Dün İzmir’de yaşanan afet düzeyindeki yağmur ve sonrası görüntülerini sosyal medyada gördüm. Artık ülkemizin, dünyanın pek çök yerinde rastlanan bu görüntüler için “oluyor işte, küresel ısınma, iklim değişikliği” diye geçiştiremeyiz. Alınacak tedbirler var elbet, zor ve zahmetli ama olanaksız değil çözüm bulmak.
Asıl zor olansa yaşanan afet sonrası doğan zarar, maddi manevi işkence insanlar için, doğa ve çevre için. Yağan şiddetli yağmur sonrası zemin kat konutları, işyerlerini basan su, yollarda kalan araçlar, kördüğüm olan trafik. Büyük travma ve yıkım yaratıyor şehrimiz insanında.
Geçtiğimiz hafta Konak ilçemiz sınırlarında kalan, çevre otoyolu dışında alternatifi olmayan, şehrin kuzey ve güneyini bağlayan bölgede üç büyük arsa ile ilgili imar değişikliği haberini almıştık. “Çözüm üretemedik, bari yükü artıralım” gibi bir şey oldu bu iş.
Saçmalamayı bırakın artık. Ranta hizmeti, halka eziyeti kesin. İptal edin bu gözünü para bürümüş, şehir için gereksiz planı. Geçmişte her plana itiraz eden; Mimarlar odası, Şehir Plancıları odası neredesiniz? Neyi bekliyorsunuz? Geri dönülmez yolun başındayken niye sesiniz çıkmıyor? Meclis Üyeleri, odalarla birlikte “Yürütmeyi Durdurma” kararı aldırmanız sizin göreviniz, sorumluluğunuz, bu sizin için işten bile değilken, neden yapmıyorsunuz?
Süreci izliyorum, kimse yargı yoluna gitmezse bölge yaşayanları, çalışanları ve parsel sahipleri şehrimiz için gereğini yapacaktır. Hiç kimse yargıya gitmezse ne olacak peki?
Şehrin geleceğini ranta teslim etmeyeceğiz elbet.














