Yıllar önceydi, sıcak yaz gecesi serin bir sabaha ulaşmak üzereydi. Telefonun sesiyle uyandım. Telefonu açarken geçen birkaç saniye içinde o kadar çok kötü senaryo geçti ki aklımdan, ne olabilirdi? Böylesine geç saatte aranmanın çok önemli bir nedeni olmalıydı. Telefonda yakınımızın oğlu vardı. Heyecanlı, ağlamaklı bir sesle “ Abi kaza, Seferihisar’dan gelirken kaza yaptık, 9 Eylül Hastanesi’ndeyiz, babamın durumu kötü”. Tam sözlerini bitirmesini beklemeden “geliyorum” dedim. Birkaç dakika içinde yola çıkmıştım. Kısa sürede acil servise geldim. O sırada doktor, yakınımız için “ameliyata alacağız, durum kritik” diyordu.
Biz de durumun ciddiyetini anlamış olmanın verdiği üzüntü ve çaresizlik içinde” tamam ama yakınımızın diyabeti var, kan sulandırıcı da kullanıyor, ayrıca böbrek yetmezliği de çekiyor” Nasıl olacak?
O an doktorun net ve kesin bir ifade ile söylediklerini anımsıyorum. “Ameliyatı hemen yapmazsak hastayı kaybederiz.” Kısa bir sessizlikten sonra, hasta yakınları olarak hemen bilgilendirme ve risk formunu imzalamıştık bile.
Bugünlerde ülkemiz seçim havasına girdi. Her geçen gün daha da yoğun yaşayacağız son 100 günü. Ülkemizin durumu da iyi değil. Hukuk, eğitim, sağlık, ekonomi, iç ve dış politika, neresinden bakarsanız bakın sıkıntılı bir süreçten geçiyoruz uzun zamandır. Yeni bir iktidar istiyoruz, tüm Türkiye’yi kucaklayacak. Tüm dertleri unutturacak. Geleceği kuracak.
Önümüzde kritik bir seçim var. Büyük seçim olacak, hayati önem taşıyan seçim olacak. Millet ittifakının ‘adayı kim olacak?’, partiler arası mutabakat nasıl olacak?’, CHP içinde yükselen sıkıntılı bekleyiş nereye evrilecek?’ gibi birçok soru ve sorun var. Bunların hepsi önemli konular, ama böylesine büyük, ülkenin geleceğini etkileyecek seçim için net ve kararlı bir tutum içinde olacağız.
O gün ameliyat olan hastamız iyileşip kısa sürede taburcu olmuştu. Ülkemiz de, insanımız da daha iyilerini hakkediyor. İyileşeceğiz.
Güzel günler göreceğiz.














