GÖZE Mİ GELDİK?
İflasın eşiğindeki Dursun, tefeci Temel’in karşısında almış soluğu ve “ Mümkünse bir milyon liraluk bir kredu almak isteyrum.” demiş.
“ İki küçük inceleme yapmamuz gerekeyi.” demiş Temel “ Yaklaşun ve gözlerinizu iyice açun pakayum!” deyip gözlerinin içini incelemiş ve “Tamam!” demiş “ şimdu de arkanizu dönüp pantolonunuzu indirun.”
Çaresiz denileni yapmış Dursun. Temel gerekli incelemeyi yaptıktan sonra;
“Maalesef size kredi veremeyuz Dursun Bey!” demiş.
Yapılan inceleme yönteminden ve sonuçtan memnun kalmayan Dursun öfkeyle sormuş;
“Niçun veremez mişinuz?”
“ Çünkü Dursun bey!” demiş Temel “ Sizde bu krediyi alacak göz var ama ödeyecek g.t yok!”
Evet, gözler kalbin aynasıdır, derler ama bazen bir kişi hakkında karar verebilmek için gözlere bakmak yetmeyebilir.
Belki de onun için;
“Belki de konuşuyordur gözlerin
Ama ben gözce bilmiyorum ki;
Sizce biliyorum
Usulca biliyorum
Masumca biliyorum…” demiş Cemal Süreya.
Bazen de gözceyi bilmek üzer insanı.
Onu da Attila İlhan yaşamış ve
“gözlerin gözlerime değince
felâketim olurdu ağlardım
beni sevmiyordun bilirdim
bir sevdiğin vardı duyardım” demiş.
Her göz de her şeyi aynı şekilde anlatamaz tabii. Yani, bazen de gözler bilmez gözceyi.
Temel’in televizyonda izlediği romantik filmde, başroldeki adam kadına;” Gözlerime bak sevgilim!” demiş “ Bak ne görüyorsun?”
“Aşkımızın ışığını görüyorum!” diye cevap vermiş başroldeki kadın en şuh sesiyle.
Bu sahneden çok etkilenen Temel, hemen mutfakta bulaşık yıkayan Fadime’nin yanına koşmuş ve ; “Bırak şu bulaşuklaru da gözlerume bak Fadume!” demiş.
Dönüp bakmış Fadime.
Temel heyecanla sormuş; “ Ne göreysun?”
Fadime tekrar bulaşık yıkamaya dönerken cevap vermiş;” Ne göreceğim da? Üç günlük çapak göreyrum.”
Bir de; “ Gözleri velfecri okuyanlar” vardır.
Yıllardır gözünüzün içine baka baka yalan söylerler farkına bile varmazsınız.
Onlarda; sizin çocuklarınızı askerde şehit ettirirecek, sizin çocuklarınızın okullarda katledilmesine, sizin çocuklarınızın okullara aç biilaç şekilde gitmesine, sizin çocuklarınızın yoksul, işsiz bırakılmasına, muhalefet partisine mensup belediyelere karşı yapılan haksızlıklara, adaletsizliklere yumulacak göz vardır.
Vardır da, acaba, kendi çocuğunu askere gönderecek, kendi çocuğunun bu vatan için şehit düşmesini kabul edecek, milletin çocuğu açsa, işsizse, yoksulsa benim çocuğum da aç, yoksul, işsiz olsun diyecek, benim partilim, benim yandaşım da suç işliyorsa cezasız kalmasın diyecek organları var mıdır bilmem.
Sizin Temel gibi, o organı da açıp kontrol etme imkanınız olmadığı için, siz siz olun gözceyi çok iyi öğrenin.
En azından:
Uyanıklık yapmadan uyananın,
Açıkgözlük yapmadan gözünü açın!
Gözleriniz, gerçekliği tüm çıplaklığı ile görünce, aklınıza hemen bir çift Mavi Göz gelecek ve hep birlikte haykıracaksınız:
“Sana hasret sana vurgun gönlümüz
Neredesin mavi gözlüm nerde
Bu gemi bu karadeniz
Sarı saçlım mavi gözlüm
Nerde, nerde, nerdesin dost!” diye…
Göze gelmek, diye bir deyim olsa da hiç korkmayın.
Göze gelmek, bir seçimde daha diğer organa gelmekten çok daha iyidir.
Yüreğinizden sevgi, içinizden ümit, yüzünüzden tebessüm eksik olmasın.
İyi Pazarlar olsun!
Ulvi Puğ














