AK’IM DERKEN!
Pan Am şirketi ile İstanbul’dan Amerika’ya uçan Temel, evrak çantasını Pan Am İstanbul şubesinde unuttuğu fark etmiş.
Amerika’ya iner inmez Fadime’ye telefon açıp çantayı firmadan alıp ilk uçakla Amerika’ya göndermesini istemiş.
Fakat Fadime şirketin ismini bir türlü anlayamayınca Temel çok sinirlenmiş ve “ Bak Fadume, dikkatle dinle, kodlayrum!” demiş “ Pantalonun Pan’ı, Ananın …”
Dünkü grup toplantısında Sayın Özgür Özel de bir gazeteyi “ AK-İT” diye heceleyince, nedense bu fıkra geldi aklıma.
Bugün de o gazetenin genel yayın yönetmeni hemen taşı gediğine koymuş.
Şöyle başlıyor cevap yazısı:
“Biz “AK”taraftayız
Özgür, ya sen?!
Dün Özgür yine kürsünden saçmalıyor..”
Bizim, İstanbul Hukuk Fakültesindeki hocalarımız, sınav kağıdında bariz bir hata yaptınız mı, kağıdın geri kalanını okumadan sizi o sınavdan çaktırırlardı.
Çünkü; o hata, o dersi hiç anlamadığınızı gösterirdi.
Bu Sayın Genel Yayın Yönetmeni’nin, Ana Muhalefet Partisi Genel başkanına “ Özgür” diye ismiyle hitap eden üslubu bizi şaşırtmasa da gazetenin 1. sayfasında verilen yazısını, ‘Dün’ diye geçmiş zamanda başlayıp ‘saçmalıyor’ diye şimdiki zamanda bitirdiğini ve cümlelerinin sonundaki iki noktaları (..) görünce, ben de yazısına üçüncü noktayı koyup, gerisini okumadan bıraktım.
Yanlış anlamalara sebebiyet vermemek için de gazete isimlerini hiç hecelemeden, hiç kodlamadan, hatta hiç gazete ismi vermeden, gazeteler ilgili genel görüşümü paylaşıp geçeceğim.
Sanki bazı gazeteler aralarında AKİT yapmışlar, YENİ BİRLİK kurmuşlar gibi.
Sanki, HÜRRİYET kısıtlamış da MİLLİYET ümmet olma yolundaymış gibi.
AKŞAM’dan SABAH’a kadar,
YENİ ŞAFAK söküp, ortalık AYDINLIK olduğunda dahi, tüm TÜRKİYE, iktidarı methedip, muhalefeti eleştiriyor!
Allahtan, gerçeklere SÖZCÜ olup, BİR GÜN bile olsa, bize rahat bir NEFES aldıran CUMHURİYETİ’miz var!
Yoksa biz ne yapardık?
1600 yılında Engizisyon tarafından yakılarak ölüme mahkûm edilen İtalyan düşünür Giordano Bruno, “Tanrı, iradesini hâkim kılmak için yeryüzündeki iyi insanları kullanır. Yeryüzündeki kötü insanlar ise kendi iradelerini hâkim kılmak için Tanrı’yı kullanırlar.” demiş.
Gazi Musta Kemal Atatürk de
“ Cumhuriyetin temelinin LAİK bir dünya görüşüne dayalı olduğunu hiç bir zaman unutmamalı ve bu gerçek gözden kaçmamalı!” demişti.
Akit Gazetesi, dünkü sürmanşetini de
‘SEKÜLER YOBAZLAR’ diye atmıştı.
Bana birazcık, kendilerine özgü kibarlıkları ile biz Atatürkçüleri kastetmişler gibi gelmişti de…
Neyse biz, Özdemir Asaf’ın çok kısa ve çok güzel bir şiiri ile bitirelim yazımızı.
“Bütün renkler aynı hızla kirleniyordu,
Birinciliği beyaza verdiler.”
Rahmetli bugün yaşasaydı, ünlü şiirini herhalde şöyle yazardı;
” Bütün gazeteler aynı hızla kirleniyordu, birinciliği AK’a verdiler.”
O kadar yazıyı işin AK tarafı için yazdık “it” kısmı yine açıkta kaldı.
Eh, “it” İngilizcede “o” demek ya…
Biz de, “ O kendini bilir!” demekle yetinelim.
Ulvi Puğ
Not: Fıkradaki üç noktalı yere ‘AMCASI’ kelimesi gelecek. Sakın aklınıza yanlış bir şey gelmesin!














