2018 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde İzmir de Muharrem İnce Chp adına % 54 oy almıştı. Millet İttifakı Partilerinden İyi Parti adına Meral Akşener % 6.5, Saadet Partisi adına Temel Karamollaoğlu % 0,5, Selahattin Demirtaş da % 6 oy almıştı. Toplam oylar % 67 ediyor.
28 Mayıs seçimlerinde Sn Kılıçdaroğlu İzmir de % 67 oranında oy aldı.
İzmir Büyükşehir ve 25 İlçe Belediyesi CHP de, 26 Belediye Başkanımız, yüzlerce belediye meclis üyemiz, 30 ilçe başkanımız ve 1 İl Başkanımız var. İl ve ilçelerin 500-600 kadar yönetim kurulu ve disiplin kurulu üyeleri var. Listeye giren adayları var, milletvekilleri var, geçmiş dönem partinin ekmeğini yemiş milletvekilleri, belediye başkanları var. Var, var ama! Hiç halkta karşılık bulmamış, hiç sempati yaratmamış. Çünkü İzmir’ in nüfusu ve seçmen sayısı artışı oranında bir oy artışı olmamış. Son 5 yıl oylar yerinde saymış. Oysa Herkeste bir “çok koştuk, çok çalıştık”söylemi, “çalmadık kapı, sıkmadık el bırakmadık”edebiyatıdır gidiyor. Sonuçlar ortada, öylesine içten çalışma falan olmamış. Yerel yönetimler seçim çaışmalarında ellerinden gelenin en iyisini yapmamış. İl ve ilçe yönetimleri eksikleri, zaafları tespit edememiş, seçmen davranışları, gereksinimleri irdelenmemiş. Seçime hazırlanılmamış. Hemen tüm ilçelerde özellikle müşahit olmayan birçok sandık gözlemcisiz bırakılmış. Atamalar zamanında yapılamamış. Seçim güvenliği farazalara, inşallaha, birşey olmazlara bırakılmış.
Şimdi herkes yerinde, görevinde, koltuğunda keyifle oturmayı sürdürüyor. Kimsenin sesini çıkardığı yok. İstifa etmek mi? “O da ne?” Akıllarına bile gelmez. Özür dilemek desen, “niye özür dileyecek mişim ki? Ayıp olur. Bari biri çıkıp “pardon” der mi? Daha çok beklersiniz. Nasılsa üzerine alınan yok. Ortada böylesine bir başarısızlık varken üstelik. Peki halkımız daha ne yapsın, seçmenimizin, partilimizin elinden daha ne gelir ki? Onlar herşeyi yaptılar, hem de hiç bir karşılık beklemeden. Ekmek, aş, iş, makam, mevki istemeden yaptılar, görev bildiler, bu uğurda emeklerini esirgemediler.
Ülkenin, yeni nesillerin geleceğini aydınlığa kavuşturmak üzerine olan düşlerimiz yine ertelendi. Elbette bitmedi umutlarımız. Umutsuz da yaşanmaz ki. Ama birileri de bu yaşananların hesabını vermeyecek mi? Kimse hesap sormayacak mı kimseden? “ Herşey çok güzel olacak” derken “ Herşey aynı mı kalacak ömür boyu?”
Şimdi yeniden Kurultay gündemi oluşuyor. Hayırlısı olsun diyelim! Anımsıyorum; Baykal kaset komplosu sonucunda istifa etmiş ve Altan Öymen Chp Genel Başkanlığına getirilmişti. Kısa bir süre sonra da eski delegelerle yapılan kurultayda yeniden Baykal Genel Başkan seçilmişti.
Köylümüzün misali, bu yıl dolu vurdu, yok sel geldi, yağış olmadı, yok kuraklık oldu, yok tohum verim vermedi. Garibimin karnını yarmışlar gelecek yıla umut çıkmış. Kaybolan zaman, örselenen yıllarımız, ötelenen umutlarımız.
*. * *
biliyorum
matarada su
torbada ekmek
ve kemerde kurşun değil şiir
ama yine de
matarasında suyu
torbasında ekmeği
ve kemerinde kurşunu kalmamışları
ayakta tutabilir, biliyorum,
şiirle şarkıyla olacak iş değil bu
dalda narı
tarlada ekini kızartmaz güvercinin gurultusu
ama yine de
dişler arasında bıçak gibi parlar kavgada
şiirin doğrultusu göz gözü görmez olmuş
tek bir ışık bile yok.
yürek bir yaralı şahindir
döner boşlukta
belki bir şiir
bir şiir kırıntısı
çalar kapımızı umutsuz karanlıkta
yoklar yüreğimizi
iğilir yaramıza
dağıtır korkumuzu ve karşı tepelerden
gürül gürül bir kalk borusu.
H. Hüseyin Korkmazgil














