—————
İlk defa yazıya nasıl başlayacağımı kestiremedim…
İlk defa bu kadar kırgın, kızgın ve şaşkınım…
Yer Îzmir’in en güzel sahili olan ilçelerinden birisi…
“Sakin şehir” gibi Uluslararası ünvanlı…
İlçenin…
Öyle yada böyle marka değerli Sığacık bölgesine konmuş etkinlik…
Etiketi de oldukça iddalı:
“2. SEFERİHİSAR KİTAP GÜNLERİ
Okuduğunuzda kulağa ne hoş geliyor değil mi?
Kitap Günleri!
İzlenim yazmak…
Kimi zaman çok kolaydır…
Lakin kimi zaman öyle zordurdur ki…
Yazıya iliştirecek sözcük bulamazsınız!
Tam da şimdi o haldeyim…
Yahu neresini, nesini yazayım bu rezaletin!
Panayır desem o da değil!
Belli ki bu Belediyenin bir Kültür Müdürü yok!
Ondan sorumlu bir Başkan Yardımcısı yok!
Zaten gördüğüm kadarıyla Belediye Başkanı Îsmail efendinin okur- yazar olduğundan bile şüpheliyim…
Göstermeseler kim olduğunu…
Hani o gece kulüplerin kapılarında dikilen bodyguardlar var ya…
Aha onlardan biri sanırsınız, kendisini görseniz!
Yani Belediye Başkanı…
Hem de böyle turistik gözde bir yerin yerel yöneticisi demeye bin şahit ister inanın….
Hadi kılık- kıyafet, iletişim noktasında ağam derinlik sarhoşluğu yaşıyor, kendini bilemez halde, tamam da…
Yahu kardeşim sen hiç mi bir kitap okumadın?
Hayatında bir kitap etkinliğine, fuarına gidip orada bir yazar tanımadın?
Sevgili okurlar,
Manzara şu:
Güneşin alnına yan yana dizilmiş masalar…
Üstüne yerleştirilmiş kitaplar ve yazgılarıyla bir başlarına bırakılmış garip bir yazar topluluğu…
Çoğu yaş almış güzide insanlar!
İçlerinde de hayli sayıda öğretmen var!
Ey İsmail kardeş…
Hadi “okuma özürlü” olduğun için…
Yazar nedir, ne değildir bilmiyorsun deyip, seni “engelli” sınıfına koyup affedelim…
Yahu okula gidip öğretmen filanda mı görmedin be birader?
Hiç mi edep, adap öğretmediler sana?
Saygı nedir bilmiyorsun?
Alandaki o kostak kostak dolaşın ne?
Senin konukların onlar değil mi?
Bırak çay- kahve ikramını…
O sıcakta…
Bir bardak su bile mi vermez insan, dili damağına yapışmış bu yazar topluluğuna?
Etraftan geçen tren yokken…
Sen nereye bakıyorsun be BAŞKAN?
Kitap standının dibinde…
Hem de uzun bir süre..
O bando takımının işi ne?
Zaten insanın
mumla arandığı “muhteşem (!)” etkinliğine yolunu şaşırıp gelmiş o bir kaç kişide kaçıp gitsin diye mi?
“Çanta” ile Belediye Başkanı belirlenince, canım yerleşim yerleri böyle yerel yönetimlere mahkum kılınıyor işte!
Sizin…
İl, İlçe yerel yöneticileriniz…
“ÇAĞDAŞ” kişilerden oluşsun talebiniz…
Kimi korkularınız…
Bakın görün nasıl kötüye kullanılıyor!
Sahi…
Bir Seferihisar mı böyle?
Hayır!
Hemen hemen tüm Belediyelerin durumu böyle içler acısı…
Genel seçimlerin sonuçlarına ilişkin değerlendirmelerim virgülüne kadar doğru çıktı değil mi?
Şimdi buraya yazıyorum:
Bu Başkanlar değişmez…
Yerlerine de benzerleri aday gösterilirse…
Emin olun ÎZMİR’de CHP, tarihinin en büyük hezimetini yaşar!
Artık yeter!
Ya bu pespayeliğe bir son verilir…
Ya da İzmir halkı başının çaresine bakar!…














