KAVGA
Karakolun kapısından içeri ağlayarak giren küçük Temel; “Polis amca, lütfen yardum edun!” Babam bir adamla kavga edeyi!” diye bağırmış.
Hemen bir polise birlikte sokağa çıkmışlar. Bakmış ki gerçekten de iki adam sokak ortasında tekme tokat dövüşüyor, polis sormuş:
“Peki hangisi senin baban?”
Küçük Temel gözyaşları içinde cevap vermiş:
“Bilmeyrum ! Onlar da zaten bu yüzden kavga edeyuler!”
CHP’nin durumu da küçük Temel’den farksız hale gelmiş durumda. Sayın Özgür Özel ile Sayın Kemal Kılıçdaroğlu bu partinin babası benim diye kavgaya tutuşmuş durumdalar.
İktidar avuçlarını oğuşturup gülerken, biz de küçük Temel gibi, göz yaşları içinde kavgayı izliyoruz.
Küçük Temel büyümüş ve nişanlısı Fadime’yi arabasıyla, gezmeye çıkarmış.
Arabayı manzaralı ve kuytu bir yere götüren Temel el firenini çekerken eli Fadime’nin eline deyince, Fadime utancından ve sinirinden kıpkırmızı olmuş.
Temel’de çok utanmış ve hemen arabayı çalıştırıp Fadime’yi evine geri götürmüş.
Bir yıl sonra nihayet evlenmişler ve düğün biter bitmez, balayı için arabayla Bodrum’a yola çıkmışlar.
Bodrum’da otele vardıklarında, Temel gene el frenini çekmiş ve eli gene Fadime’nin eline değmiş.
Bu sefer, aynı hatayı yaptığı için Temel kıpkırmızı olmuş.
Durumu gören Fadime Temel’i rahatlatmak için; “Ula Temel, artuk evliyuz daaa!” demiş “ Yani daha da ileru gidebilirsun!”
Temel bunu duyunca gerçekten çok rahatlamış ve “Çok çok teşekkürler Fadimeciğum!” diyerek, hemen el frenini indirip Marmaris’e doğru yola çıkmışlar.
Öncelikle şunu belirteyim ki ben ne Özgür Özel ne de Kemal Kılıçdaroğlu hayranıyım.
Benim hayranlık duyduğum tek lider Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür.
Ben, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün iki büyük eserinden biri olan cumhuriyetimizin bugün başında olanların, Atatürk Cumhuriyetiyle olan kavgalarını ne kadar ileri götüreceklerini büyük endişeyle izliyorum.
Ben; bu kavgayı endişe ile izlerken, bir de Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün diğer büyük eseri olan Cumhuriyet Halk Partisi’nin başında dün oturanla, bugün oturan arasındaki kavganın, ne kadar ileri gideceğinden endişe duymak istemiyorum!
Bu yüzden, siyasette halen;” Ben ne olacağım?” sorusunu sorarak plan yapanlara çağrım şudur;
Artık hiç kimsenin “Ben ne olacağım?” sorusunu sorma hakkı yoktur.
Artık;” Bizlere emanet olan Cumhuriyetimizin, vatanımızın, milletimizin, insanların ve insanlığın geleceği ne olacak?” sorusunun sorulması ve bu sorulara ortak akılla cevaplar üretilmesi zamanıdır.
Önümüzdeki genel seçimi kaybedersek, “ Seçimi benim değil, onun yüzünden kaybettik!” demenin hiç kimseye faydası yoktur.
Karşı taraf, iktidarını korumak için Apo’ya bile “ Kurucu önder!” diye hitap edip statü verme derdindeyken, bu ülkenin gerçek Kurucu Önderinin kurduğu partide Atatürk’ün Koltuğunda oturma onuruna sahip olanların, kim olurlarsa olsunlar bir birleri ile kavga etme hakları da lüksleri de asla yoktur.
Gün birbirimizle yaptığımız kavgayı ileriye götürmenin değil, el ele vererek CHP’yi İktidara Götürmenin günüdür.
Seçimi hep beraber kazandık, demek varken, senin yüzünden kaybettik tartışmasını doğuracak bir sonuca, hiç birimizin tahammülü yok.
Umarım ve dilerim ki; ileride bu günleri yazacak siyasi tarihçilere, karikatürdeki gibi bir kitap yazdırmayız!
Sevgi ve saygılarımla…
Ulvi PUĞ














