DAHA KÖTÜSÜ MÜ?
Dursun finans sağladığı Temel’e çıkışıyormuş.
“Yeter artuk! 24 yıldur iliğumi kurittun!
24 yıl önce fabrika kuracağum, kazanca ortak olacağuz, dedun 2 milyon Euro’mu aldun!”
Temel halinden memnun cevap vermiş:
“Daha kötüsü olabilirdu!”
Dursun devam etmiş; “ Ondan beş yıl sonra, çok zarar ettuk, diyerek fabrikayu daha iyi hale geturmek içun 5 milyon Euro daha istedun, onu da verdum, yine kuruş kar yok!”
Temel halinden memnun cevap vermiş:
“Daha kötüsü olabilirdu!”
Dursun, öfkeyle sürdürmüş konuşmasını;
“ Her beş yılda bir kuruş kar payı vermeden 5 milyon, on milyon Euro paramu aldun! Bütün kazanumlarimu yok ettun!”
Temel halinden memnun cevap vermiş:
“Daha kötüsü olabilirdu!”
“ Ula Allahtan korkmaz!” diye bağırmış Dursun “ Bundan daha kötüsü ne olabilirdu?”
“ Daha kötüsü uşağum!” demiş Temel sırıtarak “24 yıldur senun tüm kazanimlarun ve paralarun değul, benum tüm kazanimlarum ve paralarum gitmuş olabilirdu!”
Vallahi, bence Türkiye’nin durumu da Dursun’dan farklı değil.
Bu millet, vaatlerine kanıp Sayın Erdoğan’ın partisini iktidar yaptı, yetmedi.
Önce ara seçimle milletvekili ve sonra başbakan yaptı.
Yine yetmedi ve “Cumhurbaşkanı yapmazsanız, bu iş düzelmez!” dedi.
Cumhurbaşkanı yaptılar, bu sefer de AKP Genel Başkanı da olmazsam yine bu iş olmaz, dedi.
Hem Cumhurbaşkanı hem AKP Genel Başkanı yaptılar, yine olmadı.
Başbakan varken ben ülkeyi nasıl yöneteyim, dedi.
Başbakanlığı da kaldırıp, getirdikleri sistemle adeta seçilmiş bir kral yetkisi verdiler.
Sonuç ortada:
Emekli perişan, işçi perişan, esnaf perişan, enflasyon almış başını gitmiş, demokrasi, adalet hak getire…
Kadınlar mutsuz, gençler umutsuz, çocuklar huzursuz.
Ve Sayın Erdoğan Temel gibi bu milletten yine kredi isteyip dördüncü kez cumhurbaşkanı seçilmenin yollarını arıyor.
Biz de Dursun gibi;
“ Yeter artık! 24 yıldır iliğimizi kuruttun! Cumhuriyetimizin tüm kazanımlarını tükettin!
Üstelik de millete vaat ettiğin hiç bir şeyi vermedin!” diye hesap sorsak herhalde onun da Temel gibi cevabı şu olur:
“Daha kötüsü olabilirdi. Yitirdiklerimiz bu milletin parası, bu Cumhuriyetin kazanımları değil, benim param , benim kazanımlarım ve benim iktidarım olabilirdi!”
***
Eski Rusya’da iki Rus konuşuyorlarmış.
“Dün gece İçişleri Bakanlığında yapılan hırsızlığı duydun mu?” diye somuş birinci adam.
“ Hayır, duymadım!” demiş ikinci adam “Önemli bir şey mi çalmışlar?”
“ Çok önemli bir şey!” demiş birinci adam “ Seçim sonuçlarını çalmışlar. Hem de önümüzdeki yıl yapılacak olan seçimin sonuçlarını!”
Çok şükür biz eski Rusya’da değil, Yeni Türkiye’de yaşıyoruz.
O yüzden, bizde henüz yapılmamış bir seçimin sonuçlarını çalmak asla mümkün olmaz.
Bizde sadece, önümüzdeki seçimde Cumhurbaşkanı adayı olacak isimleri bir bir engelleyip, gelecek seçim için umutlarımızı çalmaya çalışıyorlar.
Neyse ki Gazi Mustafa Kemal Atatürk,
“Umutsuz durumlar yoktur, umutsuz insanlar vardır. Ben hiçbir zaman umudumu yitirmedim!” diyerek bu konuda da yolumuzu açmış.
Bizde umut hiç tükenmez ve umudumuz şudur ki bu millet artık bir daha kandırılmak istemeyecektir.
Yüreğinizden sevgi, içinizden ümit, yüzünüzden tebessüm eksik olmasın!
Sevgi ve saygılarımla…
Ulvi Puğ














