HANİ OLMAZDI
Fıkra bu ya; Temel çocuklarına Ağustos böceği ve karınca masalını anlatıp, bütün yaz boyunca karınca gibi çalıştırmış.
Dursun da çocukları ile beraber yan gelip yatmışlar.
Kış gelince Dursun, Temel’in kapısını çalmış. Temel ağzı kulaklarında açmış kapıyı ve “ Ula pütün yaz yan gelup yattın. Şimdu ne isteysun?”
“Ne isteyeceğum ula?” demiş Dursun “ Kışın puralar çok soğuk olayi. Pen çocukları alup Fransa’ya gideyrum. Paris’ten bir isteğun var mi diye sormak istedum!”
Kanı beynine çıkan Temel; “ Tek pir isteğum varidur!” demiş öfkeyle “ O, La Fontaine denen şerefsuz herifu orada görürsen, söyle onun ta ağzuna sıçayum!”
Allahtan,
“Sen ağlama anam dertlerim çoktur
Çektiğim çilenin hesabı yoktur
Yiğitlik yolunda üstüme yoktur
Eşkıya dünyaya anam hükümdar olmaz” sözlerinin yazarı belli değil.
Yoksa, sadece Temel değil, bütün dünya;
“ Hani ulan eşkiya dünyaya hükümdar olmazdı!” diyerek şairin ağzına etmeye kalkardı.
Çünkü Tramp’ın emri ile Venezuela Devlet Başkanı Maduro ve eşi Saraylarından kaçırılarak New York’a götürüldü.
Dahası, herif bunu, Saraydan Kız Kaçırma Operasını yazmış Mozart rahatlığıyla, Venezüela’yı biraz biz yöneteceğiz diye gururla anlatırken, sırada Küba ve Kolombiya var, diyerek tehdit de ediyor.
Yani, tam bir Eşkiya Dünyaya Hükümdar Oldu örneği.
Küba’da Sayın Erdoğan’ın bile hayran kaldığı Başkanlık Sarayı var. Kolombiya Devlet Başkanı da Sarayda kalıyor.
Nefes Gazetesinin haberine göre Maduro ve eşi de saraydan kaçırılmış.
Yani Trump’ta kendi Beyaz Sarayından daha güzel saraylarda oturan liderlere karşı bir kıskançlık var gibi.
Buradan da Sayın Erdoğan’ın ne kadar ileri görüşlü bir lider olduğunu bir kez daha anlıyoruz.
Biz ısrarla Ak Saray derken, Sayın Erdoğan ısrarla Cumhurbaşkanlığı Külliyesi diyordu. Demek ki bir bildiği varmış.
Dün haberlerde şöyle göz ucuyla Sayın Erdoğan’ın Pazartesi günü saat 16.00 gibi Trump’la görüşeceğini okumuştum.
Hemen büyük bir endişeyle haberin detayına bakıp rahatladım. Amerika’ya gitmiyormuş, sadece telefon görüşmesi yapacakmış.
Sayın Erdoğan, gençlerle yaptığı toplantıda;” Şu anda dünya bizi kıskanıyor, kıskanmakta da haklılar!” demişti.
Şu anda dünyaya hükümdar olan bir eşkiya var. Ya o eşkiya, “ Külliye, Saray farketmez” derse…
Bence, bir daha Amerika’ya hiç gitmesin.
Sayın Erdoğan, Trump’la telefonda Ukrayna, Rusya barışını görüşecekmiş. Bir devlet başkanını paketleyip, kaçıran adamla barış görüşmesi yapmaktan bir sonuç alınmayacağı belli de…
Allah korusun, Sayın Erdoğan’sız bu millet ne yapar, işte o hiç belli değil.
Ya,Trump, Emel Sayın’ın Gülizar filminde söylediği şarkı gibi;
“Kıskanmakta haksız mıyım Gülizar?” derse…
Fıkra bu ya Neil Armstrong’un torunuyla küçük Temel konuşurken, torun; “Benim dedem, aya ilk ayak basan insan!” demiş gururla.
Küçük Temel; “ Ya benum dedem!” diye girmiş söze altta kalmamak için ve biraz düşünüp devam etmiş “ Senun deden gibi aya bir kere ayak basmış değul! Emeklu maaşunu alduğunda, alacaklulara yakalanmamak içun, her ay sırra kadem basan bir adamdur!”( Bir Ulvi Puğ fıkrasıdır!”)
Bence, bırakın Amerika’ya ayak basmayı, bir müddet Sırra Kadem Basmakta bile yarar var!
Malumunuz, Bütün dünya bizi kıskanıyor ve kıskanmakta da haklılar!
Yüreğinizden sevgi, içinizden ümit, yüzünüzden tebessüm eksik olmasın!
Herkese, İyi Pazarlar!
Ulvi Puğ














