Selamün Aleyküm Muhterem Cemaat-ül Müslimin,
Gavur taifesinin ve onların tek yımırta ikizi yerli benzerlerinin yeni yıl kutlamaları yine geldi kapımıza dayandı.
Yine çamlar ziyalanacak, Noel Baba kılığında gavur aziz özentileri meydanlarda arz-ı endam edecek, millet sokaklarda haram içip cehennem ateşleri dansları yapacak ve bizler de bunu seyretmek zorunda kalacağız.
Gerçi bu yıl nihayeti itibariyle iyi şeyler de olmadı değil. Mesela, mekteplerimizde yeni yıl kutlamaları, hediye alıp vermeleri vb. gibi müsamereleri yasaklayan Şerrî Terbiye’miz ne kadar iftihar etsek az olan bir işe imza atmış oldu. Birbirlerine hediye almak için yarışan, mekteplerin her tarafını ıncık boncukla süsleyen o velet taifesi okullarına temizlik malzemesi alsa, hademe masraflarını karşılamak için para toplasa daha iyi değil mi? Ama onlara bu zihniyeti verecek ana-baba nerdee? Balık baştan kokmuş yani.
Sonra asgari ücret açıklaması. Neymiş efendim az imiş. Fakiri kayıran yoğ imiş. Ulan o parayla kaç simit alınır, kaç bardak çay içilir haberiniz var mı? Hesap edin bir. Ya da etmeyin, boşverin. Ne gerek var şimdi çay-simit hesabına? Bakın Şam’da cuma namazı kıldık, Suriye’de zulüm rejimini yerle yeksan ettik, Suriye’nin yeni rejiminin başganı zikretti, en erken dört yıl sonra ülkede seçim de yapılacakmış! İşte biz böyle, Suriye’ye demokrasinin gelmesi için kaç yıl çaba gösterdik ve Allah’a hamdolsun muzaffer olduk. Cehape zihniyeti hâlâ ve böyle bir zamanda üç beş kuruş derdinde, muhabbetinde. Neden? Çünkü ufukları dar, akılları fikirleri parada. Neymiş, millet et alamıyormuş, çöpten sebze meyve topluyormuş. Fakirlere veriyor gazı.
Neyse ki bizim fakirimiz ferasetlidir. Fakirliğin Rabbimizin bir sınama vesilesi olduğunu, fakirlerin cennetin en müstesna yerlerinde mekân sahibi olacağını bilir. Şükretmesini bilir bizim fakirlerimiz her şeyden önce. Beterin beteri var diye düşünür, kendinden beterlerine bakıp hamdüsenalar olsun der. Varsın bizi yönetenler krallar gibi yaşasın, biz her şeye katlanırız, bu da bize bir sınamadır diye tefekkür eder. Bizim yöneticilerimiz krallar gibi yaşamazsa dışarıda itibarımız kaç paralık olur, diye düşünür. Sonra zaten bizi karalamak için bin dereden su getiren ecnebi taifesi, abboooo, la bunlar krallarını, hükümdarlarını, şeyhülüslamlarını bile sersefil koymuş, bu nasıl bi vicdansız cemiyettir, demez mi ey millet-ül Müslimin? Yani bu cemiyette zengin kollanıyorsa, birileri ayrıcalıklı ise vardır elbet bir hikmeti. Rabbim zaten buyurmuyor mu biz beş parmağın beşini eşit yaratmadık diye?.. Rabbimin hükmüne mi karşı geleceğiz? Haaaşaaaa, haaşaaa! diye hep bir ağızdan bağırışınızı duyar gibiyim.
O hain münevver (kendilerine aydın der onlar) münafık kitle yanında şükürler olsun aklı başında münevverlerimiz de var. Bir yüksek mektep idare-i âmiri “Fakirler et yerine fasulye yesin. O da protein, bu da protein.” dedi mesela. Alnından öpüyorum. İşte bize böyle münevverler lâzım. Hem fasulye yediğinizde kendi doğalgazınızı da kendiniz üretmiş olursunuz ki bu da şu kış günlerinde ekonominize ciddi katkı olur. Yaaa, yaaa…. Bir taşla iki kuş.
Yani demem o ki aziz din kardeşlerim, her şey yolunda elhamdülillah!.. Yeter ki biz memlekette huzur bozucu, terör kışkırtıcı mahfellerden uzak duralım. Bakın terörü bitirmek için bizim Devlet-i âlimizin en vatansever temsilcileri bile ne necasetli adımlar atıyor. Biz sıradan fânilerin aklından bile geçmeyecek bu hamlelerle ve içleri yana tutuşa teröristbaşlarına terörü bitirme fırsatı bile verebiliyorlar. Daha ne yapsınlar bu milletin huzuru, bekaası için. Aaah, ah!.. Anlayana…
Daha çok kelam edilir ama zaten yapılan kalkınma hamlelerimizin değerini bilen biliyor, bilmeyen de gidip şer mihraklarına -DEM’i kastetmiyorum, bu ara onlar bizimle demleniyor elhamdülillah- yani CEHAPE’ye oy veriyor. Versin bakalım. sonra da biz onların belediyelerine kayyum atayınca vay efendim demokrasi elden gidiyor da, hak hukuk adalet de, bir vaveyla!.. Ne yapacaktık peki? Sizin daha iyi hizmetler vermeniz için size müsaade mi edecektik? Daha çok kent lokantası açın, daha çok sosyal yardım yapın, sonra da oyları toplayın. Oooh, ne âlâ memleket!.. Bu ülke sahipsiz değil ey Cehape!.. Bırakın da millet fakirliği doya doya yaşasın. Cıbıldak şarkıcılara para vereceğinize siz önce devlete borçlarınızı ödeyin.
Neyse efendim, anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az. Siz biat, itaat, kanaat kültürü ile yetiştirilmiş, bu aziz milletin en iftihar edilesi kesimisiniz. Sizler var oldukça şükürler olsun ki bizim sırtımız yere gelmez. Sizin sırtlarınız varken bizimkiler neden yere gelsin değil mi?
Evet, sözlerimi nihayete erdirirken lafın gelişi de olsa “yeni yıl”ın hepinize daha çok, daha güzel, daha gurur verici fakirlikler ihsan etmesini diler, bilhassa hâlâ maaş zammı belli olmayan emeklilerimize hürmetlerimi çok derinden, hatta en derinden arz ederim.
31-12-2024
Sizin Yağdanlık Yahya’nız
ço














