Okuduklarımızdan, izlediğimiz filmlerden, çevremizden pek çok insanın hayalidir bir gün emekli olup bir sahil kasabasına yerleşip, balık tutmak.
Benim de hayalim bir deniz kasabasına yerleşmekti.
Yok yahu balık tutmak için değil.
Sabah sokağa çıktığımda esnafla, komşuyla selamlaşıp, laflaşmak, ekmeğimi, gazetemi alıp eve dönmekti yani çocukluğumdaki mahalleyi, sokağı yaşamak içindi.
(Sabahın erken saatinde bakkalı açardık; babalar işe gider, anneler sokağı sular, süpürürlerdi. Süpürürken koyu sohbete dalar arada kahkaha atarlardı. Duyuldu mu diye de sağa sola bakarlardı utangaç utangaç. Ayyy, ne güzel insanlarmış ilk çocukluğumun insanları.
Sevgiyle yad ediyorum gideni, kalanı…)
Sahil kasabalarına gittikçe o hayalin gerçekleşmeyeceğini anlamak zor olmadı, vazgeçtim sahil kasabasına yerleşmekten.
Zamanla doğaya yerleşme hayalleri kurmaya başladık eşimle. Daha doğrusu eşimin hayali idi doğaya yerleşmek. Ben gerçekleşmesini destekledim. (Henüz doğaya tamamen yerleşmeye hazır değili-di-m.)
Birimizin hayali gerçek olacaktı hiç olmazsa.
Öyle de oldu.
On iki yılda yamaç, yabani otlarla dolu bir toprak parçasını emek emek işleyip, kendi cennetimize çevirdik.
Adını da “GülAl Bahçe” koyduk.
Ailemizle, dostlarımızla, arkadaşlarımızla keyfini yaşıyoruz. Umarım daha uzun yıllar sağlıkla yaşarız.
Sözü başka bir hayalimize getireceğim onun için anlattım üsttekileri.
Uzun yıllar önce Avrupa’ya ilk gittiğimizde yollarda neredeyse otomobil sayısı kadar karavana rastlamıştık.
Her gördüğümüzde “Biz de alalım bir karavan, gezelim her yeri.” demiştik. Yirmi üç yıl geçti neredeyse üzerinden.
O yıllarda güzel yurdumda tek tük görmek mümkündü karavanları.
Son yıllarda ülkemizde de yaygınlaştı.
Pandemi döneminde ve sonrasında patlama yaşanmış.
Özellikle sahil kesiminde karavan kampları çoğalmış.
Bunun yanında şehir merkezlerinde sorun olmaya başlamış karavanlar.
İzmir’de de benzer sorunlar yaşanınca,
İzmir Büyük Şehir Belediyesi karavan park yeri olarak; Balçova, Bornova, Çiğli ve Konak ‘ta ücretsiz yer göstermiş.
Özel karavan park yerlerinin kiraları hiç de ucuz değil öğrendiğimize göre.
Elbette karavan fiyatlarında da patlama yaşanmış. Pandemi öncesine göre iki üç kat artmış.
Günlerce araştırdık, yerli mi yabancı mı, motokaravan mı, çekme karavan mı?
Tecrübeli arkadaşlardan fikir aldık.
İkinci elle başlayın diyen de, birinci el alın temiz temiz kullanın, diyen de oldu.
Motokaravan ve çekme karavan meraklıları varmış, onu da öğrendik.
Her ikisini deneyimleyenler; avantajlarını ve dezavantajlarını anlattılar.
Anlayacağınız karar vermemiz biraz zor oldu doğrusu.
Birinci el, çekme karavan almaya karar verdik. (Hijyen takıntımdan ötürü.)
Yok yok nerede lüks bir karavan almak.
Orta halli bir karavan oldu bizimki.

Alırken fiyatına (Avrupa ve ayarındakiler çok pahalı idi), bilindik bir marka olmasına (son iki üç yılda çok fazla karavan üreticisi oluşmuş), teknik servis hizmeti alabileceğimiz bir marka olmasına özen gösterdik.
Gücümüz ölçüsünde bir hayalimizi daha gerçekleştirmiş olduk.
Kullanıp göreceğiz, deneyimlerimizi sizinle paylaşmayı düşünüyorum.
Macera başlasın bakalım…
İyi dileklere, yürekten teşekkürler şimdiden.???
HAMİŞ: Daha iyileri, iyi yürekli insanların olsun efenim.














