Dostlar marketin önüne gittim sabah. Nedim ile anlaştık, bana maydanoz ayır dedim ama ne olur ne olmaz. Bazen kalmıyor. Onun maydanozu güzel. Fiyatı 7,5 lira ama demet biraz büyük.
Gittiğimde henüz yoktu. Yaz kış orada oturan Mustafa abi ile sohbete daldık. “Gelmeyecek mi acaba bu” dedi. Yok aradım birazdan çıkarım, mal yüklüyorum dedi.
Bir elinde kalemi tam sayfa gazete bulmacası çözüyor bir yandan Mustafa abi. Diğer elinde nargilenin marpucu. Öğleden sonra rakı kadehi ve meze tezgahın arkasında yerini alır.
Diğer seyyar satıcı aradı bir müşteri için. “Tamam Altmış İkililer sitesinin oradaymış. iki dakikaya kalmaz gelir” dedi.
Mustafa abi, marketin önünde duran bizim site görevlisine seslendi. “Selçuk, gazete gelmedi mi daha”. Yok abi ben de onu bekliyorum, bugün gecikti gazete.
Nedim eski Anadol kamyoneti ile yanaştı tezgahın önüne. Anadolun kasasındaki malları kasalar ve torbalarla indirmeye başladı. “Senin maydanozu ayırdım ama istersen buradan alabilirsin” dedi. Ben kendim seçmeyi tercih ettim.
Sarımsak da lazım demişti Hülya. “Sarımsak ne kadar Nedim?” Tanesi beş lira. İki adet de sarımsak aldım. Ardından küçüklerden oluşan bir acur torbasını da alışverişe ekledim. Hesap yaparken, acur ne kadar diye sorunca, “elli lira kilosu” dedi. Torbayı tezgaha usulca bırakıp, 25 lira olduğunu öğrendiğim salatalık torbasını tercih ettim.
Biraz daha oyalanırken, adamın biri de elinde acur torbası ile ödeme yapmaya yeltendi ama fiyatı duyunca, torbayı masaya bıraktı, hiç bir şey söylemeden arkasını döndü ve gitti.
Bizim orada topan acur dikilir. Biz hep öyle biliriz. Uzun acuru sonradan tanıdık anlayacağınız. Haaa bu arada salatalık gayet lezzetli ve tazeydi














