlarıyla, gerçek Yılmaz Güney’in tanınmasında önemli bir boşluğu dolduracağına, okuyucuyu şimdiye kadar onun hakkında öğrendiklerine başka bir göz ve perspektifle yeniden bakmasını sağlamasının yanı sıra, eksik kalan ile de buluşturacağına inanıyorum. Emeğine, yüreğine, bilincine sağlık, Muzaffer Doyum (Muzo)”
Halim Bahadır














