sozbizde.com
  • ANA SAYFA
  • POLİTİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • SPOR
  • MEDYA
  • YAZARLAR
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
  • ANA SAYFA
  • POLİTİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • SPOR
  • MEDYA
  • YAZARLAR
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
sozbizde.com
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
Ana sayfa YAZARLAR

TÜRKİYE’DE CUMHURİYETÇİLİĞİN ÜZERİNDE YÜKSELDİĞİ İKİ İDEOLOJİK TEMEL (2)

Alp İçen Ekleyen Alp İçen
Şubat 2, 2026
in YAZARLAR
0
TÜRKİYE’DE CUMHURİYETÇİLİĞİN ÜZERİNDE YÜKSELDİĞİ İKİ İDEOLOJİK TEMEL (2)
0
Paylaş
14
Gösterim
Share on FacebookShare on Twitter

Kemalizm özünde ulus-devlet yaratmayı hedefleyen, cumhuriyetçi ve pozitivist bir siyasi akımdır. Bu akımın önderi olan Mustafa Kemal de, eksik gedik de olsa ülkemizde burjuva devrimini gerçekleştirmeyi hedefleyip cumhuriyet rejimini inşa etmeye çalışmıştır.

Kemalizm’in, özgün bir siyasi akım olarak iki temel ideolojik dayanak noktası vardır: “Laiklik” ve “ulus-devletin inşası”. Bu iki temel ideolojik dayanak, cumhuriyet rejiminin en büyük iki iddiasını teşkil etmekle birlikte, aynı zamanda rejimin en zayıf iki noktasına da işaret etmektedir: Siyasi İslam ve Kürt sorunu.

Bu iki prensipten “ulus-devlet inşası”, çok uluslu bir imparatorluk çöktükten sonra geriye kalan nüfusun tamamının, etnik, mezhebi ya da coğrafi farklılıklarını büyük ölçüde folklorik düzeyde tutup herkesi kültürel bir “Türk vatandaşlığı” bazında eşitleme idealini ifade eder. Tahmin edilebileceği üzere, bu prensip pratikte, politik olarak büyük ölçüde, Kürtlerin sisteme entegrasyonunu hedeflemektedir.

Kemalist cumhuriyetin ikinci önemli hedefini teşkil eden “laiklik” de, gene neredeyse 800 senedir yarı İslami bir yönetim altında herkesin kendi dini kurallarına göre örgütlenip yargılandığı bir coğrafyada, dinin kişisel bir inanç seviyesinde tanımlanarak devlet yönetiminde dini örgütlenmelerin etkisinin sıfırlanmasını hedeflemektedir. Gene Kemalizm’in ancak kısmi olarak başarı sağlayabildiği bu hedef de, rejimin “Siyasi İslam” sorununa işaret etmektedir.

Dolayısıyla, bu noktada, artık ülkemizde cumhuriyetçilerin ideolojik ve politik olarak üzerinde ortaklaştıkları, cumhuriyetçiliğin tanımını yapacak olan ortak paydalara ulaşmış oluyoruz: “laiklik” ve vatandaşlık temelinde örgütlenmiş bir üniter yapı, yani “ulus-devlet” prensibi.

SOSYALİSTLER VE KEMALİZM

Yukarıda kısaca ifade ettiğim gibi, Kemalizm tıpkı liberalizm gibi, siyasi İslam gibi, Kürt siyasi hareketi gibi, kategorik olarak sosyalizmden kökten farklı bir siyasi akımdır. İdeolojisi, reformları ve hedefleri açısından burjuva devrimini gerçekleştirip kapitalist bir ülke yaratmayı hedefleyen Kemalizm ile sosyalizm arasında ideolojik bir yakınlık olamayacağı da izahtan varestedir.

Ancak, Kemalizm’in ideolojisi ve vizyonu sosyalizmden daha geri olmakla birlikte tarihsel süreç içerisinde ele aldığımızda, hakkını teslim etmek gerekir ki, kendisinden önce gelen Osmanlı’cı meşrutiyet yönetiminden, halifeci İslamcılıktan ve feodalizmden ileri bir seviyeyi temsil etmektedir. Oluşturmuş olduğu cumhuriyet de, kadın haklarıyla, genel oy hakkıyla, çağdaş kurumlarıyla, laiklik anlayışıyla, vatandaşlık tanımıyla, yıkmış olduğu Osmanlı düzeninden ileride, ancak milli devlet ve kapitalist ilişkileri ile sosyalizmden geridedir.

Dolayısıyla, bizim kuracağımız cumhuriyet, Türk milliyetçiliğine dayanmayan, kapitalizmi aşan, eşitlikçi ve sosyalist bir cumhuriyet olacaktır.

Bu noktada, Yalçın Küçük’ün bir konuşmasında ifade ettiği “cumhuriyet ancak kendisinden daha ileri mevzilerden, daha ileri hedefler açısından eleştirilebilir, daha geri hedeflerden değil. Kemalizm bizi ileriye götüremez, biz Kemalizm’den geri düşmeyiz” sözlerinin oldukça aydınlatıcı olduğunu düşünüyorum.

Yani, Kemalizm’i sosyalizm ve sosyalist devrimin hedefleri açısından eleştiriyor olmamız, cumhuriyeti ondan daha geri bir rejimi getirmeye çalışan siyasi İslamcılarla ya da Sevr özlemi içindeki Kürt siyasi hareketi ile aynı argümanlarla eleştirdiğimiz anlamına gelmiyor. Cumhuriyetin getirdiği medeni hukuku, kadın haklarını, kültürel ve eşit vatandaşlık tanımını, cumhuriyeti kurumlarını, pozitivist çağdaşlaşma hedeflerine de siyasi İslamcılara ve etnik milliyetçilere karşı sahip çıkıyoruz elbette. Kemalizm’in ideolojik temellerini sosyalizm adına eleştiriyoruz diye, onu daha geri mevzilerden eleştirenlerle aynı yerden konuşmuyoruz. Kemalizm’i eleştiriyoruz diye, başkalarının yaptığı gibi cumhuriyet ilan edilmiş, kadın hakları tanınmış, çağdaş kurumlar yaratılmış, halifelik ve padişahlık rejimi ortadan kaldırılmış  diye yanıp yakılacak ya da etnik milliyetçiliği övecek de değiliz.

PEKİ, CUMHURİYETE SAHİP ÇIKANLAR AZINLIKTALAR MI?

Yukarıda cumhuriyetçilikten ne anlaşılması gerektiği, ülkemizde çok farklı siyasi yapılara dağılmış durumda olan cumhuriyetçilerin üzerinde ortaklaşacakları temellerin neler olması gerektiği ile sosyalistlerin neden cumhuriyetçilerle ortak hareket etmesi gereken bir dönemde olduklarını kısaca özetlemeye çalıştım. Bu noktada belirtmek gerekiyor ki, cumhuriyetçilerin üzerinde ortaklaştıkları iki temel prensip olan “laiklik” ve “ulus-devlet” konusunda halkımızda genel bir kabul ve uzlaşma vardır. Ne siyasi İslam’ın ümmetçilik anlayışı, ne de etnik temelli bir siyaset tarzı ve ayrılıkçılık, bugünlerde karşı tarafça kopartılan onca tantanaya rağmen halkımız nezdinde ciddi bir destek bulmaktadır. Gözlemlerimize dayanarak kolaylıkla söyleyebiliriz ki, ülkemizde üniter yapı ve laiklik konusundaki uzlaşma, partileri de, etnik, dini, mezhebi ve sınıfsal farklılıkları da aşacak şekilde güçlü bir desteğe sahiptir.

Ancak, bu konudaki sözlerimizin sadece iyi niyetli bir varsayım olmasının önüne geçmek için, bu tezimizin somut araştırma sonuçlarıyla örtüşüp örtüşmediğine de bakmamız gerekiyor. Eğer halkımızın ne kadarının laiklikten ve üniter yapıdan yana olduğunu, ne kadarının şeriattan ve ayrı bir Kürt devletinden yana olduğunu tespit edebilirsek, ülkemizde cumhuriyete ne kadarlık bir halk desteği olduğunu da, cumhuriyetçi cephenin gücünü de üç aşağı beş yukarı anlamış oluruz.

İnternette küçük bir arama ile halkımızın bu konulardaki sosyal ve siyasi eğilimlerini ölçen anketlere ve araştırmalara ulaşmak mümkün. Ben temel ve güçlü eğilimlerin varlığını göstermek açısından sadece birkaç tanesine değineceğim. 

Bilindiği üzere, TEPAV (Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı), diğer pek çok konudaki araştırmalarının yanı sıra, ülkedeki sosyal ve siyasal eğilimleri de takip etmeye çalışıyor. 2016 ve 2020 senelerinde, örneğin, vatandaşların laik bir ülkede yaşamak isteyip istemediklerini de sormuş. Çıkan sonuçlara göre, 2016 senesinde laikliği savunanların oranı %75 iken, 2020 senesinde bu oran %81’e yükselmiş.

Söz konusu çalışmada, ankete katılanlardan, “kendi inanç ve uygulamalarım en doğrusudur.” diyenlerin oranı da, 2016 senesinde %47 iken, 2020 senesinde %36’ya düşmüş. Gene aynı çalışmada, “başımı örterim” diyenler ile “her gün oruç tutarım” diyenlerin oranlarında da önemli düşüşler olduğu görülmektedir.

Ülkemizin 23 senedir siyasi İslamcı bir yönetim altında eğitimden yargıya, yasamadan yürütmeye kadar her alanda “dindar ve kindar nesil yetiştireceğiz” diyenlerin güdümünde olduğu dikkate alındığında, seküler yaşam tarzının popülaritesini giderek artırdığını, radikal ve muhafazakâr eğilimlerin güç kaybettiğini görmek, aslında cumhuriyet prensiplerinin topluma nasıl kök saldığının önemli bir göstergesi olarak da anlaşılmalıdır.

Benzer bir çalışma, 2023 senesinde MetroPoll araştırma şirketi tarafından da yapılmıştır. “Türkiye’de laik yönetimi gerekli görüyor musunuz?” sorusunun yöneltildiği ankette, farklı siyasi partilerin seçmenlerinin bu konulardaki eğilimleri tespit edilmiştir. Mezkûr ankette, TBMM’de temsil edilen partilerin hiç birisinde “laikliğe karşıyım” diyenlerin oranı %50’yi geçmemiştir. Anket yapılanların tamamı ele alındığında da, vatandaşın sadece %28,6’sının laikliğe karşı oldukları görülüyor. Buna AKP ve Yeniden Refah Partisi seçmenleri de dâhildir. Yazıyı fazlaca istatistiğe boğmamak adına ayrıntılara girmiyorum, isteyen internette araştırıp tek tek bütün partilere ait sonuçlara da bakabilir.

Yukarıdakiler, cumhuriyetin iki temel ideolojik ayağından, “laiklik” ile ilgili olanlardı. Bir tane de ülkemizdeki ayrılıkçı eğilimler üzerine anket paylaşarak, var olan durumu istatistiki olarak da teyit etmekte fayda var.  Ülkemizde kendilerini öncelikle “Kürt” olarak tanımlayan vatandaşlarımız, “Ulus-devlet” ve “üniter yapı” konularında ne düşünüyorlar?

Kadir Has Üniversitesi’nin 2020 yılında yapılan Türkiye Eğilimleri Araştırması’nda, birincil kimlik olarak kendilerini Kürt olarak tanımlayan vatandaşlarımıza, arzu ettikleri yönetim şekli sorulmuş. Katılımcıların sadece %25,6’sının “bağımsız bir Kürt devleti” istedikleri görülürken, söz konusu oranın, aynı sorunun sorulduğu 2015 yılında % 32,6 olduğu görülüyor ki, bu da, 5 senede bağımsızlık isteyenlerin oranında %21,5’luk bir azalış olduğu anlamına geliyor. Kısacası, ülkemizde kendisini Kürt olarak tanımlayanların yaklaşık %75’i, ayrı bir devlet altında yaşamak istemiyor.

Bu konuda kopartılan yaygaraya bakıldığında, bu oranın yanlış olduğu da düşünülebileceğinden, bu hesabı başka bir açıdan da teyit etmekte fayda var.

Gerek Birleşmiş Milletlerin, gerekse birçok bağımsız kurumun hesaplamalarına göre, ülkemizde birincil kimliklerini “Kürt” olarak tanımlayanların oranı %20 civarındadır. Son Genel Seçimlerde DEM Parti’nin öncülü olan “Yeşiller ve Sol Gelecek Parti (YSP)”nin oy oranı %9’dur. Bugünlerde onun devamı olan DEM Parti’nin oy oranı da anketlerde %8-9 düzeyinde seyretmektedir. Yani kendilerine öncelikle “Kürt” diyenlerin en fazla %45’i bu partiye oy vermektedirler. Söz konusu partiye oy verenler içerisinde ayrı bir Kürt devleti kurmaktan ziyade, hayvan hakları savunucuları, kadın hareketleri, LGBTİ, çevreciler ile birçok sosyalist parti ve hareket bulunmaktadır. Ayrıca, doğrudan kendi seçmen kitlesinin de önemli bir kısmının ayrılıkçı olmadığını dikkate aldığımızda, Türkiye çapında Kürt vatandaşlarımızın %75’inin ayrı bir devlet altında yaşamak istemedikleri sonucunu bir kez daha teyit etmiş oluruz.

Esasen DEM Parti’nin öncülü olan partilerin kemikleşmiş seçmen kitlesi de uzun yıllar boyunca %5-6 seviyesinde seyretmiş olup Yöneylem Sosyal Araştırmalar Şirketi’nin 2021 Eylül ayında yapmış olduğu “Türkiye Siyaset Paneli” araştırmasına göre, HDP’nin çekirdek seçmen kitlesi %4,9 olarak tespit edilmiştir. Buna göre hesapladığımızda da, yaklaşık olarak gene aynı neticeye ulaşmış oluyoruz.

SONUÇ

Siyaset sahnemizde son aylarda ortaya çıkan DEM Parti, MHP ve AKP ittifakı nedeniyle, birçok cumhuriyetçi vatandaşımızın ümitsizliğe kapılmakta olduğunu görüyoruz. Söz konusu partiler ile onların muhtemel paydaşlarının/destekçilerinin oy oranlarına ve TBMM’deki milletvekili sayılarına baktığımızda, sanki cumhuriyetin ideolojik temellerine karşı olanlar çoğunluğu oluşturuyorlarmış gibi bir izlenim doğuyor.

Bununla birlikte, söz konusu partilerin seçmenleri de dâhil olmak üzere, vatandaşlarımızın temel cumhuriyet değerleri üzerindeki, somut araştırmalarla da desteklenen güçlü konsensüsü dikkate alındığında, istedikleri kadar birlikte hareket etsinler, ülkemizde aslında yeni Osmanlıcı, ümmetçi ya da etnik kimliği öne çıkartan politikalara olan fiili desteğin son derece sınırlı kaldığını görüyoruz. Gerek siyasi analizler gerekse somut saha araştırmaları, laiklik ve üniter devlet yapısına yönelik olarak, siyasi parti tercihleri ile TBMM milletvekili kompozisyonlarını aşan güçlü bir desteğe işaret ediyor.

Bu çerçevede, gizli pazarlıklar yoluyla TBMM komisyonları aracılığı ile hayata geçirilmeye çalışılan cumhuriyet karşıtı politikalara karşı, cumhuriyet değerlerini savunanların başarı şansı oldukça yüksektir. Yeter ki enseyi karatmayalım, Cumhuriyet değerleri etrafında oluşturduğumuz cepheyi genişletecek adımları cesaretle atmaya ve Cumhuriyetçilerin birliğini güçlendirmeye devam edelim. Böyle yaptığımızda, çok kısa zamanda göreceğiz ki, kopartılan bütün yaygaraya rağmen, ülkemizde cumhuriyetin temelleri oldukça güçlüdür, halkımız da bu değerlere sahip çıkmaya devam etmektedir.

Son

Post Views: 214
Önceki yazı

SAYIN TUGAY LÜTFEN AKP’YE GEÇİN.

Sonraki Gönderi

KAHVECİLERDE TOPUK SESLERİ…

Alp İçen

Alp İçen

Sonraki Gönderi
KAHVECİLERDE TOPUK SESLERİ…

KAHVECİLERDE TOPUK SESLERİ...

  • Çok okunanlar
  • Yorumlar
  • Son Haberler
Taşın Vicdanı, Suyun Dili

Taşın Vicdanı, Suyun Dili

Ekim 12, 2025
BİRAZ DA BİZ ÇOCUKLARI DİNLEYİN !

BİRAZ DA BİZ ÇOCUKLARI DİNLEYİN !

Mart 9, 2025
Ceviz Ağacının Hafızası

Ceviz Ağacının Hafızası

Ağustos 27, 2025
Bir çakma kilise iki yoldaş…

Bir çakma kilise iki yoldaş…

Ağustos 25, 2022
Savaş Mağduru Öğrencilerden Mektup Var

Savaş Mağduru Öğrencilerden Mektup Var

0
Nebati Margarinler Çağı

Nebati Margarinler Çağı

0
Pirus Generali

Pirus Generali

0
Bizden Karikatürler

Bizden Karikatürler

0
Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026
ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

Mayıs 31, 2026
Mustafa Yıldız’dan

Mustafa Yıldız’dan

Mayıs 31, 2026

Güncel Haberler

Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026
ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

Mayıs 31, 2026
Mustafa Yıldız’dan

Mustafa Yıldız’dan

Mayıs 31, 2026

Kategorilere Gözat

  • BASINDAN
  • BİLİM TEKNOLOJİ
  • BİZDEN KARİKATÜRLER
  • ÇEVRE
  • ÇİZER
  • DÜNYA
  • EĞİTİM
  • EKONOMİ
  • GENEL
  • GEZİ
  • GÜNCEL
  • GÜNÜN SÖZÜ
  • Hafta Ortası Karikatürü
  • İMECE DER
  • KADIN
  • KİTAP TANITIM
  • KONUK YAZAR
  • KÖŞE YAZISI
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • MEDYA
  • MİZAH
  • MÜZİK
  • ÖYKÜ
  • ÖZEL HABER
  • ÖZEL RÖPORTAJ
  • POLİTİKA
  • SAĞLIK
  • ŞİİR
  • SOSYAL MEDYADAN
  • SÖZ BİZDE
  • SÖZ SİZDE
  • SPOR
  • STK
  • TURİZM
  • Uncategorized
  • YAZARLAR
  • YEREL YÖNETİMLER
  • YORUM

Son Haberler

Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026


Künye: İmtiyaz sahibi: Engin Şirin

Genel Yayın Yönetmeni: Engin Şirin

Yayın Kurulu: Abit Dursun, İlhan Çifçi

Mazlum Vesek, Mustafa Yıldız

İletişim Bilgileri: 0533 656 43 73



Köşe yazıları yazarların görüşlerini ifade etmektedir. İçeriklerine ilişkin her türlü sorumluluk yazarına aittir.


© 2025 Sözbizde Tüm Hakları Saklıdır.

Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle


Künye: İmtiyaz sahibi: Engin Şirin

Genel Yayın Yönetmeni: Engin Şirin

Yayın Kurulu: Abit Dursun, İlhan Çifçi

Mazlum Vesek, Mustafa Yıldız

İletişim Bilgileri: 0533 656 43 73



Köşe yazıları yazarların görüşlerini ifade etmektedir. İçeriklerine ilişkin her türlü sorumluluk yazarına aittir.


© 2025 Sözbizde Tüm Hakları Saklıdır.