Çocukluğumun en büyük şansı babamın günlük gazeteleri, büyük ağabeyimin her hafta Akbaba Mizah Dergisini alıp, köydeki evimize getirmesiydi. Belki henüz 3- 5 yaşındaydım. Akbaba Dergisindeki çizgileri hayranlıkla izliyor. Okuma yazmayı henüz bilmeme karşın karikatürlerin ne anlatmak istediğini çözmeye çalışıyordum.
İlkokul yıllarımda, mizah dergisinin yanı sıra halk arasında “Teksas- Tommiks” diye bilinen çizgi romanlar en büyük hastalığımdı artık. Çizgi roman kahramanları her an yanı başımdaydı. Adeta onlarla birlikte yaşıyor, kendimce maceralar yaratıp, çizmeye çabalıyordum.
70’li yılların başında İzmir’e taşındık. Karikatüre tutkum daha da arttı.
Bu yıllarda Gırgır Dergisi her ne kadar çok satan dergi olsa da, 1977 yılında kapanan Akbaba Mizah Dergisini de takip etmeyi bırakmadım. Zaten ilk karikatürlerimden bir tanesi de bu dergide yayınlanmıştı.
Yıllar sonra, çocukluğumda hayal bile edemeyeceğim Akbaba yazar- çizerleriyle tanışmak, onlarla birlikte aynı sofrada olmak harika bir şeydi! Bazılarıyla aynı gazete ve dergide yazıp, çizmek, bazı sergilerde yan yana karikatürümün olması inanılmaz bir şeydi! 1980 yılında Gazete (İzmir)’de, eski bir Akbaba yazarı, Muzaffer İzgü üstadımızın öykülerine vinyet çizmek bende çok faklı duygular yaratmıştı.
Tanıştığım Akbaba çizerlerinden biri olan Seçkin Temur’u geçen gün kaybettik. Ankara’da yaşıyordu. Uzun süredir hastaydı. Ankaralı çizer arkadaşlarımız sık ziyaretine gidiyordu. Sosyal medya paylaşımlarından haberdar oluyordum. İlerleyen yaşına karşın direndi. Dün yaşama veda etti. Bir Akbaba çizeri daha karikatürleriyle yaşayacak artık.
Ankaralı çizer dostlarım Bülent Okutan ve Cumhur Gazioğlu ile İstanbul İstiklal Caddesinde çekilen bu fotoğrafımız anılarda kaldı artık.














