Son zamanlarda düşünüyorum: Umudumuzu pencere kenarına koysak, acaba çiçeklenir mi?
Yoksa belediye, “izinsiz yeşillik yetiştiriyorsun” diye ceza mı yazar bana?
Ne de olsa bu ülkede saksıda bile fazla umut yeşertirsen, biri gelir “o fazla gölge yapıyor” der ve keser.
Belki diyeceksiniz, “Bizde her mevsim yeniden ekeriz umudu.”
Ama topraklarımız artık kurak ve havamız da kirli, saksıda ucuz Çin malı olunca.
İnanın yeşereceği varsa da vazgeçiyor yeşermekten.
“Yüreğimi budasam, filizlenir mi. Hayat?” diye sordum kendime geçenlerde.
Ama anında belleğim hatırlattı bana: Bizde budama genelde umutlara yapılır, yüreklere yan ürün olarak dalıyoruz hep.
Belki hayatı biraz daha ince işlersek,
şu ruhumuzdaki kaba fırça izlerini zımparalasak…
Ama yok, biz genelde fırçayı kalın tutmayı severiz millet olarak.
Ne de olsa hayat kısa; detayla uğraşmaya gerek yok deriz ya,
“Böyle de olur” yeterlidir bizim metotlarımızdan biri, ne de olsa boş verdir .
İnsanız ya,
kiraz çiçekleri gibi pembeleşir mi dünyamız, diye umutlandım bir an.
Sonra kiraz fiyatlarını hatırladım, moralim bozuldu.
Kiraz çiçeği bile bizde ithal olmuş neredeyse;
pembe düşlerimiz bile son zamanlarda döviz kuruna bağlı .
Rüzgârın akışına mı bıraksak her şeyi? Ha ne dersiniz .
Güzel fikir ama riskli oda …
Rüzgâr hep ters yönden esiyor çünkü;
bizim saçlarımız değil, sinirlerimiz uçuşur valla.
Bir serçenin yavrusuna uçmayı öğrettiği gibi mi işlesek hayatı?
İlmik ilmik, sabırla, sevgiyle diyeceğim var.
Ama hangi sabır?
Kargo üç gün geç gelse sinir krizi geçiren bir milletiz unuttukmu;
hayata sabır mı dikeceğiz, motif, motif. Bizde nerede?
Bir sevgilinin saçlarını okşarcasına yaklaşmalı belki de yaşama. Diyesim var hani gene de yok değil.
Ama ben daha çok saç dökülmelerimi topluyorum,
Hayata okşamak nerede, süpürgeyle müdahale ediyorum desem yalan olmaz hani.
Açıkçası adıma kararsızım.
Hayata dair bilgim de YouTube özeti kadar yüzeysel.
Bazen kendimi uzaktan izliyorum,
ama Netflix’te bile daha sürükleyici şeylerin var olduğu çarpıyor suratıma.
Kendimi izlemeye devam etmem için en azından ikinci sezonu beklemek zorunda olduğumda aşikar .
Siz nasılsınız, bilmem.
Ama ben hâlâ umudu pencere kenarında bekletiyorum.
Filizlenirse ne âlâ…
Filizlenmezse de, en kötü ihtimalle saksıyı çiçekli gösterir. Diye umudumu, umutlandırmaya devam ediyorum..














